14 Ağustos 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Sait Faik kolajı

Yönetmen Tarık Alpagut’un TRT adına çektiği "Havada Bulut" adlı dizi - film, Ayfer Tunç’un yazdığı Sait Faik öyküleri kolajından oluşuyor. Nihat İleri’nin Sait Faik’i canlandırdığı uyarlamada, Ayla Algan, Özgü Namal, Nur Sürer, Güven Hokna, Mehmet Atay, Levent Ülgen, Nilüfer Açıkalın ve daha birçok tanınmış oyuncu rol alıyor. Yönetmen Alpagut, dört bölümlük dizinin sinema versiyonunun da düşünüldüğünü söyledi.

     ALİN TAŞÇIYAN

     Sait Faik uyarlaması yapmak sizin projeniz miydi
     TRT edebi kurulunun önerdiği birkaç yazardan biriydi Sait Faik. Onun modern öykücülüğünü ve gözlemciliğini severim. İnsana olan yaklaşımını severim. Yaşadığı hayat benim yaşamayı istediğim hayat çünkü. Çok sebebi olsa da esas Sait Faik sevgisinden ileri geliyor.
     
     Ayfer Tunç ile çalışmaya nasıl karar verdiniz?
     Ayfer Tunç, TRT’den Tülay Eratalay’ın Ankara Film Festivali’nde ödül alan edebiyat uyarlamalarının senaryosunu yazmıştı. Çok başarılı olduğunu gördüm. Aynı zamanda ilgili bir edebiyatçı. Hem geçmişinden gelen senaristliği hem de edebiyata olan ilgisi beni etkiledi.
     
     Hangi yapıtın uyarlanacağına nasıl seçtiniz?
     Ayfer bana "Sait Faik yorumu mu yoksa uyarlaması mı istersin?" diye sordu. "Ama ben yorumundan yanayım," dedi. Ben de yorumundan yana olduğumu söyledim. Yine Ayfer’in önerisiyle birkaç esas öyküye asılı birkaç yan öyküden oluşan bir kolaj yaptı. "Havada Bulut" birbiriyle kah bağlantılı kah bağlantısız 15 kadar öykünün kolajından oluştu. "Havada Bulut" öyküsü temel alınarak ona birkaç öykü daha katıldı. Dört bölümden oluşan senaryoda kitaplarda ayrı yerlerde olan kişiler bizim 15 öykülük kolajımızda kesişiyorlar. Senaryonun omurgasını Ayfer oluşturdu.
     
     Görüntü yönetiminde ve mizansende de senaryodaki gibi farklı bir yaklaşım tasarlıyor musunuz?
     Hayır düşünmüyorum. Ayfer’in yazdığı yorum son derece kendini anlatan bir kolaj. Buna son derece iyi bir cast eklediğimizde işin sadece kural hatası yapmadan çekilebileceğini düşündüm. Şiddetli kamera hareketlerinden kaçınarak sade, yalın anlatım önemli. Öykünün rengi ve oyuncuların kalitesi işi kurtarmaya yetecek düzeyde. Kendini kendi dinamiğiyle götürüyor. Bire bir anlatımı kullanıyoruz.
     
     Bu bir dönem filmi olduğu için sanat yönetimine ağırlık verdiniz kuşkusuz. Sadece ana hatlarıyla genel havayı mı verdiniz yoksa döneme sıkı sıkıya sadık kalarak derin bir araştırmadan sonra mı yaptınız?
     Ana hatlarıyla da detaylarıyla da dönemi uygulamaya çalışıyoruz. Sanat yönetmeniyle çekimden 2,5 ay önce çalışmaya başladık. Dönemle ilgili araştırmamız 6 ay öncesine dayanıyor. Gerçi bunun da yeterli olmadığını düşünüyorum. 1950 çok hassas bir dönem, tek partiden çok partiye geçerken doğan karmaşık bir ortam var. 50 sene geçtikten sonra korunmamış bir çevre yapısıyla yansıtmaya çalışıyoruz. Bire bir açık dış çevresi var. Bu sahnelerin İstanbul gibi bozulmuş dış fizik çervesinde çekilmesi çok zor oldu. 50 sene evvelini yaratmak zor. İçinde bulunduğumuz, senaryoda Yorgiya Sokak diye adı geçen bu sokak denetimimizin altında. Yarın gerçek Beyoğlu sokaklarına çıkmak korkutuyor beni.
     
     Sait Faik’in karakterlerine çok derin bir hümanizmayla yaklaştığını biliriz. Tek bir kötü karakteri yoktur. Siz nasıl yorumladınız karakterleri?
     Aynı şekilde. Yalnız Sait Faik daha çok içsel öyküler yazar. Diyalog yoktur. Büyük aşklar, büyük cinayetler işlenmez. Sıradan insanların yaşamını anlatır öykülerinde. Woody Allen’ın bazı filmlerinde hiçbir şey olmaz ya... "Hannah ve Kızkardeşleri" gibi. Brooklyn’deki Yahudi cemaatinin günlük öykülerini anlatır. Bizim öykümüzde de öyle her şey sıradan ve günlük. Aşk ve gerilimler de öyle. Bir trajedi yok. Her şey bire bir gidiyor.
     
     Uyarlamalarda hep teatral oyunculuk izlemeye alışkınız. Sinemadan uzak bir oyunculuk yani. Her şeyi biraz aşağı tonda tuttuğunuza göre, oyunculuğu da mı öyle tercih ettiniz?
     Tabii, elimden geldiğince. Yılların usta oyuncuları heyecan duyuyor. Dönemin güzelliği, Sait Faik uyarlaması olması ellerini ayaklarını titretiyor. Günlük hayatı verirken, teatral oyunculuktan kaçmaya da çalışıyoruz. Her ne kadar oyuncularımızın çoğu tiyatro kökenli olsa da. Oyuncu yönetiminde pek bir problemimiz olmuyor. Rum karakterlerin aksanlarını Şehir Tiyatrosu sanatçısı Kosta Kotridis çalıştırıyor.
     
     Çok karakterli bir senaryo olduğuna göre başrol ve yardımcı rol ayrımı çok keskin mi?
     Senaryonun organik yapısından gelen bazı rollerin kabarması söz konusu tabii. "Vesikalı Yarim" olarak beyazperdeye çekilen "Menekşeli Vadi"da Türkan Şoray ve İzzet Günay’ın oynadığı rolleri bizde Nilüfer Açıkalın ve Levent Ülgen oynuyor. "Mahalle Kavhesi" büyük bir yan öykü olarak geçiyor. O öykülerde oynayanların daha fazla sahnesi var. "Lüzumsuz Adam" öyküsü bir uzun sahne ve Altan Erkekli tek başına oynuyor. "Havada Bulut" öyküsünün tek repliğini Rüştü Asyalı söylüyor. Öne çıkma yok burda yani. 30 tane başrol oyuncumuz 98 tane de replikli oyuncumuz var. Her öykünün bir başrolü var, o öykü anlatılırken de oradaki insan başrolü oynuyor benim için.
     
     Senaryodaki dört bölüm bir bütünlük içinde mi kurgulandı?
     Başlayıp biten bir öykü bu. 200 dakikalık bir sinema filmi çekiyor gibiyiz, Ayfer birbiriyle kesişmeyen karakterleri senaryoda kesiştirdi. Ortaya da film çıkardı. Başlayıp biten öyküler yok. Hepsi aynı şekilde sürüyor ve bazıları bitiyor, bazıları bitmiyor. Bütün halinde düşünüyoruz. Dizi çeksek de film diyoruz biz buna.
     
     35 mm bir kopyası düşünülüyor mu sinemaya çıkması için?
     Bir yemek piştikten, tadına bakıldıktan sonra komşuya verilmeli bence. Bir 97 dakika çıkabilir. Kurguyu kullanarak bunu yapabiliriz ama öncelikle filme bakmalıyız. TRT yönetiminin kararını da şimdiden kestiremem tabii ki.
     
     İyi giden bir iş, planlar bire bir uygulanıyor. Çok güzel geçiyor, yorucu da olsa ama iyi gidiyor.


 KÜLTÜR & SANAT


Bakıyorum! Görüyor muyum?
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
"Kendime ilham periliği vehmetmiyorum!"
İstekli kadınlar erotizmi
40 eserli karma sergi
Plastiğin rock’la flörtü
Cunningham ile 50 yıl
Gelecek onların!
Bay Ses’i takdimimizdir
Yakıcı güneşe buz gibi Sophie
Her yerde kar var
Sait Faik kolajı
Müzik ve teknoloji
Herkesin hayalindeki cennet ayrı!
Aşk ve ütopya
Resim ve ikona cerrahı
Japonya’dan Amerika’ya
Halılarda Balıkesir motifleri
Susturma ve sindirme mi?
Oidipus bulundu!
Havadar konserler dizisi
Uzun İngiliz’den üçüncü solo
Bildik, eski dostlar
Mutlu yıllar sert adam
Üç senaryo, tekmili birden, kitapçılarda!
Şimdi onun sırası
Avrupa treni
Hayat atölyesi
Avrupa Tarihi Kentler Birliği’nin 12. üyesi kim dersiniz?
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet