
|

Pentagon’un sansürlediği film
Nicolas Cage'in başrölünü oynadığı film, militarist Amerikan propagandasının son görkemli örneği.
"Rüzgârla Konuşanlar / Windtalkers" - Yönetmen: John Woo / Senaryo: John Rice, Joe Batteer / Görüntü: Jeffrey L. Kimball / Müzik: James Horner / Oyuncular: Nicolas Cage (Çavuş Joe Enders), Adam Beach (Er Ben Yahzee), Christian Slater (Çavuş Anderson), Peter Stormare (Çavuş Hielmstad), Roger Willie (Er Charlie Whitehorse), Noah Emmerich (Corporal Rogers), Mark Ruffalo (Er Pappas), Frances O’Connor (Hemşire Rita) / 2002 ABD yapımı, 133 dakika.
Olası bir Irak harekâtı öncesi savaş filmleri furyası devam ediyor. Türün bu hafta karşımıza çıkan bu yepyeni örneğinde, Spielberg’in "Er Ryan’ı Kurtarmak / Saving Private Ryan"ı ile yeniden gündeme gelen bir İkinci Dünya Savaşı öyküsü anlatılıyor. Bu kez 1944 yılında Pasifik cephesinde, kanlı çarpışmaların yaşandığı Saipan Adası’ndayız. Çin’den ithal edilen Uzakdoğu aksiyon kralı John Woo’nun yönetmenliğinde Japonlara veryansın eden filmimiz pek bilinmeyen tarihsel gerçeklerden yola çıkmış.
Pearl Harbor’da beklenmedik bir saldırı başlatan sarı ırkın çevik savaşçıları haberleşme ağındaki şifreleri çözerek Amerikalıların ilerlemesini önemli ölçüde yavaşlatmaktadır. Buna mani olmak isteyen Amerikan ordusu çözümü, kıtanın eski sahibi kızılderililerin yazılı olmayan diliyle haberleşmekte bulur. Bunun üzerine yüzlerce Navajo yerlisi Deniz Kuvvetleri’nde savaşmak üzere askere alınıp eğitimden geçirilir. Savaş öncesi yerlilerin ağızlarına acı (biber değil de) sabun sürülerek konuşmalarının engellenmeye çalışıldığı Navajocadan, gizli şifreler söz konusu olduğunda stratejik bir savaş aracı olarak yararlanılması üzerine kurulu bu çalışma özgün adını ‘soru: rüzgâr, cevap: konuşanlar’ şeklinde düzenlenmiş kodlama şifresinden almış.
Filmin başında, üç renkli bayrağın bütün haşmetiyle dalgalandığı Arizona çöllerindeki kızılderili yerleşim bölgesinden ailesiyle vedalaşarak vatana hizmet (!) için yola çıkan Ben Yahzee, bu yıllarca bastırılmaya çalışılmış kimliğin temsilcilerinden. Yahzee, eğitimden geçtikten sonra, deneyimli çavuş Enders’in koruması altında cepheye yollanır. Çoğu Amerikalı asker için Japonlarla savaşa alınmış yerliler arasında sadece bir üniforma farkı varken, Navajolu erle İtalyan kökenli çavuşun soğuk başlayan ilişkileri tahmin edileceği üzere sıcak bir dostluğa uzanır. Ancak talimat kesindir: Riskli bir çarpışma anında esas olan kod’un korunması olup, düşman eline geçme tehlikesi karşısında istihbaratçı imha edilecektir.
11 Eylül sonrasının birlik beraberlik havası altında, yıllarca ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüş Afrikalı - Amerikalıları bağrına basma yolunu seçen Hollywood (Son Oscar ödüllerini hatırlayın!) bu kez yeni dünyanın asıl sahipleriyken oradan oraya sürülmüş, topraklarından edilmiş, kovboy filmlerinin acımasız vahşileri olarak belleklere kazınmış kızılderililere barış çubuğu uzatmayı deniyor. Bayrakla açılıp bayrakla kapanan film, Pentagon’un her türlü teknik yardımını kullanmak uğruna sansürlenmeyi bile göze almış. Bir deniz piyadesinin Japon askerlerinin cesetlerinden altın dişlerini söktüğü bölüm, Çavuş Enders’in teslim olmaya çalışan yaralı bir diğer Japon askerini vurarak öldürdüğü sahne, son dönemin militarist anlayışı çerçevesinde işi iyice sıkı tutmaya kararlı gözüken resmi yetkililerin itirazı üzerine çıkartılmış. Japonların işkenceci vahşiler olarak gösterildiği filmde ağlayan çekik gözlü bebelerden şefkatlerini esirgemeyen Amerikan askeri yine en kahraman asker. Yerinden yurdundan edilmiş Navajo yerlileri ise toprağı (!) için ölmeyi göze almış vatansever yurttaşlar olarak çizilmiş (Yahzee’nin oğluna özenle George Washington adı uygun görülmüş).
Bir John Woo filmi olarak ağırlık kazanmış aksiyon sahneleri ise çok uzatılmış, yorucu bir hal almış. Spielberg’in girişte adını andığımız çalışması ya da Terrence Malick’in "The Thin Red Line" başyapıtının ardından hayli yavan kaçan, bu kopan uzuvlar, kesilen başların havada uçuştuğu kan ve vahşet dolu militarist propaganda filmlerinden gerçekten çok sıkıldık.
KÜLTÜR & SANAT


Melül bakışlı öfkeli adam
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Dişiliğin kitapları
"Her seyahatim bir aşk macerası"
Barbar Kherae!
Tekrar merhaba
Soyut ve gerçek karması
Edinburgh’da olmak vardı...
"Hepimize yetecek kadar alkış var!"
Bari biz bağrımıza basalım!
Türk popu onunla gurur duyuyor!
"Medyatik şımarıklardan sıkılmadınız mı?"
Pentagon’un sansürlediği film
Post - televole zamanları
New York nefret tarihini sevmedi
İnsanın derin çaresizliği
Naylonun perde arkası
Sanatçılar "Kooperatif"i
Fren balatasından heykel
Son durak İstanbul
Foça’da 4 gün 4 gece
"Neşeli yazıyorum kasvetli oynuyorlar"
Şeytanın avukatı
Duyduk duymadık demeyin!
Korku adasında şenlik
Çağdaş Külkedisi masalı
Hadi gülümse
Hayat atölyesi
İranlı kadınların Internet günlükleri
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|