18 Ağustos 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Kazıklar üstüne bir kazık...

     Bektaşiye sormuşlar: - Kemal Derviş’i nasıl buluyorsun? Baba erenler: - Çok kolay, demiş, Washington’da, Londra’da, Paris’te, Brüksel’de bir anda buluyorum Derviş’i...
     - Peki Ankara’da bulamıyor musun?
     - Yoo, Ankara’da da buluyorum; ne var ki, Derviş’i bulduğum zaman, Ankara’yı bulamıyorum.
     * * *
     Yine sormuşlar Bektaşiye:
     - Seçimlerin erkene alınıp, 3 Kasım’da yapılmasına karar verildikten sonra, en büyük kazığı kim yedi?
     - Valla görünüşe göre herkes biraz kazık yedi de; en büyük kazığı Washington’un, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkacağını sanarak, AB’ye karşı şoven söylemlere hız verenler yedi galiba...
     - Nasıl yediler en büyük kazığı?
     - Ağızları o sırada başka şey yediği için, alt taraflarıyla yediler tabii, ne yapsınlar?
     * * *
     Bektaşi Babası’na, daha neler, neler sormamışlar ki...
     - Söyle bakalım Baba erenler, 20. yüzyılda en büyük yanılgı ne oldu?
     - Leninizm’i, "Komünizm" sanmak oldu biiir; "Ekonomi"yi siyasal partilerin iradesine göre, değişik değişik kullanılabilecek bir mekanizma sanmak oldu, ikiiii...
     - Peki "Komünizm" siyasal bir rejim değil midir?
     - Hayır değildir. Sürekli bir değişim içinde olan "Evren"in, yahut "Kainat"ın, yahut "Kozmos"un kendi düzenidir komünizm...
     - Peki insanoğlu, "Kainat"ın düzeni dışında, kendine göre değişik bir düzen kurmaya kalkabilir mi? Örneğin "ulus - devlet" modelleri kurmaya, insanları kendi emrinde çalıştırmaya falan gibi?
     - Kalkabilir, ama bir süre sonra bunların hepsi yine değişmeye başlar...
     - Nasıl başlar?
     - "Kainatötaki sürekli değişime aykırı olarak; bazı kesimlerin kendi çıkarlarına uygun kurdukları, hipnozlara dayalı uydurma düzenin değişmesini istemeyen "Statüko"culara karşı, "Değişimöcilerin baş kaldırısıyla başlar değişmeye...
     - Kapitalistler "Statüko"cu, işçiler "Değişimöci midir?
     - Kainat’taki sonsuz enerji kaynaklarını, yeni yatırımlar yaparak bulup kullanmak yerine; "işçi sınıfı"nın enerjisini kullanmayı yeğleyip, bunu asla değiştirmek istemedikleri zamanlarda, kapitalistler "Statükocu", işçiler de "Değişimci" idi...
     - Sonra ne oldu?
     - Önce kömür, sonra petrol, sonra nükleer enerji, güneş enerjisi, sonra "soğuk füzyon" enerjisinin; bu arada elektriğin, elektroniğin, sibernetiğin, otomasyonun devreye girmesiyle; kapitalistlerin, "işçi sınıfı"nın enerjisini kullanma dönemi sona ermeye başladı... Kapitalistler, evrensel bir üretimle, evrensel bir satış alanı bulmak için; 5 milyar yoksul insanın da zenginleşmesinden yana bir "Değişimci"liği benimsemeye başladılar. "İşçi sınıfı" ise, kendisini işsiz bırakan modern teknolojilere karşı, eski teknolojileri yeğleyen bir "Statüko"culuğa kaydı...
     * * *
     - Bütün bunlar nasıl oldu Baba erenler?
     - Çünkü sürekli değişim içindeki "Kainat düzeni"nin dışında; "Statükocu" bir düzen kurulamaz. Kainat’a göre mini minicik Arz küresi üstündeki insanoğlu da, kendi keyfine göre "Statükocu" bir düzen kuramaz. Kurmuş gibi görünse de, bir süre sonra değişir o "Statüko"... Ve buna, insanoğlunun da, Kainat’ın sürekli bir değişim içindeki düzeni dışında olamayacağını saptamış bir değerlendirme olan "Monizm" denir...
     - Bunu bizim Türkler de anlayabilir mi?
     - Anlayabildikleri ölçüde "var olurlar"; anlayamadıkları ölçüde de silinip giderler...
     * * *
     Bu kez Baba erenler sordu:
     - Oğlum, pazar günü eğlenceli, hafif fıkralar üretmek üstüne konuşacakmışız gibi görünüp de, sonra beni hintyağı benzeri konulara neden çektin?
     - Kusura bakma Baba erenler; bu "komünizm" konusunda dünya o kadar kazık yedi ki, bu kazığı da en iyi sen çıkarabilirsin diye düşündük...
     - Ne diyorsun sanki çıktı mı kazık?
     - Kendilerinin kazıkların üstünde yükseldiğini sananlar, o kadar çabuk çıkarmazlar o kazığı...
     - Doğrusu yazık onlara...
     - Yazık ki, yazık... Ama kazık da, hani ne kazık!..
     
     c.altan@prizma.net.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Kazıklar üstüne bir kazık...

Melih AŞIK
Heeey yabancı!

Fikret BİLA
Perde önü

Güneri CIVAOĞLU
Çizikler

Can DÜNDAR
Bir ayrılığın anatomisi

Abbas GÜÇLÜ
Unutulan bir kent: Hatay

Nail GÜRELİ
Nimet olan afet!

Mehmet Y. YILMAZ
Erkekler, özgüveni yüksek kadın ister mi?

Hasan PULUR
Bir Babıali vak’ası...

Derya SAZAK
17 Ağustos insanı

Meral TAMER
Seçmeni etkilemenin anahtarı

Ece TEMELKURAN
KUŞ KANADI KALEM OLDU!

Osman ULAGAY
Derviş’in niyeti iyi olabilir ama...

Güngör URAS
Kars "Doğu’nun en batılı kenti"

Serpil YILMAZ
Kalbim Güneydoğu’da kaldı

© 2002 Milliyet