16 Ağustos 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Hadi gülümse

     EYÜPHAN ERKUL

     Görülmüş şey değil; Bir şehir bir şiiri taklit ediyor burada. Ne zamandır aklımda olan ama sürekli ertelediğim ziyaretimi paylaşıyorum o taklidin sokaklarında şimdi. Orada olmak, orayla olmak, geçmişle yoğrulmuş anılar selini de yaşatıyor. Çok dinlediğimiz, eski bir şarkının sözleri onlar ve yaygınlığını Sezen Aksu’nun buğulu sesine borçlu.
     Bir şehri sevmek bir aşkı bittikten sonra da yaşamaya devam etmeye benziyor ve o aşk bir şiiri taklit ediyor şimdi. Etrafına yaptıkları barajlar kuru sıcağı neme hapsetmiş, bitki örtüsü geçmişin solukluğunu unutmuş yeşile kesmiş. Oysa dünyada karasal iklimi yaşayıp da zeytin ağacının yetişebildiği tek yer burasıydı; Antep’ti. Çalı muamelesi yapılan, kız çocuklarının evcilik oynarken mukavva evlerin bahçesini süpürdüğü, diz boyu büyüyebilen ‘süpürge çiçekleri’ boy atmış. ‘İklim değişmiş Akdeniz olmuş’, yetmezmiş gibi Batılı bir ukalalıkla palmiye demeye başlamışlar süpürge çiçeklerine.
     Devasal büyümüş, kalabalıklaşmış. Halk otobüslerinin üzerinde yazan ‘Büyük Şehir’ lafını Doğu’ya has utangaçlıkla taşıyor. Ona büyük deseler de, o Doğu’nun mütevazılığını istemeli çünkü eskisi gibi her gelir grubu aynı caddede yürümüyor. Dünya malı dünyada ama ayrı dünyalarda. Varoşlar alıp başını Afrika içlerine giderken yeni mahalleler İsveç malikanelerine taşınmış. Torpille girilen devlet liseleri, ‘L’ harfi vurgulu ve çift söylenen ‘kollej’lerin gölgesinde kalmış. Dev şirketlerin tabelaları ışıl ışıl fakat ışıltılar Antep için yeni bir şey değil. Geçmişte ‘kaçak’ yani gümrük vergisi ödenmeden gelen aynı ürünler şimdilerde devlet teşvikiyle ithal ediliyor, sanmıyorum ki vergileri tam ödeniyor olsun. GAP için açılan on şeritli otobanlar iki bin senedir düz ovada yükselen höyükleri talan edip, kepçelerle yıkıp gelmiş. Bilinen ilk açık heykel atölyesi Yesemek mutsuz bir unutulmuşluk yaşıyor. Zeugma’nın başına gelen kötülükleri dost düşman herkes duydu. Dulikonos ismi üç bin yılda Dülükbaba’ya dönüştü fakat son elli yıldır yapılan talanı, tahribatı tarihin hiçbir döneminde görmemişti. Su borusu döşenirken ortaya çıkan kaya oyması tapınağın kabartmaları köylülerce ‘putperest’ işi diye kırılmış. Allahtan Tilmen Höyük’ün hâlâ doğru dürüst yolu yok da orada kendi halinde kalabiliyor.
     Buranın üç bin yıllık kültürel birikimi toz olup uçuyor, rant olup kayboluyor. Geçmişten birikip gelen bilgi Batılılaşmak adına, Batı’yı da dumura uğratarak, ucubeleştiriliyor. Hele gidip bakın belediyenin yeni yaptırdığı amfitiyatronun komikliğine. Onu çizen mimar hiç mi antik tiyatro görmemiş? Sahnesi sahne değil, seyir yeri seyirlik değil. O da haklı, Batı’dan gelen yaşam biçimi höyüklerimizi yıktı. Burayı geçip az ötemize eşi benzeri görülmemiş mozaiklerimizi sular altına alarak barajlar kurdu. Görülmüş şey değil; bir şehir bir şiiri taklit ediyor burada. Arabesk bir hüzün yaşadıklarımız, iklim değişti, Akdeniz oldu, şehre yeni filmler geldi, modern bir yalnızlıkla tüm şehir kendine küstü, etrafımız bir güzel orman oldu yazılarda. Yine de gülümsemek gerek. Kemal Burkay’ın dediği gibi "Hadi gülümse, işçiler iyi çalışsın gülümse", annemiz Anadolu’ya küstük gülümse.
     
     Yazara e-mail: eyuphanerkul@hotmail.com


 KÜLTÜR & SANAT


Melül bakışlı öfkeli adam
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Dişiliğin kitapları
"Her seyahatim bir aşk macerası"
Barbar Kherae!
Tekrar merhaba
Soyut ve gerçek karması
Edinburgh’da olmak vardı...
"Hepimize yetecek kadar alkış var!"
Bari biz bağrımıza basalım!
Türk popu onunla gurur duyuyor!
"Medyatik şımarıklardan sıkılmadınız mı?"
Pentagon’un sansürlediği film
Post - televole zamanları
New York nefret tarihini sevmedi
İnsanın derin çaresizliği
Naylonun perde arkası
Sanatçılar "Kooperatif"i
Fren balatasından heykel
Son durak İstanbul
Foça’da 4 gün 4 gece
"Neşeli yazıyorum kasvetli oynuyorlar"
Şeytanın avukatı
Duyduk duymadık demeyin!
Korku adasında şenlik
Çağdaş Külkedisi masalı
Hadi gülümse
Hayat atölyesi
İranlı kadınların Internet günlükleri
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet