
|

Siyaset Gazinosu’nun halk günü!..
Siyaset Gezegeni ve Eğlence Gezegeni’nin atmosfer değerleri aynıdır... Her ikisi de var olmak için izleyenlere gerek duymaz. Bu yüzden "haftanın en şık hanımlarından" bile bir parti kurulabilir; hiç problem olmaz!
İbrahim Tatlıses, ne dese evet diyecek kıvama gelmiş konser kalabalığına, sadece "halkla" konuştuğu zaman abarttığı şiveli konuşmasıyla soruyor: "Beni milletvekiliniz olarak görmek istiyor musunuuuz?!" Doğal olarak "Evaooaet!" gibisinden bir sevinç gürültüsü kopuyor. Örneğimizde de görüldüğü gibi, öyle uzun uzun siyaset yapmanın alemi yok! Bu şekilde kısaca oylama yapılabiliyor.
Bu müstesna tablodan da anlaşıldığı gibi, halkımız İbo’yu vekillerin arasında, gerek Ankara’daki siyaset muhabirlerine tatlı tatlı "Allah cezanı verecek" derken, gerek dansçı Asena’yı bir Rahşan Hanım tadında "revize" ederken, gerekse kürsüde müteessir olduğu bir memleket meselesiyle ilgili "erkek göz yaşları" dökerken görmek istiyor. İstiyor, işte o kadar!
Siyaset sahillerinde bekliyorum! Hülya Avşar, aile çay bahçesi teamüllerine uygun dekoltesi eşliğinde açıklama yapıyor: "5 yıl sonra siyasete gireceğim. Bakıyorum, halk siyasetten kopuk. Biz sanatçılar halkla siyaset arasında köprü olabiliriz."
Röportaj sırasında taktığı güneş gözlükleri sebebiyle "ideolojik bakış açısı" pek seçilemiyor. Ama zaten o, daha ziyade bir gazino dünyası olarak siyasetten bahsediyor gibi; siyaset gazinolarından -"parti" adıyla da bilinir- birinden, assolistlik olur, show kadınlığı olur, bir teklif bekliyor!
Tatlıses de, Avşar da "dünyalarını değiştirmek" istiyor besbelli. Daha ağır mevzulara takılmak istiyorlar sanki. Halkın tezahüratını "siyasetimsi" bir şeye tahvil etmek istiyorlar. Bu pervasızlıkta o kadar da haksız değiller. Çünkü aslında artık siyaset dünyası da magazin dünyasına benziyor. Şöyle ki...
Magazin ve siyaset gezegenleri Magazin programlarında bir gezegen var sanki; kişilerini, olaylarını, yaşam koşullarını, atmosfer değerlerlerini uzaktan, izleyerek bildiğiniz bir gezegen bu: Eğlence Gezegeni! Kendi aralarında eğleniyorlar. Eğlence Gezegeni’ndeki hayatın sürmesi için izleyicilere, yani halka ihtiyacı yok. Kendi kendini besleyen, kendi kendini döndüren bir gezegen bu. Tıpkı Siyaset Gezegeni gibi. Ankara’dakiler de, yenileriyle eskileriyle bütün o yüzler ve oluşumlar sanki kendilerini izleyenlere ihtiyaçları yokmuş gibi davranıyorlar.
"Çankaya’da kısa paslaşmalarda" top hiç halkın ayağına geliyor mu? Onlar tıpkı Laila’dakiler gibi dans ediyorlar! İnsanlara, insanlığa değil, kendi kendine bakan, kendi kendine baktıkça coşan bir Siyaset Gezegeni bu. Tıpkı magazin programı meyhanelerindeki gibi hiç yoktan masaların üzerine çıkıp eğleniyorlar!
"Yepisyeni" yüzler O bakımdan yani, Hülya Hanım’ın da, İbrahim Bey’in de bu çıkışları mesnetsiz bir cesaret olarak değerlendirilmemeli, asla! Çünkü onlar Eğlence Gezegeni’nde nasıl hayatta kalındığını bildikleri için Siyaset Gezegeni’nde de Top 10’a girmeyi becereceklerini, bu iki gezegenin atmosfer değerleri pek farklı olmadığı için soluk alıp verebileceklerini pekiyi biliyorlar. Onlar, hayırlısıyla, siyasette "yepisyeni" yüzler!
İdeolojik bakış açısı mı? Siyaset Gezegeni’nde 1980’de yaşanan depremden sonra sular altında kalan harabeden bahsediyor olmalısınız. Çıkaramadım!
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|