06 Ağustos 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Uygar yaşam...

     Meclis’ten üç beş kanun çıkartmakla Avrupalı olunur, AB’ye girilir mi? Girilmez ama o üç beş kanunu ranta dönüştürme kavgasına girilebilir. Bizim siyasetçiler o kavgayı başlattılar bile... AB uyum yasaları benim zaferim, diye hava basanlar... İdam cezasının kaldırılmasını istismar edenler... Her şey bitmiş de sıra AB’nin tam üyeliğimizi kabulüne gelmiş gibi konuşanlar...
     Oysa daha müzakere sürecini başlatacak Avrupa...
     Daha sonra karşılamamız gereken yığınla kriter var...
     Örneğin Maastrich kriterleri gereği... Enflasyon oranını yıllık yüzde 3’ün altına düşüreceğiz... Toplam borcu (bugün 205 milyar dolar) 90 milyar dolara indireceğiz... Şirketleri AB ile rekabet eder düzeye getireceğiz.. vs..vs... Bazı dostlar ise başka kriterlere bakıp umutsuzlanıyor... Mine Kılıç, "www.yenibir.com" da yazıyor:
     "...Geçenlerde gittiğim Almanya’da ilk umumi tuvalete girer girmez AB’ye giremeyeceğimizi anladım. Tuvalet tertemizdi, hatta güzel kokuyordu. Yerde kullanılmış ve kullanılmamış tuvalet kâğıtları, klozetin üzerinde ayak izleri, bozuk sifon yoktu. Tuvalet parasızdı. Restoran, fast food, bar, cafe, alışveriş merkezi türü yerlerdeki tüm tuvaletler ücretsiz olarak herkese açıktı. En lüks restoranın bile sıkışan birine "hayır" deme şansı yoktu..."
     Sahi... Önce şu Avrupa’nın bazı uygar yaşam kriterlerini uygulamayı denesek mi?
     
     "Arkandakileri asla küçümseme, çünkü sen önündekilerin en arkasındasın."
     (Hale As"a teşekkürle)

     
IMF’yle halvet...
     IMF programlarının soyup soğana çevirdiği milyonlar AKP ve Tayyip Erdoğan’ın kendilerini feraha çıkartacak özgün programlar uygulayacağını hayal ededursun... AKP’nin hazırladığı "Türk Ekonomisinde Başlıca Temel Sorunlar ve Acil Çözüm Önerileri" başlıklı kitapçık pek o havada görünmüyor. İşte kitapçıktan iki madde:
     "Türkiye’de şu anda kullanılmakta olan IMF fonları, Türkiye’nin ‘iflas’ noktasına gelmesini önlemektedir."
     "Türkiye’de IMF’nin talebiyle yapılmakta olan ekonomik reformların pek çoğu yıllardır geciktirilmiş ve ülkemiz için son derece önemli olan reformlardır."
     
Türkiye gerçeği...
     Kayseri’li seyyar satıcı Haldun Aslan’(39)ın kızı ÖSS’de iyi puan almış. Genç kız okuyup doktor olmak istiyormuş. Çocuğunu okutamayacağını düşünen Aslan umutsuzluğa kapılmış, Yeniköy mahallesinde kendini önce zincirle arabasına bağlamış sonra üzerine mazot döküp ateşe vermiş. Ve ölmüş.
     Olaydan sonra Kayseri valisi genç kızın okutulması için her türlü imkânı sağlayacaklarını bildirmiş. Erciyes Üniversitesi Rektörü de destek sözü vermiş.
     Sonuç; Haldun Aslan kendisini yakarak kızının okumasını sağlamış...
     
İşlem bitti mi?
     Uyum yasalarını çıkardık. Peki, sırf buna bakıp, "Biz görevimizi yaptık, artık top AB’de..." diyebilir miyiz?
     Gazete manşetlerine, bazı siyaset esnafına ve köşe yazarlarına bakarsanız, diyebiliriz.
     Bilkent Üniversitesi’nden Prof. Yüksel İnan ise "Diyemeyiz" diyor ve nedenini şöyle anlatıyor.
     - Yasaları çıkarmak tek başına yetmiyor. AB’nin pekçok belgesinde, Karen Fogg’un son üç yıllık raporlarında da vurgulandığı gibi, en az yasalar kadar önemli olan şey, bunları samimiyetle uygulamak. Aralık 2002’de yapılacak Kopenhag zirvesine kadar çok önemli sınav vereceğimiz 4 ay var önümüzde... Eğer uygulamada samimiyetsizlik gösterirsek bunun faturası çok acı olabilir.
     - Bu konuda en büyük görev kime düşüyor?
     - Hâkimlerimize, savcılarımıza, polislerimize, sokaktaki sadece vatandaşa... Yani herkese... Ama en başta AB Genel Sekreterliği’mize... Sayın Volkan Vural’ın uyarıcı, yol gösterici olması lazım. En başta da adli teşkilatımızı aydınlatması gerek. Çünkü yılların alışkanlıklarını bir anda değiştirmek mümkün değil. Ama kötü niyet olmasa da uygulamada yapılacak yanlışlıklar Aralık 2002’de hüsran yaşamamıza neden olabilir.
     - Uygulama konusunda siz umutvar mısınız?
     - Açık söyleyeyim biraz korkuyorum.
     -Diyelim uygulamada da sorun çıkmadı ve Aralık 2002’ye geldik.
     - Tam üyelik için en az 10 yıl bekleriz, diye düşünüyorum. Bu konuda şimdiye kadarki ortalama süre 8 yıl olmuş. Topluluğun kapısını en çabuk açan Yunanistan 5 yıl beklemiş.
     - Kıbrıs konusunun hâlâ çözümlenmemiş olması bir engel teşkil etmez mi?
     - Sorunun, önümüzdeki dört ay içinde kesin çözüme bağlanması diye bir zorunluluk yok. Ama bu süre içinde atılacak her olumlu adım bizim için artı puan demektir. Aksi, Yunanistan’ın ve Güney Kıbrıs’ın işine yarar.
     
     m.asik@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
İttifak çok zor

Melih AŞIK
Uygar yaşam...

Fikret BİLA
Derviş’e istifa daveti

Hasan CEMAL
Aşırı uç tehlikesi kapıyı çalarsa...

Güneri CIVAOĞLU
Yazgı haftası

Can DÜNDAR
EcevitİnönüCemBaykal
DervişKarayalçın
PişkinsütUras


Abbas GÜÇLÜ
Bir dokun bin ah işit

Sami KOHEN
Umutlar tükenmiş

Mehmet Y. YILMAZ
Derviş’in hayalleri ve gerçekler

Derya SAZAK
Fransa solu, Derviş’in yolu

Meral TAMER
Siyasetçi de ‘travesti’ seçmen de...

Güngör URAS
Vatandaşlıkta ‘azınlık’ ayrımı yok ama ‘vakıf’ta var

Serpil YILMAZ
‘Bu iktidara oy yok’

M. Ali BİRAND
Ne mutlu, Türküm diyene...

© 2002 Milliyet