11 Ağustos 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Herkesin hayalindeki cennet ayrı!

"Cennet Arayışı: Dünya Mitleri ve Dinlerinde Cennet ve Sonsuzluk" adlı kitap, kültürler, dinler ve bireyler arasında da cennetle ilgili fikir ayrılığının derin boyutlarda olduğunu kanıtlıyor.

     Sümerce’de "unutulamayan" anlamına gelen Bilgamış, Akadça’da Gılgamış bir cennet tanımıydı. Bir yerden çok hafızaya, hatırlamaya yönelik bir tanım. Başka bir cennet mevcut değildi Sümerler’de. Hayat sonrası ise bir karanlıktı. Hamlet’in deyişiyle, "Gidenin dönmediği, hiçbir seyyahın keşfetmediği bir ülke". Halbuki Mısırlılar cenneti ölümden sonra sadece üst sınıfların gittiği bir yer olarak tanımladılar: Doğu’ya doğru uçsuz bucaksız uzanan yemyeşil bir çimenlik, etrafı suyla çevrili. Kayıkçılar ölüleri bu çimenliğe taşıdılar. "Ölüler Kitabı"ndaki cennet, zengin çiftliklerle, ekip biçenlerin sahnelediği görüntülerle, su kanallarının etrafında rüzgarın serinlettiği yerlerde muhteşem bir seks ve bereket vaadetti. Buraya varmadan önce bir sorgulamadan geçti ölenler.
     İntihar terörizmi ile cennete gidildiğini savunan islamcıların açtığı tartışmaya, değişik kültürlerde ve dinlerdeki cennet anlayışına dikkat çekerek yaklaşan kitabın adı: "Cennet Arayışı: Dünya Mitleri ve Dinlerinde Cennet ve Sonsuzluk" ("The Quest for Paradise: Visions of Heaven and Eternity in the World’s Myths and Religions"). İncil uzmanı John Ashton ve BBC muhabiri Tom Whyte’ın yazdığı kitap, yalnız Sümerlerle Mısırlılar arasında değil, kültürler, dinler ve bireyler arasında da cennetle ilgili fikir ayrılığının derin boyutlarda olduğunu kanıtlıyor. Herkesin hayalindeki cennet ayrı bir cennet.
     Kimilerine göre cennet bir aydınlanma aşaması. İnsani eğitimin en yüksek mertebesi. Kimilerine göre uzak geçmişte kalan, kimilerine göre yakın gelecekte yer alan, özgürlük ya da dünya üzerinde varılan bir nevi ölümsüzlük. Vikingler, savaşta öldükten sonra cennete yelken açan savaşçılarının hikâyesini taş yontmalarıyla yazdılar tarihe. Çinliler’in Saf Toprakları, Müminlerin Cennetinin koruyucusu Buda Amitabha’nın ruhani oğlu Bodhisattva, Bin Kollu Kuan Yin’in resimleri cennet fikirlerini taşıdı. Beş yüz yıl öncesine dek Hıristiyan sanatı cennetteki şehitlerin görüntüleriyle doluydu. Cennet, dünyada günah işlememek için çekilen acıların, suçluluk duygusunun mükâfatı olurken değişik değişik biçimler aldı.
     Kitaba göre, bazı eski kültürler cennete kabul edilmenin bedelini hayli yüksek tuttular. Örneğin Aztekler’de sonsuza dek ılık, yaşanabilir bir yer olarak tanımlanan cennete ancak boğulanlar ya da şimşek çarparak ölenler gidiyordu. Cennet, Yunan ve Roma diline, Farsça’da duvarlı bahçe anlamındaki "pairidaeza" kelimesinden geldi. Yunan’da tanrıların yaşadığı Olimpos dağı, Homer’in dillere destan ettiği Elisian tarlaları kitabın değişik cennet tanımları arasında. Kitap, son bölümünde Amerika’da cennet anlayışını ütopya ile tanımlıyor. Thomas More 1516’da yarattığı ‘ütopya’ kelimesini hem iyi bir yer hem de olmayan bir yer anlamında kullandı. More, bu ifadesiyle hiçbir yerin mükemmel olmadığına dikkat çekti. Dolayısıyla ütopya başlangıçtan olumsuz, imkânsız bir kelime olarak doğdu. Hayalperest göçmenler açısından keşfedilmemiş Batı, bir sömürü pazarı haline dönüşmeden önce saf topraklar vaadetti. Bugün aynı göçmenlerin torunları, "Cennet Arayışı" kitabının örneklendirdiği gibi hâlâ daha ütopyadan ilham alan hayaller yaratmaya devam ediyor. Hollandalı sosyolog ve ütopyacı Frederik Polak’ın dediği gibi: "Bir Batılı, geleceği hayal etmekten ve düşünmekten vazgeçerse, gelecekte güvenliğinden korkuya düşerse, uygarlığının sonu gelir. Batılının sadece iki seçeneği vardır: hayal etmeye devam etmek ya da ölmek. Ölmeyi seçerse onunla birlikte bütün Batılı toplum da ölecektir."
     
     "The Quest for Paradise..."
     John Ashton - Tom Whyte
     Harper San Francisco
     160 s.
     Fiyatı: 30 dolar. Toplumda Sanat




 KÜLTÜR & SANAT


Bakıyorum! Görüyor muyum?
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Kendime ilham periliği vehmetmiyorum!"
İstekli kadınlar erotizmi
40 eserli karma sergi
Plastiğin rock’la flörtü
Cunningham ile 50 yıl
Gelecek onların!
Bay Ses’i takdimimizdir
Yakıcı güneşe buz gibi Sophie
Her yerde kar var
Sait Faik kolajı
Müzik ve teknoloji
Herkesin hayalindeki cennet ayrı!
Aşk ve ütopya
Resim ve ikona cerrahı
Japonya’dan Amerika’ya
Halılarda Balıkesir motifleri
Susturma ve sindirme mi?
Oidipus bulundu!
Havadar konserler dizisi
Uzun İngiliz’den üçüncü solo
Bildik, eski dostlar
Mutlu yıllar sert adam
Üç senaryo, tekmili birden, kitapçılarda!
Şimdi onun sırası
Avrupa treni
Hayat atölyesi
Avrupa Tarihi Kentler Birliği’nin 12. üyesi kim dersiniz?
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet