11 Ağustos 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Aşk olmayınca nabız değişmez

     Yazar Nakliye TIR’ı ile "nabız tutma" yollarındayım. Ki yanlış bu "nabız tutma" deyişi. Sözlüğe baktım, doğrusu "nabız yoklamak". Nabız tutmak, nabzı saymak için bileği tutmak demekmiş. Birinin niyetini, eğilimini anlamak anlamına gelen nabız, sayılmıyor; yoklanıyormuş.
     Ama madem büyükler "Nabız say" dedi, ben şahsen katiyen sözlerinden çıkmam, nabız sayacağım. Üstelik bunu İbni Sina’dan arak bir metotla yapacağım. Yanıma kim gelirse bileğine yapışacağım. Mecazen değil, gerçekten. Bir yandan seçime katılan partilerin adını sayacağım, diğer yandan nabız atışının seyrine bakacağım. Beni kandıramayacaklar. Kime, hangi partiye ta gönülden bağlılarsa o partinin adını duyduklarında nabızları hızlanıverecek. Böylece ben de oyların rengini şıp diye anlayacağım.
     Mevlana’nın "Mesnevisi"ne göre İbni Sina bu metodu aşk teşhisinde kullanıyormuş. Şöyle yazıyor "Mesnevi"de:
     
"Her şehir halkının ilacı ayrıdır"
     "Eren, padişahım dedi, odada kimse kalmasın, yakını da uzaklaştır, yabancıyı da. Dehlizlerde kimse kulak vermesin. Kimse dinlemesin de şu cariyecikten bir şeyler sorayım.
     Oda boşaldı, hekimle hastadan başka kimsecik kalmadı. Hekim yumuşak yumuşak nerelisin diye sordu; çünkü dedi, her şehir halkının ilacı ayrıdır. O şehirde yakınlarından kimler var, kime yakınsın, neye bağlısın?
     Elini nabzına koymuş feleğin cefalarını sorup duruyordu. O cariyecikten hikaye yollu dostların hallerini soruyordu. O da hekime bulunduğu yerlerden, efendilerden, gördüğü, oturduğu şehirlerden hikayeler anlatıyordu.
     Hekim onun hikayelerini dinliyor, nabzının atışına dikkat ediyordu. Bakalım diyordu, kimin adı anılınca nabzı atacak? Kimin adı anılınca nabzı şiddetle atarsa dünyada canının dileği odur.
     Hekim şeker gibi Semerkand’ı soruncaya kadar nabzı biteviye nasıl atıyorsa öyle atmadaydı. Fakat hekim Semerkand’ı anınca nabzı değişti. Tez atmaya başladı. Rengi kızardı, sarardı. Çünkü o Semerkandlı bir kuyumcudan kayrılmıştı."
     
Nabızlar değişmiyor, biteviye atıyor
     Aşkı nabızdan teşhis eden salt İbni Sina değil. William Faulkner’in "Ses ve Öfke"sinde de aşk yine nabızdan teşhis ediliyor. Faulkner soruyor: "Onu seviyor musun Caddy"... Caddy onun elini tutup şahdamarının üzerine koyuyor ve sevdiğinin adını söylüyor.
     "damarın ilk saldırışını orada duydum, kuvvetli ve vuruşları gittikçe arttı"
     ...
     bir daha söyle
     Daltan Ames
     damarı boyuna atıyordu ve atıyordu vura vura elime
     
     Böyle yani. Nabız sayarak aşkla atılacak oyların yönünün tayini mümkün. Gerçi ben hekim değilim, sevgili doktor abim de "Bari ben gideyim. Sana mı kaldı nabız tutmak?" diye eğlendi benimle. Arkadaşlar da sözleşmiş gibi arayıp "Boşver nabzı, bir punduna getir de sen TIR’ı sür. Çok eğlenirsiniz" dediler.
     Zaten bir partiye gönülden bağlı o kadar az insan, "aşık" olunacak o kadar az (aslında hiç) lider var ki nabızlar pek değişmiyordur herhalde, biteviye atıyordur memleketin her yerinde. O yüzden partiler şu üç ay içinde bir punduna getirip gönüllere girmek için türlü numaralar çevirecekler.
     Ben de bir punt arıyorum. Yine sözlüğe baktım "punt" uygun zaman, fırsat demekmiş. Punt bulursam TIR şoförü olacağım. Yolum açık olsun...
     
     tubakyol@yahoo.com
     



 CUMARTESİ


Eğlencenin tarihi yazıldı
Gece yarısına kadar açık nöbetçi kuaför
Türk Hıristiyanlarının ruhani lideri alaturka ilahi besteledi
Özgür Kız’dan çok Bridget Jones’a yakınım
Dinamit patlayacak
"Rock’ın geleceği"
Megadeth son kez çalıyor
Amigolar geri geliyor
Ne var, ne yok?
"Seviyeli bir beraberlik"
Aşk olmayınca nabız değişmez
Dilimizde tam 98.861 sözcük var


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet