
|

Derviş’in niyeti
KEMAL Derviş, seçimlerden "yönetebilir bir çoğunluk" çıkmasını isterken haklıdır. "Yönetemeyen demokrasiler"in en büyük zaafı, sandıktan "çoğunluk" çıkmaması, ufak partilerin ne zaman bozulacağı bilinmeyen uzlaşmasıyla hükümet kurulmasıdır.
Karl Popper gibi bilim adamları, sandıktan çıkan böyle parçalı sonuçlara "milli irade" denilemeyeceğini söylerken pek de haksız değildir. Çünkü halk bir iktidar adayına oy vermemiş, iktidar seçimlerden sonra partilerin pazarlıklarıyla kurulmuştur.
Derviş "yönetebilir bir çoğunluk" istiyor ama bizim siyasi sistemimizde bunu sağlayacak mekanizmalar yok: Partiler arası ittifak yok, iki turlu seçim yok, cumhurbaşkanını halkın seçmesi yok...
Bugünkü sistemimizde, anlaşabilecek partileri ortak bir şemsiye altında seçime sokacak hukuki bir mekanizma, mesela "ittifak" yoktur!
* * *
ÖNCE, Derviş bugüne kadar siyasete girmemiş, kamuoyunda itibarlı yeni isimlerin katılımıyla yeni bir vitrin oluşturulmasını gerekli görüyor.
Böyle yeni isimlerin katkısına ihtiyaç olduğu kesin.
Derviş açısından akla gelen bir model, bu yeni isimlerin YTP’ye katılması, YTP’nin bir "geniş cephe partisi" olmasıdır. Bu, YTP için elbette bir ölçüde doping olur ama, başka partilere gidecek oylar yine gider Derviş’in arzuladığı çapta "geniş cephe" oluşmaz.
İkinci bir model; Derviş’in "sosyal demokrat ve liberal merkez" yahut daha kapsayıcı "sosyal liberal sentez" dediği anlayışa uygun partilerin ortak bir bildiri ile, seçimden sonra koalisyon kuracaklarını ilan etmeleri ve ortak hükümet programını da açıklamalarıdır.
Her parti kendi oyunu alır, barajın altında kalan yine altında kalır...
Bu modelde zorluk, parti kimliklerini ortak bir davranışa ikna etmektir. DSP ile CHP’yi bir araya getirebilir misiniz?! CHP merkez sağdaki partilerden biriyle veya bu partiler CHP ile, seçime ortak girmeyi "elverişli" görür mü?
* * *
İTALYA’DA bu oluyor. Çünkü sağ ve sol gelenekler hala güçlü olduğu için sağ sağda, sol solda ortak bir program hazırlayabiliyor ve seçim kanunu "ittifak"a imkan tanıyor, toplam "ittifak" oylarına göre milletvekili kazanıldığı için de partilerin işine geliyor.
Fransa’da bu çok daha iyi oluyor ve saat gibi tıkır tıkır işliyor. Çünkü Fransa’da cumhurbaşkanını halkın seçmesi ile birlikte "iki turlu, ittifaklı seçim" gibi mekanizmalar partileri birbirine sımsıkı bağlıyor.
Bizde bu mekanizmalar yok!
Siyasi yarar ve bunu pekiştirecek mekanizmalar olmadan, sırf iyi niyetle "geniş cepheli" bir seçim işbirliği mümkün mü?
Derviş bu iyi niyetle böyle bir geniş cepheyi gerçekleştirmek istiyor.
Bu seçim iki şeyi gösterecek: Bir, iyi niyet ne ölçüde etkindir...
İki, paldır küldür seçime gidiyoruz; sandıktan istikrar çıkaracak hiçbir mekanizmayı yasalara koymadan...
Ve sandıktan "derinleşmiş yönetilemezlik" çıkmasından ciddi olarak endişe ediyorum.
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|