14 Ağustos 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Kimlik değil geçim

Milliyet Kervanı, dün Diyarbakır'daydı...

     SİZE GELİYORUZ

     Diyarbakır’da değişimin günü gelmiş. Sorunların önceliği değişmiş. Evvelden hep "cop, dipçik baskısından, dil yarasından" yakınan Diyarbakır bugün "Çok şükür daha iyi" diye gülümsüyor. Kimlik derdi çözülmüş gibi...
     

     

     

     


     

     

     

     

Köyümüze dönmek istiyoruz
     MUSTAFA BAKACAK

     Diyarbakır’da, Avrupa Birliği (AB) uyum yasalarının kabul edilmesi, bölgede Olağanüstü Hal’in son kez dört aylığına uzatılması, Kürtçe eğitim ve yayının serbest bırakılmasının olumlu rüzgarı esiyor. Milliyet TIR’ı, Dağkapı Meydanı’ndaki yerini almasıyla birlikte 45 dereceye varan sıcaklığa rağmen Diyarbakırlıların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Dört yıl öncesinden başlayan huzur ortamının kalıcı hale gelmesi bölge insanlarının beklentilerinin farklı alanlara yönelmesine neden olmuş.
     Daha önce terör ve şiddetle yatıp kalkan bölge halkının bugünkü istekleri şöyle sıralanıyor; iş alanlarının yaratılması, müteşebbislerin teşvik edilmesi, devletin yatırımlara öncülük etmesi, bu doğrultuda acilen radikal kararların alınması, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, sosyal, kültürel ve sanatsal etkinlere ağırlık verilmesi, eğitim kalitesinin yükseltilmesi.
     
     Sulu tarım kurtarır mı?
     Son iki yıldır büyük boyutlara ulaşan işsizlik sonucu adi suçlarda patlama yaşanan Diyarbakır’da, bölge sorunlarına duyarsız kalan milletvekillerine de sitem var.
     Çiftçi Ramazan Tezge, bölge halkının fakirlikten kurtuluşunun sulu tarımdan geçtiği görüşünü savundu. Tezge, "Bölgeye bir baraj yapılması halinde sulu tarım canlanacak. Böylece insanlara yeni iş alanı yaratılmış olacak" dedi.
     
     ‘Halk çadırlarda yaşıyor’
     Sayıları her geçen gün artan inşaat işçilerinden Abdurrahman Kan da, "Yakılıp, yıkılan köylerimize dönmek istiyoruz. Boğazköy halkı, köyün beş kilometre uzağında çadırlarda yaşıyor. İnsanların köylerine dönmesi sağlansa, şehirdeki işsizlik de azalır" diye konuştu.
     Çimento fabrikasındaki işinden çıkarılan Mehmet Han Pirinççi, çocuklarını okutmak için çırpındığını, ancak işsiz kalınca geçimlerini bile sağlayamaz hale geldiğini söyledi.
     
Sıcak kentten kızgın mesajlar
     ATİLLA GÖKÇE

     Diyarbakırspor bu yıl kadroyu yenilemiş, 16 trilyon liralık bütçeyle UEFA Kupası’na katılma hakkını hedeflemiş. Pratikte ligin ilk beşi demek oluyor bu... Basın sözcüsü Şah İsmail Bedirhanoğlu, az parayla çok iş yapacaklarını belirterek, iddialarını pekiştiriyor. Sezona şokla başlamışlar. Ligin ilk haftasında Altay’la 1 - 1 berabere kalmışlar. Sonucu hiç beklemediklerini, açık farklı bir galibiyete koşullandıklarını anlatıyor Bedirhanoğlu.
     
     Süreyya’lar nasıl çoğalır?
     İki yıl önce ikinci ligde oynanan Diyarbakırspor - Altay maçının kötü izleri hala hatırlardadır. O buluşma spor dışı her türlü çirkinliği içeriyordu. Oysa Altaylılar bu yıl, yöneticileri ve sporcuları çiçekle karşılamışlar. Akşam yemeğinde geçmişin kötü izlerini silip atmışlar.
     Diyarbakır da sadece iki tenis kortu var. Voleybol da oynanıyor. Ne yazık ki, Dicle Üniversitesi’nin geçen yıl Türkiye liginde mücadele eden takımı bu yıl ödeneksizlik nedeniyle kapanmış. Diyarbakırspor’u sadece futbol şubesiyle sınırlandıran, üniversiteden sporu yavaş yavaş dışlayan olanaksızlıklar bitirilmeli. Olanaklar artarsa Süreyya’lar da çoğalacak.
      Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Mahir Yeşildağ "Öteki sporların çoğu tesis, araç - gereç, alet - edevat, antrenör ister ama futbol için sokaklar yeter" diyor. Kızımın Marmara Tıp’tan arkadaşı Ferit Toprak’la tanıştım Diyarbakır da... O da, TUS (Tıpta Uzmanlık Sınavı) belasından dertli: "İsteklerimizin önünde birçok engel var. TUS yüzünden pratik yapamıyoruz, teorik çalışmalara yöneliyoruz. Çünkü uzmanlık sınavı teoriye dayanıyor."
     Mahir Yeşildağ tamamlıyor arkadaşını: "Bu sınav sistemi sayesinde 10 milyonda bir görülen hastalıkları bir kalemde sıralayabiliriz ama aynı ölçüde teşhis (tanı) yeteneğimiz yok."
     
     Turist diaresi başa bela
     Spordan sağlığa sıçrayan konu yerel hastalıklarda yoğunlaşıyor. Sıtma, tifo, brucella bölgenin en yaygın hastalıkları. Hepsi de enfeksiyon grubuna giriyor.
     Mahir, "Bir de turist diaresi var. Buraya gelen yabancılar bir iki gün sonra müthiş bir ishalle perişan olurlar. Bu hastalıkların hiçbirinin AB ülkelerinde esamisi yok artık. Biz, Avrupa Birliği’ne gireceksek, uyum yasalarını hayata geçirip, bu hastalıkları da gündemden çıkarmak zorundayız" diye konuşuyor.
     Çapa Tıp Fakültesi’nde profesör sayısı Mahir’in söylediğine göre 390. Harran Üniversitesi’nde ise bu sayı sadece 12 ve soruyor: "Bunun adı akademik adaletsizlik değil mi?"
     Bazı gençlerin soyadı vermekten çekinerek dile getirdikleri kimlik sorunları da gündemde. Anadilde eğitimle ilgili yeni yasayı yetersiz buluyorlar. Üniversitelerde Kürdoloji enstitülerinin kurulmasını, liselerde Kürtçenin seçmeli ders olmasını öneriyorlar.
     
     Uzman çavuşlar dertli
     Adlarını vermekten çekinen iki uzman çavuşun sıkıntıları da, bizim Milliyet TIR’ında dile geldi. İşte söyledikleri: "Türk Silahlı Kuvvetleri’nde 7 bin uzman çavuş var. Hiçbirimiz derece - kademe ilerleyemiyoruz. Terörün bitirilmesinde çok önemli hizmetler gördük ama kaderimiz üstlerimizin iki dudağının arasında, en basit görme kusurları bile çürüğe çıkmamıza neden oluyor. Gelecek güvencemiz yok, lojman hakkımız yok. Emeklilik umudumuz bile yok. Siyasilere yazdık, hiçbiri ilgilenmedi. Ne yani gidip oyumuzu HADEP’e mi verelim şimdi!"
      Benden iletmesi.
     
     
     



 GÜNCEL


Klima yok bahçeye buyurun
Kimlik değil geçim
Pes ‘Doğru’su!
Prag boşaltılıyor
Erol Evcil’e tahliye
İsveç’le Kuzey Irak krizi
Sıcağın depremle ilgisi yok
E-5 Karayolu’nda cinayet gibi kaza
FBI, Ağar’ı sordu
Lotoyu kazanıp eve kapandılar!
Aydın Doğan Vakfı’na plaket
Düşük yapmak için damdan atlıyorlar
KESK’in Ankara yürüyüşü başladı
Satırbaşı


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet