06 Ağustos 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Sıradan bir müzik, sıra dışı şarkılar...

Patron Bruce Springsteen yeni albümü "The Risingöde 11 Eylül’de gidenlerin ve arkada kalanların öykülerini anlatıyor

     WASHINGTON

     Boss’un dönüşü pek gürültülü patırtılı oldu. Ne zamandır yeni şeyler söylemiyordu. 1995’te çıkardığı, "yeni" şarkılar içeren son albümünde ("The Ghost of Tom Joad"), rock’n roll değil, folk’tu yaptığı. Lise-üniversite hayatını "Nebraska" (1982) ve "Born in the U.S.A." (1984) dinleyerek geçiren ve artık kırklarına varan kuşak için nostaljiydi şimdiden. Sevenlerinin hayatından eksilmiyordu sesi ama yeni hayatlarda çoğalmıyordu da.
     Sonra uçaklar binalara uçtular.
     
     Doğup büyüdüğü ve şimdi karısı, The E Street Band vokalisti Patti Scialfa ve üç çocuğuyla birlikte yaşadığı New Jersey, yüzlerce evladını kulelerde kaybetti. Ve hayatını, hayatın keskin kenarında yürüyenlerin hikayelerini anlatarak geçiren Bruce Springsteen 11 Eylül’ü 11 Eylül yapan binlerce hikayenin ortasında buldu kendisini.
     Bu hikayelerden doğdu "The Rising."
     Geçen hafta piyasaya çıkan albümle Time ve The Rolling Stone dergilerinin kapağına taşındı 52 yaşındaki rock ustası. Televizyonlar akşam haberlerine onun adıyla başladılar. 7 Ağustos’ta The E Street Band ile birlikte her gece ayrı bir sahnede konser vermek üzere çıkacağı 46 şehirlik Amerika turunun biletleri anında tükendi. Yitirdiklerine rağmen yitirmediklerinin şarkısını söylemek isteyen Amerikalılar, albüm için kuyruğa girdiler.
     "The Rising" CD çalarımda dönüyor şimdi. Adında barındırdığı yükselişi, isyanı arıyorum onda, boşuna. "Nebraska"yı bekliyorum, nafile. Boss’un sesi, hep o aynı sevdiğim, kavrulmuş, kırçıllı ses. Nostaljik. Ama buluşları az sözler, vuruşları sıradan bir müzikle geliyor bu kez, çoğalmıyor. Çoğaltmıyor beni.
     Ama siz bana bakmayın.
     Sıradan bir müzik de olsa, sıra dışı şarkılar bunlar. Sıradan hayatların, bir anda, sıra dışı bir ölümle sona erişinin şarkıları.
     Stacey Farrelly’e, Suzanne Berger’e sorun isterseniz. Albümle birlikte hikayeleri de TV’ye taşınan bu iki kadından anlıyorum ki, onların yarasına doğru yerden dokunuyor "The Rising".
     Stacey’nin kocası itfaiyeci Joe, Suzanne’ın kocası, çalıştığı ofisteki herkesi bina dışına çıkarmayı başaran Jim gibi, 11 Eylül’le gidenleri ve Stacey ile Suzanne gibi arkada kalanları anlatıyor Boss. Enkaz altındaki hayatları yazan gazeteler sayesinde Joe’nun ve Jim’in kendi şarkılarına tutkun olduğunu öğrenmiş; sonra Stacey ve Suzanne’ı ayrı ayrı aramış, uzanmış dünyalarına. İki kadın da, yeni bir güne başlamanın en zor geldiği günlerde Springsteen’den güç almışlar. Az şey değil.
     Yaralara merhem niyetine dinlenirse "The Rising" belki aynı kuvveti milyonlara da verecektir. Ama her biri bir başka kurbanın minyatürü olan bu şarkılarla 11 Eylül’ü gerçekten aşabilmekse amaç, gözlerini yerden kaldırıp yeni bir düzlüğe tırmanabilmekse eğer, şüpheliyim.
     Yine de, dedim ya, bana bakmayın siz.
     Sonuçta "You’re Missing" (Kayıpsın) ile, bir anda paylaşanı yok olan bir evde gezinirken gırtlağı düğümlenen de benim. Sonra, "Rock bu olmamalı" diye söylenerek silkinince "Paradise" (Cennet) ile sarsılan da.
     Bu şarkı albümdeki bütün şarkılardan daha fazla Boss aslında. İlk bölümünde "cennete" gitmeye hazırlanan bir intihar saldırganının aklına sokuyor sizi. Pazar yerinin ortasında, kendisini ve çevresindekileri havaya uçurmak üzereyken ayrılıyorsunuz ondan. İkinci bölümde, bu kez 11 Eylül’de ölen eşinizin ardından yürüyorsunuz intihara. Cennetin aslında hiç de cennet olmadığını, bir nehirde boğulmak üzereyken anlıyorsunuz.
     "Paradise" gösteriyor ki, konvansiyonel olanın ötesine adım atabildiği, teamülden cayabildiği an yeniden canlanıyor Springsteen.
     "The Rising" çoğunlukla, kenetlenmenin albümü. Aylardır kaybıyla başa çıkmanın yolunu kenetlenmekte arayan Amerika’nın şu anki nabzına uygun bir albüm.
     Ama silkinmenin de günü gelecek tabii. Amerika’nın gerçekten yeniden canlanmaya başlaması da, konvansiyonu kırmasıyla, teamülü terk edip bireyselliğini yeniden kazanmasıyla mümkün olacak. "Rock" da aslında bu demek değil mi zaten? Biz "Nebraska"yı onun için sevmedik mi?
     
     ycongar@erols.com
     



 PAZAR


Ödev için başladı, aranılan bir doğum fotoğrafçısı oldu
"Shakira sultanımız değil, eşitimizdir"
Türk mimardan yeni ikiz kuleler
Anadolu keçesi British Museum’da
Hâlâ ‘en güzel sarı’
New York’ta pişer, New Yorker’a düşer
Land Rover’dan robot, BMW’den baykuş yaptılar
Bürokrasi şarabın tadını kaçırıyor
‘Testus unus testus nullus’
Datça’daki Mare bir aile oteli gibi...
Bazıları Paris sever
Sevgi, şeref ve ihanet
Adliye sarayından izlenimler
Aşk istemi
Parti yapmaktan spor yapmaya zaman kalmıyor
"Papirüs, Mürekkep, Tüy"
Sır küpü sözcükler
Sıradan bir müzik, sıra dışı şarkılar...


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet