11 Ağustos 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Plastiğin rock’la flörtü

İngiltere’de açılan Air Guitar / Hava Gitar sergisi, tüm adayı plastik sanatçıların gözünden bir kez daha 70, 80 ve 90’ların rock müziği üzerine düşündürüyor. David Bowie, işi bitirmiş dedirtiyor.

     AYŞEGÜL SÖNMEZ

     Londra Euston’dan 38 dakikalık tren yolculuğu sonunda varabileceğiniz Milton Keynes Galerisi, bu yaz İngiltere’nin en çok konuşulan sergisine mekân oldu. Sergi, Air Guitar / Hava Gitar (düz çevirisi böyle, bizce havalı gitar olmalı) başlığı altında İngiliz plastik sanatçıların 70’ler, 80’ler ve 90’ların rock müziğine yaklaşımlarını sergiliyor. Rock müziğin onlarda yarattığı etkiyi yansıtmayı hedefleyen sanatçılar, bu sergide öncelikle birer rock müziği hayranı olarak bulunuyorlar.
     Genç kuşak küratörlerden Emma Mahony, sanatçıların bu farklı duruşlarıyla ve sergiyle ilgili şunları söylüyor:
     "Sergideki sanatçıların ortak özelliği hepsinin gerçek ve tutkulu rock sevdalıları olmaları. Farklı disiplinlerden gelen 23 sanatçı, işlerinde 70, 80 ve 90’ların rock müziğinin bir kuşak görsel sanatçıyı nasıl etkilediğiyle ilgili referanslarda bulunuyorlar. Bu referanslarda herkes ve hiç kimse var. Tıpkı, rock şarkılarında anlatılan hikâyelerde olduğu gibi..."
     Sergiye katılan 23 sanatçının arasında Christian Marclay, Bob & Roberta Smith, Stephen Willats gibi bilinen isimlerin yanı sıra Luke Caulfield, Paul McDevitt ve John Strutton gibi yeni yükselen sanatçılar yer alıyor. İşlerdeki mediumlar fotoğraftan videoya, resimden desene kadar çeşitlilik gösteriyor.
     İngiltere’nin yeni kuşak yükselen sanatçılarından Luke Caulfield, örneğin, hem resim hem de fotoğraf işlerinde, müzik ve hafızanın ilişkisine değiniyor. Heavy metal analogları desenleri olsun, gerçek ve kurgu dünyaları anlattığı resimleri olsun, Caulfield’in bir sanatçı olarak rock müziğiyle kurduğu plastik ilişkide, en çok o yetişkinlik ve çocukluk arasında kalmışlık var. Caulfield, fotoğraflarında bu arada kalmışlığı silecek. O yüzden de sırttan hiç çıkarılmayacak heavy metal tişörtlerini kullanıyor. Caulfield için Air Guitar’a ürettiği işlerin tümü "geçmiş ile gelecek yaşantılarımızın ayrıldığı noktayı" gösteriyor.
     Serginin ikilisi Maike Abetz ve Oliver Drescher’ın resimleri ise serginin en rock taraftarı işlerinden. Sanatçıların Electric Ladyland isimli 2000 tarihli resminde yok yok. Düşler, starlık, müzik, TV ve tüm bunlara eşlik eden özel anlarımız. Ya da özel anlarımıza eşlik eden tüm o TV görüntüleri, starların fotoğrafları, hayaller vs. Resimde gözüken ve ilk bakışta Iggy Pop, David Bowie ve Jimi Hendrix’i andıran iki tipin gerçek hayattan mı yoksa sıradan mı olduğuna yanıt vermek zor. Abetz ve Drescher’in resimlerine sık sık konu olan popüler kültür imgeleri bu resimde de popüler kültür ikonalarının, ne kadar star ve aynı zamanda ne kadar sıradan olabileceğinin altını çiziyor.
     Bir başka müzik ve özel alanlarla ilgili iş de Seamus Nicolson’a ait. Kendini yokluğunda hissettiren müziği fotoğraflarında yansıtmayı deneyen Nicolson’ın işlerinde artık müzik çoktan bitmiş ama kahramanın kafasında eko etmeye devam ediyor. "Sam, 1996" adlı fotoğraftaki Sam’i, sanatçı o yıl gittiği bir parti sonrası çekmiş. Her zaman partilerde ve sonrasında yanından kamerasını eksik etmediğini söyleyen Nicolson, Sam’in sarhoş anlarını bu fotoğrafın çok iyi özetlediğini düşünüyor.
     Bambaşka bir disiplinle sergiye katılan James Pyman, kurşun kalem çalışmalarında izleyiciyi lise yıllarına, sırasının üstüne sevdiği grubu kazıdığı yıllara götürüyor. Kurşun kalemle çizdiği sıranın üzerinde Joy Division’in solistlerinin isimlerinin baş harfleri var. Ian’in I’sı, Brian’ın B’si, Pete’in P’si, Steve’in S’si. Amerika doğumlu Londra’da yaşayan sanatçı Jessica Voorsanger ise neon harflerle yazdığı yazısında "Bu seferki viski hakkında," diyor. Pogues’ların bir konserinden etkilenen Voorsanger, rock hayranı konumundaki sanatçının, pozisyonunun ne olabileceğiyle ilgili tasarladığı işinde, kendini grubuna adamış hayran konumundan izleyice haber veriyor.
     Plastik sanatların rock müziğiyle flörtünden ortaya harika nağmeler çıkıyor. Ee David Bowie’nin de son on yıldır müzikten çok resim yapmakla ilgilendiğini hatırlatırsak, Bay Bowie’nin öncüsü olup da sonunun iyiye varmadığı ne oldu ki bugüne kadar?
     Bilgi için: www.mkg.uk
     
     


 KÜLTÜR & SANAT


Bakıyorum! Görüyor muyum?
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Kendime ilham periliği vehmetmiyorum!"
İstekli kadınlar erotizmi
40 eserli karma sergi
Plastiğin rock’la flörtü
Cunningham ile 50 yıl
Gelecek onların!
Bay Ses’i takdimimizdir
Yakıcı güneşe buz gibi Sophie
Her yerde kar var
Sait Faik kolajı
Müzik ve teknoloji
Herkesin hayalindeki cennet ayrı!
Aşk ve ütopya
Resim ve ikona cerrahı
Japonya’dan Amerika’ya
Halılarda Balıkesir motifleri
Susturma ve sindirme mi?
Oidipus bulundu!
Havadar konserler dizisi
Uzun İngiliz’den üçüncü solo
Bildik, eski dostlar
Mutlu yıllar sert adam
Üç senaryo, tekmili birden, kitapçılarda!
Şimdi onun sırası
Avrupa treni
Hayat atölyesi
Avrupa Tarihi Kentler Birliği’nin 12. üyesi kim dersiniz?
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet