11 Ağustos 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




"Seviyeli bir beraberlik"

     Sarıkız'ın Anıları

     Esin Beyazgül "Kim olduğunuzu keşfettim, 20 yaşında oğlunuz olduğunu yazmıştınız, siz zaten o yaşta gösteriyorsunuz" diyor. Deniz Özyer de "Senin koca da amma salakmış, bayağı güzelmişsin. Seni yakaladım, artık kim olduğunu biliyorum" diye yazmış. Siz okurlardan bu içerikte bir sürü e-posta aldım bu hafta. Dikkatli olanlarınız kimliğimi nihayet keşfetmiş. "O röportajda size yönelik sözlere cevap verecek misiniz?" diye soruyorsunuz. "Bizim bildiğimiz Sarıkız böyle bir şeye gerek duymaz" ya da "Şu hanıma haddini neden bildirmiyorsunuz?" diye bir de kendi aranızda ikiye ayrılmışsınız.
     Okumayanlar için anlatayım, sözü edilen konu birkaç hafta önce eski kocamın ricası üzerine eski sevgilisi Seyyal Taner hanımla yaptığım bir söyleşi ve bir hafta sonrasında kendilerinin bir başka gazeteye benimle ilgili anlattığı birtakım acımasız "saptırmalar". "Peki niçin o?" diye soranlara cevabıma gelince: Dolaylı da olsa eski bir "tanıdığa" jest. Ya da eski şarkılarından derlenmiş son kasetinin piyasa şansını artırmak adına yapılmış bir dostluk olarak da düşünebilirsiniz. Bu sohbette yeni olan tek şey ise, bugüne kadar genellikle magazin dergilerinde "haberleri" çıkan sanatçımızın, Milliyet gibi bir gazetede bu sıklıkta yer alması olabilir. "Hayatınızı köşenizde bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Sizi okumak bir dostla sohbet etmek kadar dinlendirici" diyen okurum Esin ve onun gibi düşünenlerin hoşgörüsüne sığınarak bu "özel konuya" devam ediyorum ister istemez. Umarım değerli okurların vakitlerinden çalarak kendisine yaptığım bu son "hizmet"in bu kez kıymetini bilir.
     Önce sanatçımıza "Bu iş piyasasında ilk kim elinden tuttu?" diye sormuştum, "Arda" (eski eşim) diye cevaplamıştı (Aslında konuşulanların tümü kasette duruyor). Akabinde diğer gazeteyle yaptığı söyleşide "Elimi ilk tutan erkeği sordu. Ben cevap vermeyince öyle yazmış, kasıtlı buluyorum" diyor. Daha sonra "Onu Arda ile tanıştıran bendim" diye bir açıklamada bulunmuş. Beni Arda’yla tanıştırmış! Biraz hafıza yorgunluğundan şüphe etmekteyim. O sıralar Yeşilçam filmlerinde rol alan birinin, akademide grafik okuyan bir genç kızla hangi ortamda tanışabileceğini ve dostluk kuracağını sormadan geçemeyeceğim. Şayet "sevgilisini elinden alan kötü arkadaş" karakterinde gösterilmeye çalışılıyorsam ve bu durum onun moralini düzeltecekse varsın öyle olsun, başka ne denebilir?
     Gelelim eski kocayı da kızdıran cümleye: "Arda benimleyken benden iyi etkilenmişti, iyi durumdaydı. Sonrasını boşver, biliyorsunuz" diyor. İyi durumdan kastı, o sahnede şarkı söylerken sevgilisinin kuliste oturmasıysa buna da diyecek bir şeyim yok. "Sonrasını boşver" cümlesindeki ima edilen "kötü durum" ise olsa olsa Arda’nın evliliğimizle başlayan, 13 yıl boyunca yaptığı Nokta dergisi yönetmenliği, Kanal 6 Haber Müdürlüğü, Radikal’deki köşesi ve yeniden kazandığı saygınlığıdır herhalde.
     Yine beni kastederek "Benimle yaptığı röportajda bazı şeyleri hala hazmedemediğini görüyorum" diyor. Benim için artık "dayımın oğlu" gibi olan eski koca bile umrumda değilken (oğlumun geleceği dışında tabii), birlikte olduğu hanımefendiler beni niçin ilgilendirsin, bunu da anlamadım (Mesela şu anda karşımda ayakları ağzımda, baba-oğul karpuz yiyorlar).
     Ha, hazmedemediğim bazı şeyler olabilir tabii... Geçmişte beraberliklerini bazı nedenlerden dolayı sık sık noktalayarak "genç Arda’yı" üzmesi mesela (Bkz: Radikal gazetesi, Barış Manço’nun ölümü üzerine Arda’nın yazdıkları). Ya da her ayrılışın ardından "Ne zaman istesem hayatındaki kadını terk eder, bana döner" acımasızlığı ile gururuyla oynaması ve bu arbedenin her seferinde Haftasonu gazetelerinde marifetmiş gibi sergilenmesi...
     Gelin de şimdi Bediz Doğan’ı hatırlamayın! Bir zamanların Haftasonu dergisinin acar muhabirini... Hani şu Kaya Çilingiroğlu tarafından bir hayli "hırpalandıktan" sonra çene kemiği kırılan ve aylarca demirlerle gezen meslektaşımız. Bir gün Arda’ya demişti ki, "Abi sen bizi küçümsüyorsun ama biz seni ve Seyyal ablamı yıllarca ön sayfaya basıp kıyak yaptık."
     "Kıyağın" çeşidine bakar mısınız? Genç adam 18 yaşında girdiği Milliyet gibi bir gazeteyi bırakmış, bazı sanatçılarla gazete sayfalarında "O, onu Ahmet Aksoy’la aldattı, o öbürünü Sezer Güvenil’le bastı" şeklinde... İşin acı yanı sanırım, Bediz bunu hayatı boyunca hep Arda’ya yapılan bir "hizmet" olarak görecek. Ve Paris doğumlu, Larousse’lar yönetmiş Adnan Benk gibi bir babanın emek verdiği Arda’nın, bu tür manşetlerde yer almasıyla neler kaybettiğini hiçbir zaman anlayamayacak. n
     Önemli not: Kaya Çilingiroğlu haklı olarak ve aynı nedenden şimdi de Arto’nun peşindeymiş. Bediz Doğan’ın akıbetini anlattık. Her zaman "Dayak cennetten çıkmadı" diyenlerdenim ama bazıları hak ediyor mu ne?
     
     Yazara e-mail
     



 CUMARTESİ


Eğlencenin tarihi yazıldı
Gece yarısına kadar açık nöbetçi kuaför
Türk Hıristiyanlarının ruhani lideri alaturka ilahi besteledi
Özgür Kız’dan çok Bridget Jones’a yakınım
Dinamit patlayacak
"Rock’ın geleceği"
Megadeth son kez çalıyor
Amigolar geri geliyor
Ne var, ne yok?
"Seviyeli bir beraberlik"
Aşk olmayınca nabız değişmez
Dilimizde tam 98.861 sözcük var


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet