02 Ağustos 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Balcan" delisi

     EYÜPHAN ERKUL

     Aslında cennet gibi bir ülkede yaşıyoruz da farkında değiliz. Bir yazar için malzeme cenneti demek daha doğru olur! Sokağa çıkıp başınızı çevirdiğiniz her yan beni yaz diye bağırıyor. Yarı aksak yaşam biçimimiz, dram sanatı için, bulunmaz Hint kumaşından bile daha değerli. Hele sıcakların artması kumaşı daha da değerli yapıyor.
     Son yılların en sıcak günlerini yaşıyoruz, gazeteler cinayet haberlerinden geçilmiyor. Gün geçmiyor ki, cinnet geçirmiş, elini kana bulamış birilerini duymayalım. Hepsi ‘bize’ benziyor; sudan sebepli, anlık, plansızca, sofistike olmayan... Hatay’da tarla sulama tartışması sonucu abisini, yengesini ve iki yeğenini hiç yoktan öldüren adamı düşünün; trajik olan cinayet mi yoksa anında yakalanması mı karar vermek zor. Temmuz başında İzmir’de, askerden izinli gelen İbrahim Çelik, on yaşındaki Emel Külekçi’yi sorularına gülerek cevap verdi diye bıçakla delik deşik etmiş. Cinayet sırasında elini kesen Çelik, bu ip ucuyla kısa sürede yakalanmış... Örnekleri çoğaltmak mümkün, diğer haberlerde de aynı sonuçları görebiliriz. Suçların çoğu anlık, çoğu kurgulanmamış ve çoğunun faili kısa sürede yakalanıyor. Her yaz olduğu gibi bu yaz da cinayetlerin önüne geçilemiyor, doktorların "termal stres" dediği delilik eşiği ‘şartla salıverilmişçesine’ burnumuzun dibinde yaşıyor.
     İstanbul’da sıcak çıldırmış, yürümenin imkanı yok, yoldan geçen taksiyi çeviriyoruz. Arabanın içi şoförün teriyle buruk kokmuş, amca bez mendili gömleğinin yakasına koymuş, burnundan soluyor. Yolda top oynayan çocuklara korna çalıyor, çocuklar iplemiyor, derken şoför yapacağını yapıp veletlerin üzerine kırıyor direksiyonu. Allahtan kaçıyorlar da salak bir cinayetin tanığı olmuyoruz, Antep’te böylelerine ‘balcan delisi’ derler.
     Gömlekteki kumaş mendili hatırlıyorum, çocukken, Antep’te yazı delirerek geçirenler vardı, onlar da aynı şeyi yapardı. Kışları işinde gücünde olan, aklı başında amcalar, teyzeler yazın gelmesiyle birlikte abuk sabuk hareketler yapıp delirirdi. Eskiden İstanbul’da yazın geldiğini denize düşen karpuz kabuğuyla anlarlarmış, biz gömleği mendillilerle anlardık! Yörede patlıcana ‘balcan’ dendiğinden, yaz çıldırmışlarına ‘balcan delisi’ denirdi. Sağlıklı insanların bazıları patlıcanın çıkmasıyla, sıcaklara dayanamayıp neredeyse kafalarında ‘huniyle’ gezecek hale gelirdi.
     Küresel ısınmayla artık ‘batımız’ da sıcaktan kavruluyor. Modern yaşam biçiminin bin bir türlü stresi yetmezmiş gibi, bir de ‘termal stres’ musallat oldu başımıza. İyi ki, sera patlıcanları kışları da delilerini yaratmıyor! Yazarların hayatın her alanına malzeme olarak bakması pek ‘şık’ olmayan bir davranış ama ‘balcan delileri’ de kaçırılmayacak bir yazı konusu. Artık buraların da patlıcan mevsimi varken bu fırsat kaçmaz.
     Şimdilerde gazetelerde rastladığımız cinnet haberleri biz patlıcan severleri acayip anlatıyor aslında! Zaten işi kırık olan milyonlar burunlarından soluyarak cinnet sıcağına atıyor kendini, sonrası malum. Sebepleri uyduruk olsa da, cinayetlere üzülsek de, bangır bangır beni yaz diye bağırıyorlar.
     Söylemezsem dilim şişer; Ankara’da, ‘küresel’ sıcakta, birden bire dağılan hükümetin patlıcanla bir ilgisi var mı acaba?
     eyuphanerkul@hotmail.com
     
     Yazara e-mail: eyuphanerkul@hotmail.com


 KÜLTÜR & SANAT


Kimi okusak, ne okusak?
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Sofranın hası ve muhabbet
Delilik taşından son biyolojik akıma
Söz uçar yazı kalır
Venedik, düşler ve çelişkiler
Türk resim geleneğinden özetle
Bruce bir halk adamıdır!
Kentlerin yabancı sesi
"Yakalarsam suratını dağıtacağım!"
Beyoğlu’nda yaz şarkıları
Dünyayı kurtaran adamlar
Aç martıların laneti...
Puzzle'ın halkaları
Bir ömür boyu Jules Verne...
"Bizans’ın son âşıkları"
Modern felsefede Sade
Nemrut Tanrıları koruma altında
Duygusal soyutlamalar
Canı aşk çekiyor bu gece
Sufist elektronik
Uzakdoğunun Cüneyt abisi
Doların yüzü sıcak...
Sinemanın kötü kızı
"Hayatı uçlarından tutmaya çalışıyorum"
Türkiye tarihi yeniden yazılıyor
Festival adası
Küçük, kırmızı balığın resimli öyküsü
Replikas’tan "Dadaruhi"
"Balcan" delisi
Hayat atölyesi
"Şöyle ser de, laf kucağımıza düşsün..."
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet