14 Ağustos 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Kendime ilham periliği vehmetmiyorum!"

Tomris Uyar ile YKY’den çıkan yeni öykü kitabı "Güzel Yazı Defteri" ve Turgut Uyar’ın bütün şiirlerinin toplaması "Büyük Saat" vesilesiyle bir araya geldik. Söyleşinin kapsamlı devamı Milliyet Sanat Dergisi’nin bugün piyasaya çıkan ağustos sayısında yer alıyor.

     Katı bir yazar mısınız? Çalışırken etrafınızdaki insanları uzaklaştırıp kırıyor musunuz?
     Hayat her zaman son sözü söyler benim için. Bir çocuğun ağlaması ya da ona bağırmak bir şaheser yaratmaktan (!) daha önemli olabiliyor. Hayatın akışı içinde hiçbir zaman ayrı bir odam olmadığı için, kalabalık içinde yazmaya alıştım. Dışarıda olup biten beni pek fazla ilgilendirmez.
     
     "Oyalayıcı bir şey yazmaktansa kopkoyu bir karanlığı tercih ederim," demişsiniz bir zamanlar.
     Koyu bir mutsuzluğa razı olmayan insan bir çıkış noktası bulmakta çok gecikir. Dibe vuran insanın nefes almak için, refleks olarak su yüzüne çıkması gibi, bir şeyin dip noktasındaki karanlığa ulaşan insan da nefes almak için onu yarar. Suni tedbirlerle arada su aldırılıyor ve tekrar içeri çekiliyorsa, bu, çok uzun sürebilir.
     
     Kendi matematiğini kurduğunu düşündüğünüz genç öykücüler kimler?
     Murat Gülsoy gerçekten ilginç bir öykücü. Ancak bir yerde tıkanabilir çünkü metinden yola çıkan metinler yazıyor. Bir süre sonra yaratıcılığı sekteye uğratabilecek bir tercih. Sema Kaygusuz’un dilini bazen şiirsel biçimde kullandığını görüyorum. Mehmet Günsür, iyi gibi gözüküyor ama dağınık. Öykücülüğünün omurgası yok daha. Bir de Behçet Çelik diye yeni bir yazar var. Klasik yapının içine sıkışıp kalmazsa onun da ileride iyi bir öykücü olacağını düşünüyorum. Yalnız ben bu kadar çabuk egosu büyüyen, yazar yazmaz kendisini yazar zanneden bir kuşak görmediğimi de söylemeliyim. Biraz daha alçak gönüllü olunabilir(!) Genç yazarlardan yerini bulamamış olanlar çoktur eminim. Sürekli göz önünde olanlardan, onları fark etmeye fırsat olmuyor.
     
     Birçok edebiyatçı dostunuzu etkilediniz.
     Kendime bir ilham periliği vehm edecek kadar komik bir insan değilim tabii. Kendimi de o kadar beğenmem. Yalnız şöyle bir şey var. Düşünen ve sorgulayan bir insanım. Sözünü ettiğiniz kişiler de kendi yaptığı işleri sorgulayan, düşünen, tartışmayı seven kişilerdi. Herhalde asıl çekici yanım buydu benim. Tartışırdım. Bir de çok açık sözlü olmam etkili olmuştur sanıyorum. Konuyu anlamam ve disiplinli olmam. İlişkilerimde sanırım hep kendime bir dokunulmazlık alanı bulmuşumdur. Bu da hakikaten sevilmem, değerlendirilmemle birlikte, çok tartışmalara neden olmuş bir özelliğimdir.
     
     YKY’nin Turgut Uyar şiirlerini "Büyük Saat" adıyla toplamasını vesile ederek soracak olursak, nasıl bir şiir Turgut Uyar’ın şiiri?
     Turgut Uyar’ın şiir girişimini Türkiye’de yapılmış en önemli girişimlerden biri sayıyorum. Şairane şiir yazmaya karşı olup başka bir şairanelik, başka bir şiirsellik keşfetmesine hep hayranlık duymuşumdur. Büyük bir çaba olarak görüyorum. Turgut, hoş bir insandı. Bir kere çok güzel bir şiir vardı. Şurası çok güzel olmuş, dedim. Yalnışlıkla kaçmıştır, dedi! Güzel, tavlayıcı şiir yazmaya son derece karşıydı. Şiirle savaşan, şiiri savaş malzemesi haline getiren bir şiir görüşünü, dünya görüşü içinde halletmeye çalışan bir şairdi.
     
     YKY’den çıkan "Güzel Yazı Defteri" sizin öykücülüğünüzde nasıl bir noktayı temsil ediyor?
     Aslında bütün öykücülüğümün özelliklerini taşıyan bir kitap, o yüzden çok uğraştım. Bir kere ilk kez bu kadar çok kişili ve uzun bir öykü yazıyorum. Kişiler, yaşamlar, karşılaşmalar ve patlayan bir şey var. Bir anlamda Türkiye’nin son on, hatta yirmi yılda geldiği nokta... Benim bütün öykülerimde bir toplumsal fon vardı. Burada çok belirgin. Kişilerin didişmelerinde, değer yargılarının değişmesinde... Bir zamanlar idealist olan bir insanın artık para kazanmak dışında bir idealinin kalmamış olması gibi. Sonra aşk ilişkilerinin neden yürümediği üzerine akıl yürütmeler, dostluk ilişkileri var. Kendi kendime ve öykülerimde sorduğum soruları bir araya getirmiş oldum.
     
     Şimdi ne yazıyorsunuz?
     Octavio Paz çevirmiştim, henüz yayımlanmadı. Yine bir çeviri yapasım var. Ama belki de korku türü bir hikâye yazarım. Daha önce masallarımda denediğim gibi.



 KÜLTÜR & SANAT


Bakıyorum! Görüyor muyum?
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Kendime ilham periliği vehmetmiyorum!"
İstekli kadınlar erotizmi
40 eserli karma sergi
Plastiğin rock’la flörtü
Cunningham ile 50 yıl
Gelecek onların!
Bay Ses’i takdimimizdir
Yakıcı güneşe buz gibi Sophie
Her yerde kar var
Sait Faik kolajı
Müzik ve teknoloji
Herkesin hayalindeki cennet ayrı!
Aşk ve ütopya
Resim ve ikona cerrahı
Japonya’dan Amerika’ya
Halılarda Balıkesir motifleri
Susturma ve sindirme mi?
Oidipus bulundu!
Havadar konserler dizisi
Uzun İngiliz’den üçüncü solo
Bildik, eski dostlar
Mutlu yıllar sert adam
Üç senaryo, tekmili birden, kitapçılarda!
Şimdi onun sırası
Avrupa treni
Hayat atölyesi
Avrupa Tarihi Kentler Birliği’nin 12. üyesi kim dersiniz?
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet