
|

Halk Ekmek, İSO 500’e nasıl girdi?
İstanbul Sanayi Odası İSO’nun 500 büyük firma 2001 araştırmasının sayfalarını çevirirken karşıma Halk Ekmek çıkıverince ilk tepkim, "Nasıl yoksullaştığımızın resmidir" oldu her nedense. Geçen yılki sırasına baktım, yanında tire var. Yani ilk kez girmiş ve girer girmez de 400 barajını aşıp 389. sıraya oturmuş.
Genel Müdür Vekili Kamil Kolabaş’ın bilgilerine başvurduğumda durum biraz değişti. Halk Ekmek’in Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasına katılmasında sadece halkın yoksullaşması, ekmeğin vazgeçilmez gıda maddesi oluşu ya da krizin vurduğu diğer sanayi kuruluşlarının tepetaklak gidişleri değil, 2001 başında devreye giren ciddi bir kapasite artışının da etkili olduğunu öğrendim. Ancak bu kapasite artışında, Halk Ekmek önündeki kuyrukların giderek artmasının da payı var kuşkusuz.
Fabrika sayısı 1’den 3’e çıkarılarak 1 milyon adet olan günlük üretim kapasitesi 1 milyon 850 bin adede yükseltilmiş. 2001’de toplam 550 milyon ekmek satmışlar. 310 güne (pazarları kapalı) böldüğümüzde günlük ortalama 1 milyon 774 bin adete geliyor. 40 trilyon liralık ciroya, ortalama 90 bin liralık ekmek fiyatıyla ulaşmışlar.
Kolabaş’tan aldığım bilgiye göre İstanbul’da günde 10 milyon adet etmek satılıyor. Ve piyasanın yüzde 20’ye yakın bölümüne hakim olan Halk Ekmek, ciddi bir fiyat terbiyecisi olarak İstanbulluları ekmekte fahiş fiyata mahkum olmaktan kurtarıyor. Kolabaş, "Biz piyasada olmasaydık, İstanbul’da ekmeğin fiyatı bugün 500 bin lirayı bulurdu" diyor. Sektörün oligopol yapısı, hepimizin malumu. Fırıncılar yıllar yılı ortak hareket ederek fiyat dikte ettiler. Ekmek bugün 500 bin liraya çıkar mıydı bilemem ama, gramla oynayarak da olsa 100 - 175 bin lira arasında değişen fiyatlara ekmek satıyorlarsa, bunun Halk Ekmek’in piyasa düzenleyiciliği sayesinde olduğundan kuşkum yok.
1971’de kurulan Halk Ekmek, Refah Partisi İstanbul Anakent Belediye Başkanlığı’nı kazanıncaya kadar etkisiz bir konumdaydı. 1994’te atağa kalkan kurum, Ali Müfit Gürtuna’nın belediye başkanlığıyla birlikte kapasite artışıyla hem daha geniş kitlelere ulaştı, hem de piyasa düzenleyiciliği işlevini pekiştirdi.
| Halk Ekmek'te rakamların dili |
| Yıl |
Ciro (mil. TL) |
Satış (adet) |
Personel |
Fiyat(TL) |
Gramaj |
| 2001 |
40 126 |
510 milyon |
492 |
90 bin |
200 |
| 2000 |
16 542 |
314 milyon |
550 |
60 bin |
250 |
| 1999 |
12 719 |
290 milyon |
571 |
45 bin |
250 |
| 1998 |
5 123 |
218 milyon |
541 |
35 bin |
300 |
İSO 500’de ‘faaliyet dışı zarar’ dönemi İstanbul Sanayi Odası İSO’nun 500 Büyük Firma araştırmasına 90’lı yıllar boyunca sık sık şu tür başlıklar atılırdı:
Faaliyet dışı kârlar patladı Kârlar üretimden değil faizden
Hafta içinde açıklanan 2001 500 Büyük Firma sonuçları bu kez tam tersini gösteriyor. Faaliyet dışı zararlar arşı âlâya çıkarak 339 trilyona ulaştı.
Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizinin yaşandığı 2001’de, sanayi kuruluşlarının üretimden kâr etmeleri beklenmiyordu zaten. Yine de zarar rakamlarının kabarması "faaliyet dışı!" Çünkü sanayi kuruluşları, o dönemde genelde dövizle borçlanmışlardı. Hükümetin çapalı kur politikası da, dövizle borçlanmayı daha rantabl hale getirmişti.
Şubat kriziyle birlikte Türk Lirası’nın değer kaybı bir ara yüzde 140’lara kadar varınca, bilançoların kredi faizleriyle ilgili kalemi birdenbire müthiş şişiverdi. Dünyanın en iyi şirketi olsa bilançosuna yansıması herhalde menfi olacaktı. Eğer enerji şirketleri gibi ürettiği malın tümünü yüksek fiyattan devlete satmıyorsa ya da fiyatını devletin belirlediği bir malın dağıtımını yapmıyorsa...
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|