06 Ağustos 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Merhaba, ben tuzluk

     Ayaklarım, bacaklarım hâlâ acıyor. Malumunuz düğün mevsimi. Düğünün de mevsimi var yani. Havalar ısınıyor, milletin aniden "çift" olası, "çiftleşesi" geliyor. Yoksa bana mı öyle geliyor? Hayır, bana kışın katiyen bu kadar çok davetiye gelmiyor.
     Gelinlik beyaz ve ince ya; ince mi gerçekten, o kat kat etekler falan pişirmiyor mu, pişik yapmıyor mu? Demek ki yapmıyor. Yapsa da katlanılıyor. İnsanlar benim bir türlü sırrına vakıf olamadığım bir nedenle hava kaynarken vuslata ermek istiyor. İyi!
     Gitmedim mi? Gittim. Bazı düğünler vardır ki gelin de, güvey de "yakininizdir". Onların "hayatı bundan böyle beraber sürdürelim" hadisesine sizin de bir dahliniz vardır. Evlilik çorbaysa, siz bir nevi tuzsunuzdur. Kaçarınız yoktur. Düğüne gider, tuzluk gibi dikilirsiniz bütün gece. "Merhaba, ben tuzluk oluyorum. Ya siz?" diye sohbet edersiniz gelenle gidenle.
     Evlilik gereksiz bir müessese, ay şu düğünler ne kadar banal mi diyeceğim? Katiyen! Evliliğin gerekliliği fena halde tartışmalı bir konu olmakla birlikte ille de nikahta keramet aranacaksa ben düğün taraftarıyım. Bizim çok güzel adetlerimiz, geleneklerimiz var diye düşünüyorum. Atalarımız -sağ olsunlar diyeceğim, fakat öldüler- her şeyi ince ince düşünmüş, ihtiyaçları karşılamanın envai çeşit yolunu bulup bunlara kılıf uydurmuş.
     Düğün dediğiniz nedir ki? "Biz evlendik, haydi hep beraber oynayalım, elleri havaya kaldıralım" mı? "Biz evlendik, siz de şık şıkıdım giyinin, elinizde kadehlerle kibar kibar gelinle damadın dedikodusunu yapın" mı? Daha çok "Biz evlendik, haydi bize altın takın, para takın, yuvamızı yapın" demek düğün. Evlenme esnasında yapılan her türlü tören de para toplama seremonileri.
     Atalarımız boş durmamışlar, bu para toplama meselesini türlü ritüellerle şirinleştirmişler. Geline kına yakılacak, hop avuç içine bir altın koyun bakalım. Duvak bile yüz görümlüğünün kılıfı değil mi? Bu düğün işi ciddi bir maddi getiri.
     Heyamola diye bir adet varmış, çok güldüm. Ege’de, kına gecesinden sonra alıp gelini yola düşüyormuş kız tarafı. Erkek evini basıp, gelinle güveyi birbirine bağlıyorlarmış. Oğlan annesinin bunlar çözülsün diye her düğüm için bir altın vermesi gerekiyormuş. İyi valla. Ya "Çok yakıştılar, böyle kalsınlar, hazır birleştiler, ben niye ayırayım?" derse oğlan annesi...
     Düğün iyi de, ben ilgili makama bir dilekçeyle başvurmak, bu düğünleri bahar aylarıyla sınırlamak istiyorum. Zira zor oluyor biliyor musunuz, içine pirinç konulmadığı için havadan nem kapan tuzun, küçük kadıncık şekline bürünmüş muhafazası olarak düğünlerde incecik topuklar üzerinde şık şıkıdım dikilmek.
     Sevgili sevgilim kendince gayet haklı gerekçelerle beni bu incecik topuklar üzerinden aşağı indirmeye çabalıyor. Topuklar üstünde yükselen kadın neslinin çocuklarının deformasyonla doğacağını, parmak ucunda yürüyeceğini söylüyor.
     Ona anlatamıyorum kadınların bu hadisenin gönüllü mahkumu olduğunu. Topuklar işin görünen yüzü. G-string rahat mı? Ya sutyen? Şu sıcakta kat kat sürülen fondöten bile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından işkence aleti sayılabilirdi, eğer suratımıza cebren sürülüyor olsalardı. Ya cımbız? Kim kaş yoldurmak ister? Biz bunları konuşurken televizyonda Yıldız Tilbe çıkıyor.
     Kansermiş -geçmiş olsun-, dayak yemiş... Acıklı, en az şarkıları kadar acılı görünüyor Tilbe. Ve çenesindeki benin üzerinde bir süredir alınmamış kıllarla "bi tuhaf" görünüyor. Tilbe oyunu yıldızlık kurallarıyla oynamıyor. Onun yerinde başkası olsa, yok sayılırdı bu alemde. Ama işte kadın güzel şarkılar yapıyor. Bu yüzden mankenlerin mesken tuttuğu magazin programlarına beninin üzerinde kıllarla çıkıyor. İyi yapıyor!
     Ben de incecik topuklar üzerinde dengede durmaya gayret ederek düğün geziyorum. Ayaklarım hâlâ acıyor...
     
     tubakyol@yahoo.com
     



 CUMARTESİ


Muhteşem ikili zindanda
Patronun gözü önünde işten kaytarıyorlar!
"Bizim hayatımız bir bavula sığar"
Bir dönem canlanıyor
Kuşbakışı Dalyan turu...
2002’nin en iyi albümü
Faithless’la tatil yapın
Ne var, ne yok?
Aranıyor
"Yan profilden" Berivan
Merhaba, ben tuzluk
Kahverenginin adı bulundu


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet