
|

Seçmeni etkilemenin anahtarı
Milliyet TIR’yla siyasilerden önce biz dolaştık Anadolu’yu. Tunceli gibi özgürlüğe susamış çok özel iller hariç, bu seçimlerde hangi parti seçmene iş vaat ederse, hangi parti bu vaadini en ikna edici biçimde yaparsa, ipi o göğüsleyecek gibi duruyor. Geçim derdi, siyasi tercih falan bırakmamış vatandaşta.
Dün de yazmıştım. Aslında her ilin değerleri, öncelikleri farklı. Dolayısıyla her il için farklı mikro çözümleri devreye sokmak gerek. Hem de çok acilen. Ama devlet sakın işe karışmasın, kaynak falan da ayırmasın! Zira o kaynak devletten çıkıp da yerine ulaşana kadar yağmalanıp iç edilir.
Gittiğimiz kentlerdeki yolları, barajları, otelleri, kamu binalarını, lojmanları bir görseniz! Dünya Bankası’ndan, devletten gelen paralar, taşabetona gömülmüş. İlin yetkilileri ve yerel yönetimin başındakiler arada sebeplenmiş. Akıl almaz yapılar yapılırken, halkın karnını doyuracak tek çivi çakılmamış.
Kel başa şimşir otel!
İşsiz insanların kahvelerde çay içecek para bulamadıkları illerden birinde kaldığımız oteli görmeliydiniz! İlk müşterisi bizlerdik. Yeni açılmış, son derecede modern. Anahtarlarımız, her türlü bilginin yüklenebileceği çipli kartlar. Öyle bir kerelik kullanılan, bildiğimiz kartlardan değil. Işıklar yanına yaklaştığınızda yanıp; uzaklaştığınızda sönüyor.
Ekonomimiz tarihinin bu en büyük krizini yaşarkan, bu otel niye açılır, kim gelir diye düşünenleriniz olabilir tabii. Otelin sahibine ben de aynı soruyu sordum: "Şehirdeki diğer otellerin tümü zabıta otelleri. Turistik ilk otel biz olacağız. Devlet kuruluşlarının temsilcileri burada kalırlar. Resmi davetler burada yapılır. Müşterimiz çoktan hazır!" yanıtını aldım.
Nitekim bizimle aynı gün giriş yapan Botaş’tan 10 kişilik bir grup, bir ay süreyle bu otelde kalacaklardı. Diyeceğim, kamu kurumlarının hâlâ saçıp savuracak parası var!
Sivil toplum
İstanbul Sanayi Odası eski başkanlarından Memduh Hacıoğlu, "Toplum kurudu, ekonomi kurudu, ama devlet hâlâ gürbüz" tespitini yaptıktan sonra Türkiye’de makro dengelerin tutturulması için çok uğraşıldığı halde sanayide de, hizmetlerde de, turizmde de mikronun zayıf kaldığına dikkat çekiyor: "Fazla kafa yorulmadan birçok yerde aynı tip fabrikalar kurulmuş."
Her şehir için "Bu şehir nasıl kalkınır?" diye kafa yormak ve farklı projeler geliştirilmek gerektiğine işaret eden Hacıoğlu diyor ki: "Bunu da o yörenin sivil insanları yapabilir. Maalesef milletvekilleri merkezden seçiliyor. Çok az yerde şehir şampiyonu politikacılar, halkın sevgisini kazandıkları için hangi partiden aday olurlarsa olsunlar Ankara’ya gidebiliyorlar. Sivil toplum örgütlerinin ise bir yöre için ekonomik çözüm üretmeleri çok zor. Çünkü her bölgenin, her kentin nasıl kalkınacağı üzerine kafa yormak, bayağı uzmanlık işi.
Canavar gençler
Türk Henkel Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker’e göreyse her il için geliştirilecek farklı mikro çözümlerde yerel yönetimler, yerel iş çevreleri ve yöre halkının yanı sıra ellerinde bilgisayarlarıyla dünyayı avuçlarının içinde tutan parlak canavar gençlerden ve küçük miktarlardaki risk sermayesinden yararlanılabilir. Önemli olan, bugünün rekabet koşullarına uygun, pazarda iş yaratabilecek, dahası dünyanın en pahalı elektriğini kullanıp, her an bir devalüasyon şoku yaşayabileceği halde hayatiyetini sürdürebilecek, fazla sermaye gerektirmeyen iş alanlarının bulunması. Paker’e göre "Canavar gençler, bizzat o yöreye giderek halktan verileri titizlikle toplayıp birkaç gün kafalarını yalnızca bu işe takarlarsa, tüm zorluk ve engellere rağmen katma değeri olan, iş sahası yaratabilecek mikro çözümleri belki geliştirebilirler."
DEVAMI SALIYA
mtamer@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|