
|

Bizim TIR’da Demirel’in adı hiç yok
Hasta Ecevit’in TV’deki görüntüleri de, Amca’mızı siyaseten hortlatma çabalarına sekte vurmuş
Milliyet TIR’ıyla turlarken değişik kesimlerden yüzlerce kişiyle konuştuk. Süleyman Demirel’in adını ağzına alan bir tek kişiye bile rastlamadık.
Aslında Egebank’la karışık son yeğen olayı bile Amca’mızı siyaset sahnesinden silmeye yeter tabii. Ama bu kez sanırım önemli bir etken daha var: 78’inde zorlukla yürüyebilen hasta başbakanımızı sürekli TV ekranlarında gören halkımız, 80’ine merdiven dayamış Amca’mızı siyaseten hortlatma çabalarına kararlı bir biçimde kulaklarını tıkıyor. Ecevit hastalığına rağmen siyaset sahnesinden çekilmemekte direnirken, belki de memlekete böylesi hayırlı bir iş yapıyor.
Gittiğimiz her kentte TIR’ın çevresinde toplananlar, politikada da emeklilik yaşının belirlenmesi gerektiğini vurguladılar. Örneğin Sinop’ta bir işsiz, "Devlet 35 yaşın üzerindekileri işe almıyor, ama 75 yaşın üzerindekiler başbakanlık yapabiliyor! Bu nasıl iş?" derken, Kastamonu’da bir öğretmen siyasetçiye de emeklilik sınırı getirmesini istedi. "60 - 65 yaş sınırı uygundur" dedi. Hemen yanıbaşındaki emekli memur ise "Devlet hangi yaştan sonra emlak alım - satımı için vatandaştan doktor raporu istiyorsa, milletvekili olabilmek için de o yaş sınır olarak kabul edilmeli" diye ekledi.
Kadınlar evi terk ediyor Milliyet TIR’ı ile ilden ile dolaşırken, eşleri evi terk etmiş işsiz adamlar da sarıyor çevremizi. Ali’nin eşi Sema, 3 çocuğuyla 1 yıl dayanmış kocasının eve para getirmemesine. Önce biriktirdiklerini tüketmişler. Ardından altın bilezikler bozdurulmuş. Hiç çare kalmayınca Derince Belediyesi’nin aşevinden yiyecek göndermişler. Ama çocuklar yol parası olmadığı için okula gidemeyip de devamsızlıktan kalınca Sema da bir sabah 3 çocuğunu da alıp babasının evine gitmiş.
Şimdi boşanma davaları sürüyor. Ali’nin göz pınarlarından yaş eksik değil. "Kriz benim çevremde pek çok yuvayı dağıttı. Adliye’ye gidin, boşanma davalarında patlama olduğunu göreceksiniz" diyor.
Bizim aile yapımızda evi terk eden genelde erkek olur. Para kimdeyse inisiyatif de onda misali... Cumhuriyet tarihimizin bu en derin ekonomik krizi, bu eğilimi tersine çevirecek gibi duruyor. Para olmayınca ister istemez inisiyatif de kalmıyor.
Derviş ABD’de ne yaptı? Milliyet TIR’ıyla kapısını çaldığımız illerde sınırlı sayıda insanla görüşebilsek de, benzeri konular mutlaka evrilip - çevrilip önümüze konuyor. Örneğin Devlet Bakanı Kemal Derviş’in son ABD gezisinde ne yaptığı?
Derviş, işsizin de çalışanın da, MHP’lisinin de AKP’lisinin de, sağcısının da solcusunun da sıkı takibinde. "IMF’nin adamı" damgasını yapıştırsalar da birden fark ediyorsunuz ki, Derviş’in her adımını dikkatle izliyorlar. Ağzından çıkacak her kelimeye önem atfediyorlar. Karabüklü Ömer ustanın deyişiyle "IMF talimatıyla da olsa Derviş’in 2 dudağı arasındaki her sözcük, hepimizin yarınını yakından ilgilendiriyor!" Ve bu tespitten sonra başlıyor medyadan hesap sorma faslı:
"Derviş’in Türkiye’ye geldiğinden beri soluk alışını bile izliyorsunuz da, bu en kritik dönemde son Amerika gezisinde 10 gün neler yaptığını neden bizlere aktarmadınız?" İzmit’te de, Bolu’da da, Karabük’te de, Sinop’ta vatandaşlar, birbirlerinden habersiz ısrarla sordular bu soruyu;
"Derviş Amerika’ya niye gitti? 10 gün oralarda ne yaptı?
IMF’den talimat almaya mı gitti? Eşini - dostunu görmeye mi gitti? Başındaki lekeleri aldırmaya mı gitti? Tatile mi çıktı? Siyasi geleceği için danışmalarda mı bulundu? Amerikan yönetiminden taktik mi aldı?ö
Sorular uzadıkça uzuyor. Onlara göre Derviş’in ABD’de izini kaybettirmesinin sorumlusu da medya! Ama düşünmüyorlar ki, oralarda herhangi bir resmi teması yoksa, belli gün ve saatte belli bir yerde konuşma yapmıyorsa Amerika kazan, muhabir kepçe, Derviş’in izini nasıl sürsün?
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|