19 Ağustos 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Osmaniye’de bana en ilginç gelen şey işte bu sözlerdi...
‘Kurt’ Kürt olmuş

Kürt olduğunu söyleyen bir Osmaniyeli, "Dillere serbestlik geldi ne oldu? Bizi bölmeye çalışıyorlar. Biliyorsunuz zaten Kürt kelimesi de ‘kurt’tan geliyor" diyor

     SİZE GELİYORUZ

     MURAT SABUNCU

     Osmaniye’de, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin memleketindeyiz. İl sınırında çiçeklerle karşılanıyoruz. TIR’ın olduğu yere geldiğimizde duvarın üzerinde yüzlerce kişinin bizi beklediğini görüyoruz. Az sonra yanımıza geliyorlar ve oldukça başarılı bir ‘propaganda ekibiyle’ karşı karşıya kalıyoruz. Arabalarla Milliyet TIR’ının olduğu yere taşınan bu kişilerin çoğu MHP’nin il teşkilatından. İyi de bir hazırlık yapmışlar. ‘Apo’nun idamını isteyen tek partinin sempatizanları olmaktan aslında sosyalistler dahil her görüşe saygı duyan felsefelerine kadar’ farklı portreler yansıtıyorlar. Kendi deyimleriyle ‘reislerinin’ önderliğinde reklamlarını yapıyorlar.
     
     ‘Niye MHP’li olduk?’
     Bana en ilginç gelen ise kendisini Kürt olarak tanıtan bir vatandaşın söyledikleri: ‘Bizim dilimizde toplasan beş yüz kelime çıkmaz. Şimdi dillere serbestlik geldi de ne oldu? Bizi bölmek istiyor bunlar. Zaten biliyorsunuz Kürt kelimesi ‘kurt’tan çıkmış bir kelime’. Açıkçası ‘Kürtler dağ Türkleridir. Karda yürürken çıkan kart kurt sesinden sonra onlara Kürt denmiş’ tespitinden beri duyduğum en ilginç yaklaşım. Bunu söyleyen kendi söylediklerine inanıyor mu diye gözlerinin içine bakıyorum. Etraftan lafa karışanlar Osmaniyelinin niye MHP’yi tercih ettiğini kısaca özetliyor: ‘Çok büyük bir devlet hastanesi yapıldı. Artık başka illere taşınmıyoruz. Eylülün ortasında hastanemizin resmi açılışı var. İçine trilyonluk modern aletler konuldu. Bölgedeki çiftçilere ücretsiz inek dağıtıldı. Yolumuz da gördünüz otoban.’
     Aslında bu özet aynı zamanda MHP’nin, liderinin ilini kendine bağlı kritik bakanlıklarla (Sağlık, Tarım ve Bayındırlık) nasıl değiştirdiğini gösteriyor. Bahçeli’nin memleketi, MHP iktidarının nimetlerinden yararlanıyor. Bunu söylediğimiz vatandaşlar ‘Diğerleri yapmadı mı; Demirel de Isparta’yı ihya etti’ tespitini yapıyorlar. Osmaniye’de geçen seçimlerde FP 1, MHP 3 milletvekili çıkarmış. MHP sempatizanları bu kez 4’te 4 iddiasındalar. Ancak onların arasından ayrılıp Osmaniye sokaklarında gezdiğinizde durum farklılaşıyor. Pek çok yerde kulağımıza AKP ismi çalınıyor. Şehrin bulvarlarında değişik yerlerde Tayyip Erdoğan’ın posterleri asılı. Şu andaki durum şehirde MHP’nin önde olduğu ancak AKP’nin de 1 milletvekili çıkarabilecek durumda gözüktüğü.
     
     IMF’ye tepki var
     Osmaniye Habur sınır kapısının kullanılamamasıyla ekonomik açıdan zor bir sürece girmiş. İşsizlik burada da en büyük yara. En büyük düşman ise ‘IMF’. Vatandaşa ‘İyi de sizin sempati duyduğunuz MHP de IMF anlaşmasının altına imza attı diyoruz, ‘Hükümeti mi bozsaydı, fedakarlık yaptı’ diye yanıtlıyorlar. TIR’ın bulunduğu alandaki bize göre en ilginç kişilik Enver Karayiğit. O kadar MHP’linin arasında tek başına gelip CHP’yi savunuyor. Onun gelişiyle ortalık biraz hareketleniyor. Özellikle yakında Osmaniye’ye yapılacak üniversitenin adı hakkında büyük bir tartışmaya giriyorlar. MHP’liler üniversitenin adının ‘Korkut Ata’ olmasını isterken o buna karşı çıkıyor. Onlar işsizlikten yakınıyor, o ‘Çözüm sosyal demokraside’ diye atılıyor. Kemal Derviş’in eşi ABD’li diyen birisine ‘Sana ne eşinden sen icraatına bak’ diye yanıtlıyor. Karayiğit tek başına herkese yetişiyor. Sonunda ilginç bir saptama yapıyor: ‘Biz onlarla hep ağız dalaşı yaparız ama hiç kavga etmeyiz. Artık eski günler geride kaldı. Farklı görüşlerde de olsa beraber yaşamayı öğrendik.’
     

     


     


     


Çiçekli görevliler dertleri örtemedi
     MHP’nin kalesi Osmaniye’de halk, "Altyapı yetersiz, iş yok, açız" diye isyan ederken; bizi karşılayan "çiçekli görevliler" Osmaniye’nin güllük gülistanlık olduğunda diretiyordu...
     CEM ŞENGÜL

     Kilis’te cesaret edememiştik spor konusunu açmaya. Çünkü "Ne sporu babam, açız aç" haykırışları karşısında dertlerini hayretler içerisinde dinlemiş, kulvarımız olmamasına rağmen ortak olup, yazıya dökmeye çalışmıştık. Sonra Antakya’nın modern ve sorunlarını kendi içinde çözmüş yapısını görünce umutlanmış, belki spor adına iki üç söz duyarız bekleyişiyle TIR’ın yolunu tutmuştuk. Yanılmışız. İnsanların derdi, içinde sevgisi bile olsa, sporun hep önüne geçiyor. Yani spor deyince çalışan çeneler duruveriyor.
     Osmaniye yolunu tuttuğumuzda, beynimizin kıvrımları içerisinde artık her ağızdan çıkan dertler birbirine karışırken, doğrusu spor olgusu flulaşmaya başlamıştı. Hele MHP’nin kalesi olan ve daha otoyol çıkısındaki çiçek furyasıyla, dert sansürü için hazırlık yapıldığı ayan beyan ortaya çıkan buluşma, açıkçası tatsız başlamıştı. Çünkü biri "Altyapı yetersiz, su akmıyor, işsizlik zirvede" kelimeleri ağzından dökülür dökülmez, çiçekli görevliler(!) karşı çıkıyor, aslında Osmaniye’nin güllük gülistan(!) olduğunu anlatmaya çalışıyordu, görünen gülistan kılavuz istemese de...
     
     ‘Şampiyonluk kaçmaz’
     Biz spordan umudumuzu kestiğimiz için dinlemeye çekilmiştik. Kalabalığın arasında dolaşırken, son bir umutla "spor" dedik, onda da "çiçek" hastalığının belirtilerini görecek değildik ya... "Çok severiz" yanıtını aldığımızda, bu kadar sevineceğimizi düşünmemiştik. Önce Osmaniyespor’dan söz açıldı. 3. Lig 1. Grup’ta şampiyonluğu hedefliyorlar bu sene. 250 milyarlık yatırımla sahayı çimlemişler ve takımı takviye etmişler. Gençler "Şampiyonluk kaçmaz" diyorlar. Ama bir başkası, daha derin yaraya parmak basıyor. Bakın, dinleyin görüşlerini:
     "18 yaşındayım ve amatör futbolcuyum. Seçmelere katılmak istiyorum, kendin uğraş diyorlar. Gaziantep’e gittim, bir amatör takımın idmanlarına katıldım. ‘100 milyon maaş verelim oyna’ dediler. İyi de nerede kalacağım Gaziantep’te. Döndüm geriye, ‘Profesyonel olmayı deneyelim’ dedim. Bu kez de, yeni kurallar çıktı karşıma. Bir takıma gidersem, kulübüme 2000 euro ödemek zorundayım. Ben 2000 lirayı zor buluyorum."
     Bu sözlerin adresi sanırım federasyon. Bölgelere verdikleri önemi ve teşkilatlanmayı biliyoruz. Ama sanırız, küçük illere de bir göz atmalarında yarar var. Belki yeni Hasan Şaş’lar, Emre’ler onları bekliyordur.
     Osmaniye, Bahçeli’yi çıkarmanın nimetlerinden tam yararlanmış değil. Sosyal hayat, 23.00’te kapanan, içkisiz mesire yerinden ibaret. Galiba biraz cam fanusa girmeyi seviyorlar. Bir öğretmen, "Burada AKP çok güçlendi. Türkiye şoku, MHP için burada da yaşanacak" diye fısıldadığında, bu cam fanusu daha iyi fark edebildik.
     
MHP, beklentiyi karşılayamamış
     Diğer liderlerin kendi illerine yaptıkları yatırımları örnek alarak, ekonomik refahı yakalamak için hemşerileri olan Başbakan Yardımcısı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye oy veren Osmaniyeliler, umduklarını bulamamanın hüsranını yaşıyor. Milliyet TIR’ı, eski adıyla Cumhuriyet Caddesi, bugünkü adıyla Dr. Devlet Bahçeli Bulvarı’nda Osmaniyelilerle buluştu. Yatırım olarak okul, hastane ve yolları gösteren MHP’lilerin yakın markajından kurtulup görüştüğümüz kişiler ise farklı konuşuyor.
     
     ‘Yatırım yapılmıyor’
     Afet bölgesi kapsamına alındıktan sonra her ay İller Bankası’ndan 1 trilyon 500 milyar lira alan belediyenin herhangi bir yatırım yapmadığını iddia ettiler. Sanatçı Ümit Besen’in yerel bir gazetede yazarlık yapan eski MHP’li amcası Ünal Besen, "Osmaniyeliler, binbir ümitle MHP’ye oy verdi. Ancak, işsizliği azaltacak bir yatırım yok. Nüfusu 200 bini aşan ilde, 40 kişi çalıştıran bir işyeri dahi yok" diyor.
     
     ‘Çiftçi zor durumda’
     Emekli öğretmen Mehmet Yavuz ise çiftçinin 100 traktöründen bir tanesinin bile deposunun dolu olmadığını belirterek, "Üç sene öncesine kadar 8 milyon liraya dolan depo bugün 70 milyona zor doluyor. Çiftçi ektiğini biçemezken, partilere trilyonlarca lira yardım yapılıyor" diye konuştu. Manifaturacı Muzaffer Kılıç, "Çiftçi olmazsa esnaf da olmaz. Çiftçi para kazanamaz hale geldi. Esnaf şu an memur ve emekliler sayesinde ayakta durmaya çalışıyor. Siftahsız kepenklerin kapandığı günlerin ve iflas eden esnafın sayısı giderek artıyor" diye dert yanıyor. Emekli kooperatif müdürü Ali Uzunlu da, insanların ekmek parası olmadığını, altı yıllık geçmişe sahip ilde tüten baca olmamasından yakındı.
     



 GÜNCEL


‘Kurt’ Kürt olmuş
Durup durup alevleniyor
Regata Bar’a extacy baskını
Müzeler Allah’a emanet
Mangal yaparken Bodrum’u yaktılar
Suya girince ayaklarım uyuştu
Üç milyonuncu turist de geldi
Kapkaççılar kaçamadı
Erzurum sallandı: 4.7


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet