
|

İyi bir angut musunuz?
Gerek hukuk, gerek ekonomi, gerek yaşam kalitesi açısından Avrupa Birliği kriterlerine uygun değişimleri gerçekleştirecek, geniş tabanlı bir Meclis iktidarı oluşturma çabalarıyla; günde 5 vakit namaz kıldığı için gerek siyasal, gerek ekonomik egemenliğe özlem duyanları, "çoğunluk iradesi"ne çevirme girişimlerini gördükçe; en somut çözümün formülünü açıklıyor ve çevrenizdekilere bilgiç bir sesle:
- Sallandır 2 kişiyi, bak her şey nasıl düzelir, diyor musunuz?
***
Mesleğinizi evrensel kalitede yapma özenini, bir kez olsun aklınızdan bile geçirmemiş olduğunuzu asla anımsamadan; harcama alanındaki üstünlüğünüze inanıyor ve:
- Ah o para bende olacak ki, diyor musunuz?
***
Hiçbir mesleğiniz bulunmadığı, gazetelerin manşetlerini dahi hiç okumamış olduğunuz; vazgeçtik Anayasa ile Türk Ceza Kanunu’nu, partilerin programları hakkında da hiçbir fikriniz olmadığı halde; siyasal bir mitinge katılsanız ve herkese zenginlik vaat eden siyasal bir lideri coşkuyla alkışlarken:
- Kurtar bizi baba, diye bağırır mıydınız?
***
"Uygarlıköla, "çağdaşlık" tanımlamaları arasındaki farklar üstünde hiç durmadan, sürekli "onlar - biz" ayırımı yapıyor ve herhangi bir özeleştiriye, örneğin "Türkiye’de her 10 dakikada bir bebeğin öldüğü" açıklamasına:
- Onlarda da içkiden az insan ölmüyor, diyor musunuz?
* * *
Sultanahmet Meydanı’ndaki Dikilitaş’ın kaç tarihinde oraya konduğunu ve o tarihte kaç yaşında olduğunu; Ayasofya’nın kaç tarihinde yapıldığını ve 2 matematikçi mimarının kimler olduğunu; Sultanahmet Camisi’nin kaç tarihinde yapıldığını ve mimarının kim olduğunu; 3. Ahmet Çeşmesi üstünde ne yazdığını ve Alman Çeşmesi’nin ne karşılığında oraya oturtulduğunu hiç mi hiç merak etmeden; bu konularda bilgi veren yabancı bir uzman için:
- O önce kıçını yıkamasını öğrensin, diyor musunuz?
* * *
"Ulusun ve ülkenin bölünmez bütünlüğü" söylemlerine karşı, toplumun en üst kesimiyle, en alt kesimi arasındaki gelir dağılımı uçurumunun yüzde 1400 olduğunu söyleyenlere karşı:
- Kara ağızlı adam, durmadan kışkırtıcılık yapacağına, aksaklıkları düzeltmeye çalışsana, diyor musunuz?
* * *
Hangi yazı adamlarının neden o kadar çile çektiğini merak etmeden, böyle bir konu açıldığında:
- Onlar da önce vatanlarını sevselerdi, diyor musunuz?
* * *
Şayet siyasetçi olsanız, şöyle bir nutuk söyler miydiniz:
- Nedir o ahı gitmiş vahı kalmış İstanbul Surları? Yık onları... Yeşil alanlar ortasında fakir fukara için apartmanlar dik oraya... Nedir o müzelerde üç beş kişinin, ya uğrayıp, ya uğramadığı eski zaman artıkları? Açık artırmayla sat hepsini... Gelecek paraları dağıt fakir fukaraya... Halk sevgisi böyle olur!
* * *
"Politika" ile "bilim" arasındaki farkı, "siyasal partiler" ile "üniversiteler" arasındaki farkı açıklamaya kalkanlara:
- Milli iradeyi bilimcilerle üniversiteler temsil etmiyor; önemli olan milletin iradesidir, diyor musunuz?
* * *
Yargıyı daima elinizde tutuyor ve "sevmek" ile "beğenmek" arasındaki farkı da birbirine karıştırarak; önünüze gelen beyinsel bir yaratıcıya, örneğin bir heykelciye, yahut bir ressama:
- Sizi çok takdir ediyorum, diyor musunuz?
* * *
Yukarıdaki 10 sorudan 10’una da "evet" diyorsanız; harika bir angutsunuz... Yok sadece 5’ine "evet" diyorsanız; yarım bir angutsunuz... Daha azına "evet" diyorsanız; pek de angut sayılmazsınız...
c.altan@prizma.net.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|