06 Ağustos 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Parti yapmaktan spor yapmaya zaman kalmıyor

KAYNAMA NOKTASI

     Ahmet Salih

•   Safran’da çok milletten basketçi ve 22 Ukraynalı kız
•   Anadolu tarihini dansla anlatma modası sürüyor
     
     Sporla, özellikle de futbol ve basketbol ile gece kulüplerinin ilintilendirilmesi bütün yaz sürecek gibi. Futbolcu ve basketbolcularımızın mutad tekil (İlhan Mansız, Ümit Davala, Hidayet Türkoğlu) ya da çiftil (İbrahim Kutluay- Demet Şener) gece kulübü ziyaretlerinin yanı sıra topyekûn partiler de birbirini takip ediyor. Geçen pazartesi ve salı Reina’da tam bir sportif partiler artık "zincirlemesi" mi desek, "enflasyonu" mu desek, işin "ifrat noktasına gelip dayanması" mı desek, öyle bir şey söz konusuydu.
     Pazartesi geniş bir manken katılımıyla Reina’da verilen parti, Fenerbahçeli futbolcu Haim Revivo’nun adına çıkardığı parfümün tanıtımı içindi. En şık çiftin Rüştü-Işıl Reçber olarak saptandığı (Kimler tarafından? Okurun notu.) partide özellikle Ayşe Hatun Önal rol çalmak için elinden geleni yaptı. Şuh kahkahalar, o yerinde duramamalar! Siyah atletin üzerine giydiği ve önünü göbeğine kadar açık bırakan beyaz gömleği (Made by Asena) ve cebine kondurduğu gözlüğüyle (Made by Derya Tuna) İbrahim Tatlıses imaj yenilemişti. Ya da karıştırmıştı. Tatlıses-Revivo dostluğu bir yıl önce Revivo’nun Milliyet Pazar’da Ahmet Tulgar’a verdiği röportajdan Tatlıses’e hayranlık mesajları göndermesiyle başlamıştı.
     Ertesi akşam Reina’da sportif içerikli iki parti birden vuku buldu. İlki Galatasaray futbol takımının yeni formalarının tanıtımı vesilesiyleydi. Fatih Terim ve arkadaşları tanıtım programından sonra Çatana’da yemek yedi.
     Aynı akşam üst kattaki Safran’da da "Efes Pilsen İstanbul World Cup" adıyla lanse edilen uluslararası basketbol turnuvasının açılış partisi yapıldı. Brezilya milli takımı çok sempatikti. Brezilyalılar, Aslı Altan’ın sebze yemeklerine pek rağbet etmediler ama köftelere düpedüz saldırdılar. Kanada Milli Takımı ise "Biz buraya basket oynamaya geldik, parti yapmaya değil" gibi bizim anlayamayacağımız bir gerekçeyle kutlamaya katılmayı reddetmişlerdi. Bir anlaşılmaz nokta da boyunlarında tanıtım kartlarıyla ortalıkta dolaşan
     22 Ukraynalı kızın ne işe yaradığıydı. Partinin sonunda hepsi bir servis otobüsüyle Reina’dan ayrıldılar. Sonradan öğrendik ki bu kızlar turnuva sırasında amigoluk yapmak üzere istihdam edilmişler.
     Alem dergisinin 10’uncu yılı için Dolmabahçe Sarayı’nda çarşamba gecesi verilen davet ise ayrı bir alemdi. Davetiyelerde siyah elbise zorunluluğu ya da en kibarından tavsiyesi belirtilmiş olsa da bluejean-gömlek kombinasyonu yoğundu. Saray görevlilerinin çimlerde sigara söndürenlere değil de gazetecilere müdahalesi şaşırtıcı ve sinir edici, masa ve iskemle sayısının çok üstünde kişinin davet edilmiş olması beklenen bir şey, Rana Pirinççioğlu’nun sunumu ve bu yılın Latin Grammy ödülü adaylarından, 4,5 aylık hamile İspanyol şarkıcı Monica Molina’nın şarkıları ise hoştu. Ve gecenin sonunda bu tür davetlerin yeni "sine qua non"u yani olmazsa olmazı da gerçekleşti. Ta Turkuvaz gösterilerinden beri izlediğimiz, Sultans of the Dance’le artık sosyologların araştırması gereken "Anadolu’nun hikayesini dans ya da baleyle anlatma" modasının bir gereği olarak Yasemin Pirinççioğlu tarafından hazırlanan bir gösteri sunuldu. Davete icabet edenlerden kimi saysam ki; (nedense) katılımın statü meselesi olduğu bu davette "cemiyet sayfalarında gördüğünüz kadronun büyük kısmı Dolmabahçe Sarayı’ndaydı" diyelim, geçelim.
     Çok fazla eğlence, parti sözü ettik.
     Şimdi iki kitap önerisi: Birincisi Enis Batur’un 50’nci yaşı ve 30’uncu şairlik yılı vesilesiyle çıkan ve 1973-2002 şiirlerinden bir seçki içeren "Papirüs, Mürekkep, Tüy".
     İkincisi ise; Ferzende Kaya’nın yazdığı Ahmet Kaya biyografisi "Başım Belada".
     Geçen hafta gazete ve televizyonlarda sıkça sözü edilen ve Sezen Aksu’dan Yılmaz Erdoğan’a birçok ismin katıldığı Ahmet Kaya "tribute" albümüne ilişkin ilk haberin haftalar önce bu köşede verildiğini de belirtmek zorundayım.
     
     Yazara e-mail
     



 PAZAR


Ödev için başladı, aranılan bir doğum fotoğrafçısı oldu
"Shakira sultanımız değil, eşitimizdir"
Türk mimardan yeni ikiz kuleler
Anadolu keçesi British Museum’da
Hâlâ ‘en güzel sarı’
New York’ta pişer, New Yorker’a düşer
Land Rover’dan robot, BMW’den baykuş yaptılar
Bürokrasi şarabın tadını kaçırıyor
‘Testus unus testus nullus’
Datça’daki Mare bir aile oteli gibi...
Bazıları Paris sever
Sevgi, şeref ve ihanet
Adliye sarayından izlenimler
Aşk istemi
Parti yapmaktan spor yapmaya zaman kalmıyor
"Papirüs, Mürekkep, Tüy"
Sır küpü sözcükler
Sıradan bir müzik, sıra dışı şarkılar...


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet