
|


Sır küpü sözcükler
7’DEN 77’YE OKUL DIŞI BİLGİLER
Deyimler ve söylenceleri:
"Pabucu dama atılmak."
Birinden daha yetkin biri ortaya çıkınca ötekinin gözden düşmesi. Eski değerini yitirmek gibi. Yeni bir ayakkabı alınca eski ayakkabıyı gözden çıkarmak gibi.
Eskiden esnaflar (el zanaatlarıyla uğraşanlar) müşterisine bir mal sattığında bu mal bozuk çıkarsa alıcı gidip esnaf derneğine şikâyet eder, dernek de malı geri alır, esnafın gözünün önünde dama atıp parasını geri ödermiş.
***
İkinci öykü: Bir evde her zaman küçük çocuklarla daha çok ilgilenilir. Çünkü bebektir, küçüktür. Bakıma gereksinimi vardır. Ayrıca da, her şeyiyle yakından ilgilenilmesi gerekmektedir. Eğer büyük çocuğun üzerine küçük bir kardeş gelirse evin ilgi odağı hemen o olur. Herkes onunla ilgilenir. Anadolu’da dama çocuk pabucu fırlatmak; ev kapılarına çocuk patiği, çocuk pabucu asmak uğurdur. Ayrıca, o evde çocuk olduğu anlamına da gelir. Eve yeni bir kardeş geldiğinde, eski çocuğun pabucunun bir teki kapı önüne uğur olarak asılırken öteki teki de dama atılır. Hâlâ Anadolu’da pek çok evin kapısında, uğur olsun diye asılan bir çocuk pabucu, patiği görebilirsiniz.
***
"Hoşafın yağı kesildi."
Çaresiz kalıp, karşımızdakine söyleyecek söz bulamadığımızda kullanılan bir deyim.
Hoşaf: Farsçadan dilimize girmiş bir sözcük. Şeker şurubunda bütün veya dilimler biçiminde kaynatılmış meyvelerden yapılan komposto. Üzüm hoşafı, ayva kompostosu gibi. Şimdi bu deyimin öyküsüne gelelim: Eskiden askerlere (yeniçeri), yemeğin yanında hoşaf da verilirmiş. Aşçı önce yemekleri, daha sonra da aynı kepçeyle hoşafı dağıtırmış. Yağlı kepçe, hoşafları yağlandırdığı için kâselerin üzerinde her zaman bir yağ dokusu olurmuş. Yeniçeriler buna pek aldırmazlarmış. Günün birinde yemekhaneye sevmedikleri bir subay atanmış. Aslında çok titiz ve temiz bir subaymış. Ama öylesine zor biriymiş ki, askerler onu başlarından atabilmenin çaresini aramaya başlamışlar. Bir gün aşçıbaşı yemekleri yine kepçeyle dağıtmış. Ardından da subayın emri üzerine yeni bir kepçe alıp hoşafları dağıtmış. Hoşaflarının tertemiz, eskisi gibi üstünün yağlı olmadığını gören yeniçeriler bunu fırsat bilerek, "Hoşafın yağı kesildi!" diye kazan kaldırıp, subayı başlarından göndermişler. İşte o günden sonra da, "Hoşafın yağı kesildi," diye bir deyim dilimize girmiş.
***
"Diş bilemek."
Birisinden hıncımızı almak için fırsat kollamak.
Bilemek: Makas, bıçak gibi aletlerin biley taşlarıyla ağızlarının keskinleştirilmesi.
Şimdi öykümüze gelelim: Bu çok eski bir söylence. Tarih kaynaklarında ilk diş fırçasını kullananların Türkler olduğu yazıyor. Ayrıca, Araplar da "misvak" adlı bir ağacın dallarıyla dişlerini temizleyerek ilk diş fırçasını kullananlardandır.
Tarihte Türklerle Çinliler arasında bitmek bilmeyen savaşlar yaşanmıştır. Bu savaşlar genellikle gündüzleri yapılır, geceleri de her iki tarafın askerleri çadırlarına çekilip dinlenirlermiş. Sabahın erken saatlerinde kalkan askerler, dereye gidip ellerini-yüzlerini yıkar, giysilerini giyer, savaş durumunu alırlarmış. İşte böyle savaşlardan birinde, derenin bir tarafında Türk askerleri dişlerini fırçalarken, derenin öbür tarafında da Çin askerleri yüzlerini yıkıyorlarmış. Ama lifli ağaç dallarından yapılmış diş fırçasını daha önce hiç görmemiş olan Çinliler, Türk askerlerinin ellerinde fırçalarla kendilerine bakarak dişlerini fırçaladıklarını görünce, koşarak komutanlarına, "Bütün Türkler dere kenarına oturmuş, dişlerini bileyliyorlar. Herhalde bizleri yemeyi düşünüyorlar, efendimiz!" deyince paniğe kapılan ordu, savaş alanını terk etmiş. Böylece, diş fırçalanarak kazanılan ilk zafer olarak tarihte yerini almış, adı bilinmeyen bu savaş. Öykü böyledir veya değildir ama, "Diş bilemek," deyimi asırlardır dilimizde yaşıyor.
Yazara e-mail
PAZAR


Ödev için başladı, aranılan bir doğum fotoğrafçısı oldu
"Shakira sultanımız değil, eşitimizdir"
Türk mimardan yeni ikiz kuleler
Anadolu keçesi British Museum’da
Hâlâ ‘en güzel sarı’
New York’ta pişer, New Yorker’a düşer
Land Rover’dan robot, BMW’den baykuş yaptılar
Bürokrasi şarabın tadını kaçırıyor
‘Testus unus testus nullus’
Datça’daki Mare bir aile oteli gibi...
Bazıları Paris sever
Sevgi, şeref ve ihanet
Adliye sarayından izlenimler
Aşk istemi
Parti yapmaktan spor yapmaya zaman kalmıyor
"Papirüs, Mürekkep, Tüy"
Sır küpü sözcükler
Sıradan bir müzik, sıra dışı şarkılar...
SAYFA BAŞI

|
|

|