
|

KUŞ KANADI KALEM OLDU!
Avare yaz çocuklarının serüvenine katılınca öğreniyorsunuz Antakya’yı. Mozaikleri, kuşları ve buranın insanlarını...
Eğer yağmur yağarken güneş çıkarsa, su değil, çıpır çıpır ışık yağar buluttan. Milliyet TIR’ı Antakya’da, ışık sağanağı altında... Bu TIR’la çocuklar arasında bir şey var, bir tür büyük oyuncak sıcaklığı mı alıyorlar TIR’dan, yoksa avare yaz çocuklarına yeni bir serüven fikri mi veriyor? Bir şey var ki TIR’ın eteklerinde kesintisiz olarak çocuklar. Büyükler saçak altlarında, uzakta olduğu için Antakya’nın avare yaz çocuklarıyla konuşuyoruz işte. Avare başlıyor konuşma, ama sonra... "Bende güvercin hastalığı var abla. Hastalık bu. Büyüyence geçecek bakalım, bekliyoruz."
Ahmet lisede ikide. Ama üniversite seçimi sohbetinden daha istekli güvercinlerden bahsetmeye: "İspir var. Boynu uzun, beyaz olur. Bahri güllü denir, o da siyah beyaz olur, göğsünde gülleri olur. Gövgülü var mesela, tırnakları uzundur, onun da göğsünde güller vardır. 37 kuşum var benim."
Sonra Ahmet, kuş kurallarını anlatıyor. Güya kuşları anlatıyor, insanların da böyle büyüdüğünü daha bilmiyor: "Erkekse dişiyi, dişiyse erkeği gösterirsin. Yere, kafeste tuzak kurup yakalarsın. Sonra tüyleri çekilir..."
Uçup kaçmasın diye, eğitmek için, kuşların kanatlarından tüy çekilir. Bir daha alıp başını gidemez kuş. Tıpkı Ahmet’e kuş besliyor diye kızan babasının Ahmet’in bir kaç "tüyünü çekişi" gibi:
"Kaçmasın diye çiftleştirirsin sonra. Dişisi yerde ya, gitmez artık o kuş. Geçen ben bir dişinin kafasını kopardım. Benim kuşları alıp götürüyor, başka kuş sahiplerine yakalatıyor çünkü. Şimdi onun erkeği, aklına dişisi geldikçe bütün Kırıkhan’ı dolaşıp gelir. Dişisini arıyor ya..."
Mozaikçi MHP’li
Sonra pembe şemsiyeli bir kadın, aniden başlıyor konuşmaya: "Burayı Arap diye bilirler. Yok öyle bir şey."
Antakya, küçük bir çok kültürlülük modeli. Ermeniler, Hıristiyanlar, Aleviler, Sünniler, Museviler... Herkes birbirinin bayramını kutluyor burada. Bir zamanlar "Türkiye mozaik değil, mermerdir" diyenlere inat gibi. Bir tanecik de problem çıkmamış.
"Burası çok kültürlü. Bazı soytarılar var; milleti birbirine düşürmeye çalışıyor. Ama Antakya’ya sökmez bunlar" diyen bisikletli, ıslak adam mesela, en son MHP’ye oy vermiş! MHP’li Antakyalısı herhalde böyle oluyor!
İnsanların rengi
Herkesin dilinde aynı soru: "Mozaikleri gördünüz mü?" Hadi bakalım yağmurun altında koş Müze’ye, mozaiklere... Sarhoş Diyanisos, zenci balıkçı, işret gecesi tasvirleri, krallar, kraliçeler ve keklikler... Küçük taşları yanyana (!) koyup yapılan büyük ve görkemli resimler. Ne bu mozaiklerin Antakya’da olması tesadüf, ne de bunları göstermek için ısrar edilmesi. Antakyalılar bir mozaiğin ne kadar uzun zamanlarda yapıldığını biliyor olmalı mesela; insan mozaiğinin nasıl çabucak bozulabileceğini. Bu yüzden, şehrin ruhunu "göstermek" için her geleni bu mozaiklere götürüyorlar. Yaz yağmuru bitiyor, taşların, insanların ve kuşların renkleri temizlenmiş olarak yeniden tedavüle giriyor...
ecetem@hotmail.com
SAYFA BAŞI

|
|

|