17 Ağustos 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Demagoglar saltanatı" noktalanırken...

     Ankara’daki siyasal olaylara, sade Türkiye’nin dışından değil, aynı zamanda tarihsel bir perspektiften de bakmak; insanın kaşlarını kaldırıp, dudağını bükerek, "Allah Allah" diye mırıldanmasına neden olabilir.
     1402’de de; 2002 Ağustos’u ortasında Ankara’da yaşanan siyasal çalkantılara benzer, belalı çalkantılar yaşanmıştı Osmanlı’da...
     ***
     29 yaşında tahta çıkan I. Beyazıt, 1402 Ankara Savaşı’nda Timurlenk’e yenilip, Timur’a büyük oğlu Mustafa ile tutsak düşünce; 102 yıl sürmüş olan I. Osmanlı Devleti de, ömrünü tamamlamış ve "devr - i fetret" denilen "kardeş kavgaları" dönemine yuvarlanmıştı.
     I. Beyazıt’ın geride kalmış 4 oğlu; tahta çıkmak, yani iktidar olmak için birbirleriyle savaşa tutuşmuşlar; hatta bir süre, ayrı ayrı sultanlıklar kurmuşlar, kendi adlarına para bastırmışlardı.
     ***
     1403 yılında Mehmet Çelebi, önce kardeşi İsa Çelebi ile dövüşmeye başladı. 3 yıl sonunda nihayet öldürttü İsa Çelebi’yi...
     Ve sonra Mehmet Çelebi, bir ittifak kurdu kardeşi Musa Çelebi’yle. Kime karşı kurdu ittifakı?
     3. kardeşi Emir Süleyman’a karşı...
     Birbirleriyle ittifak kuran her iki kardeş; yani Mehmet Çelebi ile Musa Çelebi, 4 yıl boyunca dövüşüp durdular, 3. kardeşleri Emir Süleyman’la. Sonunda Süleyman’ı da yenip yok ettiler.
     1410’da, Mehmet Çelebi, Emir Süleyman’a karşı ittifak yaptığı Musa Çelebi ile savaşa tutuştu.
     3 yıl sonra onu da yenerek öldürttü ve tek başına iktidar oldu. 8 yıl sürdü iktidarı.
     ***
     2002 Ağustos’u ortasında Ankara’ya bakıyoruz...
     600 yıl öncesi kadar kanlı olmasa da; yine taht, yahut iktidar kavgaları...
     Çeşitli gizli pazarlıklar, taktikler; ne şiş yansın, ne kebap türü siyasal demeçler...
     Bir de pahal gibi, "merkez sol - merkez sağ" etiketlemeleri çıktı ortaya...
     Sanki 80 yılı aşkın Ankara parlamentosunda; Komünist Partisi’nin, Sosyalist Partisi’nin, Sosyal Demokrat Parti’nin varlıklarına da yer verilmiş gibi...
     ***
     1945’ten, Gorbaçov dönemine kadar sürmüş olan Soğuk Savaş yıllarında; "sol"un, "statüko"culuğa karşı "değişimöcilik demek olduğunu anlatmaya ve "devlet eliyle kişi zengin etme" statükoculuğuna karşı çıkmaya kalkanları; "Moskova’nın uşağı" olmakla suçlarlar, ağır ceza mahkemelerinde süründürürler ve kendilerini Meclis’in içinde dahi linç etmeye kalkarlardı.
     ***
     Soğuk Savaş yılları sona erdikten sonra, nasıl olduysa oldu, Ankara’nın siyasal vitrinine, bir de "sol kanat" görüntüsü eklenmeye kalktı.
     Yalnız bu "sol kanat"ın, Soğuk Savaş dönemi üstüne ne objektif bir analizi oldu; ne bir "gölge kabinesi" oldu, ne de bir "karşı bütçe" tasarımı...
     Ha sahi, savunma harcamaları üstünde de, herhangi bir görüş belirtilmedi...
     ***
     Ankara’daki bütün bu çalkantılar; I. Osmanlı Devleti’nin bitimi gibi, bir dönemin bitiminin göstergesidir.
     Artık Ankara’da "demagoglar saltanatı" sona ermekte...
     Daha da hızlanarak süreceğe benzeyen bütün bu siyasal çalkantılardan sonra, 3 Kasım’da genel seçimler gerçekten acaba yapılabilecek mi?
     Düşünün ki, seçimlere katılacak parti sayısı 23...
     Yani 23 siyasal parti lideri...
     Her biri de, iktidar olma, yani tahta oturma tutkusunda...
     Bir de seçimlere katılamayan partiler var... Tümünün sayısı ne kadar bilmiyorum... Sanırım 60, yahut 60’ı aşkın...
     Neredeyse yönetilen kimse kalmayacak, herkes yönetici olmak istiyor.
     Besbelli ki, siyasal rant ve padişah taklidi bir egemenlik çok göz kamaştırıcı...
     * * *
     Eylülün ortasına kadar partilerin aday listeleri kesinleşecek.
     1 Ekim’de de Meclis’in yasal çalışma dönemi başlayacak.
     Kimlerle?
     Partilerin aday listelerinde, bir yığın da adı bulunmayanla...
     * * *
     3 Kasım’da acaba genel seçimler gerçekleşir mi?
     Haydi gerçekleşti diyelim?
     Ortaya çıkacak tablo, yine yamalı bir bohça olursa ve bir türlü ekonomik kriz sona ermezse...
     Bu arada da, kimbilir kaç siyasal lider birden silinecek siyasal hayattan...
     * * *
     Derken 2004’e varmadan bir erken seçim daha...
     Ve "demagoglar saltanatı"nın noktalanıp, siyasette de daha saydam bir dönemin başlaması...
     Enseyi karartmayın, kötüye gitmeyecektir Türkiye... Soğuk Savaş hipnozlarının arıtılması zaman alıyor sadece...
     
     c.altan@prizma.net.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Derviş nereye?

Çetin ALTAN
"Demagoglar saltanatı" noktalanırken...

Melih AŞIK
MKE cinayeti

Fikret BİLA
Bundan sonrası

Güneri CIVAOĞLU
139 öfkeli adam

Can DÜNDAR
O gece... Ankara’da...

Abbas GÜÇLÜ
Sefalet diz boyu ama eğitimde ön sıradalar

Nail GÜRELİ
Limonata 100 bine yine de içen yok...

Mehmet Y. YILMAZ
Derviş hata mı etti, doğru mu yaptı?

Meliha OKUR
TÜSİAD, Derviş için kolları sıvadı

Hasan PULUR
Eğer, siyaset buysa...

Derya SAZAK
Derviş’in CHP tercihi

Meral TAMER
Her il için acil farklı mikro çözüm

Ece TEMELKURAN
‘Askerlik bitti, Paşa gelmesin!’

Güngör URAS
Hortumlanan paralarla ‘iç borç’ 126 katrilyon oldu

© 2002 Milliyet