
|

Devlet, yine devlet, hep devlet!
Vatandaşın oyuna talip partiler, Anadolu’da işsiz yığınlar için ne tür istihdam yaratmayı düşünüyorlar?
Milliyet TIR’ıyla Anadolu’nun 8 ilini dolaştıktan sonra İstanbul’a karamsar döndüm. Ekonomiyi daha da kötü günlerin beklediği kaygısına kapıldım. Çünkü büyük sanayi kuruluşları dışında özel sektör hızla eriyip siliniyor. IMF programı sürecekse devletin küçülmesi de kaçınılmaz. Kapanan ya da küçülen istihdam alanlarının yerine neyin konacağına ilişkin ufukta en ufak bir ışık da yok. AB ile ilişkiler yolunda gitse de, çocuklarımız kurtulur, ama ne bugünün, ne yakın geleceğin ekonomik sıkıntılarına ilaç olur. Bu durumda karamsar olmamak mümkün mü?
İzmit, Bolu, Karabük, Kastamonu, Sinop, Kars, Erzincan ve Tunceli’de vatandaşın anlattıklarından bende kalan tortuları, bir de bu açıdan alt alta sıralamak istiyorum:
Özellikle Doğu’da özel sektörün kurduğu tesislerin çoğu kapanmış, henüz kapanmayanların çoğu da can çekişiyor. Özelleştirilen kamu kurumlarında yeni patron, çoğunlukla makineleri Batı’daki illere taşıyıp, işçileri de kapının önüne koyarak tesisi kapatmış. Kapatılanların yerine istihdam, üretim, katma değer yaratacak tek bir çivi bile çakılmıyor. Zaten bu ortamda çakılmasını da bekleyemezsiniz. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ve bazı illerde Köy Hizmetleri’nin kapatılması, seçim sayesinde şimdilik ertelenmiş. Ama IMF ile program sürecekse onların kapılarına kilit vurulması da kaçınılmaz. Devlet dairelerini kapatmak Allah’tan söz konusu değil. Türk Telekom, Posta İdaresi, TEDAŞ, Adliye, Milli Eğitim’in okulları, üniversiteleri, devletin ve SSK’nın hastaneleri, vergi daireleri derken "Devlet baba" hâlâ en büyük işveren ve çok sayıda vatandaşını besliyor. Eskiden memurlar, maaşlarının özel sektöre göre düşük olduğundan yakınırlardı, şimdi kimsenin çıtı çıkmıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri de hem ciddi istihdam yaratıyor, hem de bulundukları yörelerde esnafa soluk aldırıyor. Belediyeler, yerel yönetimler, tabii ki hâlâ önemli iş kapılarından biri. Örneğin İzmit’teki ilçe belediyeleri, münavebeli hatta aylık işçi alarak, işsiz yığınlara biraz olsun nefes aldırıyorlar. Vatandaş bir yandan devletin siyasiler tarafından yağmalanmasına fevkalade öfkeli. Ama aynı zamanda da siyasiler aracılığıyla bir yolunu bulup devlet dairelerinden birine kapağı atmak için çırpınıyor. Çünkü işsiz, çünkü çaresiz, çünkü evine ekmek götüremiyor, çünkü çocuklarını okutamıyor, bu yüzden ailesi dağılıyor...
Bu fasit daireden nasıl kurtulacağımızı da benim aklım almıyor. Bir Kars’a, bir Tunceli’ye gittiğinizde görüyorsunuz ki, oralarda insanlara iş - aş yaratmak atla deve değil. Yeter ki siyasetçi bu işe yüreğini koysun, kafa yorsun.
Örneğin Tunceli’de Kamer Genç bir yana, diğer tüm politikacılar bir yana... Solun kalesi bu kentte AKP henüz teşkilatlanmamış bile, ama Genç AKP’den adaylığını koysa yine seçilir! Nitekim Genç, ilk 2 dönem CHP’den, Deniz Baykal’la anlaşmazlığa düştüğü için de son 2 dönem DYP’den parlamentoya girmiş. Tuncelili "Ne tür sıkıntımız olsa, Kamer Genç yanımızdadır. Öğrencisi de onu arar, memuru da, fişleneni de, işsizi de... Her arayanın derdine çare bulmaya çalışır" diyor.
Kamer Genç gibi seçmenden aldığı oyun hakkını vermek isteyen politikacıların bundan sonrası için yapmaları gereken, avcunun içi gibi bildiği kendi yöresi için pahalı olmayan yaratıcı çözümler üretmek, katma değer yaratmak. "Hamili kart yakınımdır" zihniyetiyle yapılan siyasete son noktayı bir koyabilsek, eminim her ilin kendi dokusuna uygun projeler geliştirilebilir.
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|