12 Ağustos 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Tunceli’nin mürekkep yalamış, siyaset kokan insanları o kadar farklı ki...
Solun kalesi Tunceli

Kadınların kahvehanelerde garsonluk yapabildiği bu Alevi kentinde sol görüşler ağır basıyor. İşleri, paraları yok... Ama pek aldırmıyorlar, özgür olsunlar yeter...

     Milliyet TIR’ıyla uğradığımız her il, gerek insan dokusu gerekse öncelikli sorunları açısından hem birbirine çok benziyor, hem de birbirinden o denli farklı ki... Bu yıl gittiğim 8 il içinde diğerlerine en benzemeyeni, beni en etkileyeni hiç kuşkusuz Tunceli. Burası her yönüyle çok özel bir kent. Henüz el değmemiş eşsiz doğasıyla, mürekkep yalamış, siyaset kokan bilinçli insanıyla, kapalı tek bir kadına bile rastlamadığınız, kadınlarının kahvehanelerde garsonluk yapabildiği aydınlık bir Alevi kenti.
     
     Dört kişiden biri asker
     Devlet tarafından sindirilmeye çalışılmış, ama baskı arttıkça Tuncelilik bilinci de pekişmiş. Tunceli’de nüfus 90 bin. Son sayımda 90 bin kişinin 25 bini ordu mensubuymuş. Her 4 kişiden biri asker, ama burada askerin ekonomiye katkısı neredeyse sıfır. 1996’daki intihar saldırısından sonra askerin kent merkezinde dolaşması yasaklanmış. İhtiyaçlarını kantinlerinden karşılıyorlar... Daha doğrusu karşılıyorlardı. Şimdi ordu ve emniyetle halkın uzlaşma zamanı. Asker 1 yıldır çarşıya inebiliyor.
     
     ‘Ben OHAL çocuğuyum’
     OHAL’in kalkması halkın yüzünü güldürmüş. Karınları aç olsa bile önemi yok. Onlar ne zorluklara göğüs germişler. Kendini "OHAL çocuğuyum" diye tanıtan 26 yaşındaki amele Deniz Taçyıldız, Emeğin Partisi İl Yönetim Kurulu üyesi. Bekaa Vadisi adını verdikleri kahvehanede ayaküstü sohbet ederken, "Burada gördüğünüz herkesin hakkında en az 13 - 14 dava vardır" diyerek beni şaşırtıyor. Peki suçları ne? Basın açıklaması dinlemekmiş!
     Cumhuriyet ve Evrensel gazetelerinden insanların yüzlerinin görünmediği Bekaa Vadisi’nde basın açıklamasının miting anlamına geldiğini, her basın açıklamasını en az 1000 kişinin izlediğini ve izleyenlerden büyük bölümünün Adliye’ye sevk edildiğini öğreniyorum. Tunceli Barosu Başkanı Hüseyin Aygün hakkında da benzeri nedenlerle 3 dava açılmış. Diyorum ya burada her şey farklı.
     
     Almancılar da olmasa...
     Yıllar süren terör, ekonomiyi çökertmiş. 10 kişiden fazla işçinin istihdam edildiği kuruluş sayısı 3-4’ü geçmiyor. Hayvancılık ve tarımın beli bükülmüş. Halkı ayakta tutan Almancılar. Gurbette akrabalar olmasa açlarından ölecekler. Para yok, iş yok, ama kentte 5 çiçekçi var. Bir buket çiçekle bizi karşılayan Aşkın Çiçek Sarayı’nın sahibine "Çiçek satın alacak müşteri var mı?" diye sorduğumda şu yanıtı veriyor:
     "Tunceliler her fırsatta birbirlerine çiçek verirler. Ölülerine sık sık çiçek götürürler. Bugün pazar. Mezarlığa gitseniz çiçeklerle dolu olduğunu görürsünüz." Diyorum ya burası, daha önce gördüklerime benzemeyen bir kent. Kars’ta "türbanla mücadele etmek kolay, yeter ki işimiz olsun" diyerek AKP’ye oy vereceklerinden söz ediyorlardı. Buradaysa önemli olan özgürlük.
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
‘Beyaz Türkler’e siyasetname

Çetin ALTAN
Bir öykü

Fikret BİLA
Derviş’in siparişi

Yasemin CONGAR
Derviş ve...

Hurşit GÜNEŞ
Brezilya grip oldu, biz de nezle

Mustafa ÖZYÜREK
2003 başından itibaren devlet ‘nereden buldun’ diyecek

Hasan PULUR
Suya, sabuna dokunmayan pisler...

Derya SAZAK
Üçyüz Yıllık Gecikme

Meral TAMER
Solun kalesi Tunceli

Ece TEMELKURAN
Bu âlemde kral o be kardeşim

Osman ULAGAY
Derviş’e siyasette bir şans tanınmalı mı?

Güngör URAS
Yasaklar aç bırakmış

© 2002 Milliyet