11 Ağustos 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Kapalıçarşı’da "Abdulla"

Yöresel dokumaları, yatak örtüleri, saf zeytinyağı ile yapılmış sabunları o kadar orijinal ki seyrine doyamadım

     Her şey "Kerbela dokuması" yüzünden oldu... Kerbela dokuması, çok ince yün iplik ile elek gibi gevşek bir tür dokuma. Bunu dokuyan tezgahlar 75-80 santim genişliğinde olmalı ki, eni dar... Yün tabii rengi ile bırakılıyor veya farklı renklere; kırmızıya, sarıya, yeşile, maviye, renk renk boyanıyor. Bana anlatıldığına göre Kerbela’da kadınlar bu yün dokumayı örtü olarak kullanır, üç-beş katına sarılır, soğuk gecelerde kendilerini korurmuş... Türkiye’ye nereden ve nasıl geldi, bilemiyorum... Değişik amaçlarla kullanılıyor. Ama iki-üç metre kesildiğinde, hanımların şal, erkeklerin kaşkol olarak kullanma imkanı oluyor. Renkli renkli, pek hoş... "Kızım arkadaşlarına hediye eder" diyerek Kapalıçarşı’da "Kerbela dokuması" arayışına girdik.
     Duyduk ki "Abdullah" diye bir yerde satılıyormuş... Başladık Abdullah Efendi’yi aramaya... Koskoca Kapalıçarşı’da Kerbela kumaşı satıcısı Abdullah Efendi’yi bulmak mümkün mü?
     Dolaştık dolaştık... Yorgunluktan ayağımıza kara sular indi... Yabancıların "Old Bazaar" (Eski Pazar) diye bildikleri, bizim Cevahir Bedesteni dediğimiz çarşının Halıcılar Caddesi girişinde gözümüze ilişen bir kahvenin önündeki iskemlelere çökerek biraz dinlenmek istedik. O da nesi? Karşıda sadece yerel dokumalar satan ufacık bir dükkan var. Üzerinde de "Abdulla" yazılı... Sakın Abdullah Efendi’nin dükkanı bu olmasın?
     Kapalıçarşı’da daha önce daha başka kahvelere uğramışlığım, çay içmişliğim vardı. Bu defa iskemlelerine çöktüğümüz kahve bir başka türlü idi... Mekan "Törkiş" ama donanım "modern"... Servis elemanları "Törkiş" ama davranışları "modern"...
     Kahvenin ismi İngilizce "Cafe Fes" Türkçe "Fes Kahve"... Kapalıçarşı’nın kırmızı tuğla tonozlu eski ve küçük bir dükkanında ve de dükkanın önüne çıkarılan masa ve iskemlelerde oturuluyor. Masalar, iskemleler dünyanın ünlü çizim ustalarının çizgisiyle ünlü mobilya firmalarının yaptığı "marka" masalar, iskemleler... Aynı şekilde çay, kahve takımları İtalyan Alessi markasını taşıyan özel yapım... Dekoru, servisi ile sanki "Fransa’da bir kahve". Masaların üzerinde kocaman vazolar. Vazoların içinde taze çiçekler. Kapının önünde bir gazete-dergi askısı... Askıda sıra sıra çok okunan yabancı ve yerli gazete ve dergiler... Ufacık kahvenin müşterilerinin çoğunluğu yabancı...
     
     Giyimi kuşamı "afilli", artist gibi bir servis elemanı siparişlerimizi aldı. Çayımızı getirdi. İsminin Orhan Ulaşlı olduğunu öğrendiğimiz servis elemanına "Kerbela dokuması satan Abdullah Efendi’yi arıyoruz. Karşıdaki ‘Abdulla’ mağazasının sahibi olmasın?" diye sual eyledik. "Oranın sahibi Metin Tosun. Çağırayım, ona sorunuz" dedi. Böylece Metin Tosun’u tanıdık.
     Metin Tosun doğma büyüme Teşvikiyeli... Üniversite tahsilini tamamlamadan kafasına dünyayı dolaşmayı koymuş. Gemilere tayfa olarak girip altı yıl dolaşmış. Bir süre Güney Afrika’da Cape Town’da kaldıktan sonra İstanbul’a dönmüş. Kapalıçarşı’da bir halıcı dükkanında çalışmaya başlamış. Sonra bir başka halıcının Halıcılar Caddesi’ndeki dükkanına ortak olmuş. Ortağı ayrılınca o küçücük dükkanı kahveye dönüştürmüş. Altı yıl önce Fes Kahve’yi açmış.
     Metin Tosun, Fes Kahve’yi açınca, bitişikteki küçük dükkanda da zeytinyağı, bal, kekik, baharat çeşitleri, tabii sabun gibi ekolojik ürünler satmaya başlamış. Bunları toplarken yerel dokumacıları tanımış. Dokumaya ilgi duymuş. Kahvenin karşısındaki dükkanı kiralayarak burada Tayfun Utkan ile yerel dokumalar satmaya başlamış.
     Yerel dokumaları Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgelerini gezerek topluyor. Siirt’te özel tezgahlarda dokutuyor. Buldan’da peştemal ve havlu ürettirmek için özel atölye kurmuş. Keçe, tiftik, yün, pamuklu, ipek el dokuması rengarenk kumaşlar dükkanı süslüyor.
     Bu arada Hatay’da saf zeytinyağı ile yaptırılan defneli, kekikli sabunlar, hakiki boynuzdan yapılmış taraklar, özel lavanta kolonyası satıyor.
     Yöresel yer yaygıları, bulunması zor keçe yaygılar, deri ve kürklü yatak örtüleri o kadar orijinal ki, kadınların ilgi duyduğu bu malların erkek olarak ben bile seyrine doyamadım...
     Tosun’a "Pek iyi de, bu Abdullah mağazasına ismini veren ‘Abdullah Efendi’ kim? O nerede?" diye sordum... "Abdullah Efendi yok... Dükkanı açarken buna ilgi çekecek bir isim koyalım dedik... Arkadaşlar ‘Abdullah’ olsun dediler.
     O kadar" diye cevapladı.
     Abdulla Tabii Ürünler Mağazası, Halıcılar Caddesi, No: 53. Kapalıçarşı.
     Tel: (0212) 522 90 78.
     



 PAZAR


"Tatil bitince sahtekar dünyaya geri dönüyorum"
Atlantik’i sörfle geçecek
‘Telefonlar kilitlenir sandım 15-20 kişi aradı’
"Erkekler kendini mesih sanıyor"
Süper modellerden kurulu ilk pop grubu: Models
"İtalyan çardağı"nda bol lezzet seçeneği
Şarapta Türk-Fransız sentezi
Aşk mektupları
Bodrum’da sanat da var
Lezzetli etin gürültüden uzak adresi
Kapalıçarşı’da "Abdulla"
Mucizelere inanın
Avrupa yolunda (1)
"Yararlı olma" sanatı
Ajda Pekkan’ın muhteşem konseri ve şaşırtıcı şarkı arası sözleri
Karanlıkta üç ışık
"Zekeriyaköy’ün papağanı"nı kim çaldı?
Keçi başkanı hadım ettiler


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet