
|


Neden buradasın?
Bana sürekli soruyorlar: "Niçin Türkiye’desin? Neden İtalya’ya dönmüyorsun?" Nedenini bilmiyorum. Ama bu ülkede çok mutluyum. Belki yemekler... Belki işim... Belki arkadaşlar... Ama bunu her söylediğimde fesatça düşünenler bunun altında bir gariplik arıyor
Bana bu ülkeye geldiğimden beri en sıkça sorulan soru, neden burada kaldığımla ilgili oldu.
Cevap hep aynıydı: "Bilmem, kendime hiç bu soruyu sormuyorum. İstanbul hayatımın bir parçası... Vazgeçilemez artık." Verdiğim cevap, inatla bu ülkede yaşamanın güç olduğuna ve mutlu olabilmek için New York, Londra ya da Paris’te yaşamanın gereğine inançlarını yitimeyenlere hiç de inandırıcı gelmiyor.
"Neden burada kalıyorsun? Neden İtalya’ya dönmüyorsun?" Bense sabırla İtalya’dan, Milano’dan hiçbir zaman gerçekten ayrılmadığımı, oraya bayıldığımı ve iki ülkede birden yaşıyorum diyebilecek kadar sık gidip geldiğimi açıklamaya çalışıyorum. Diğer ülkeleri hayal eden pek çok Türkten farklı olarak, ben bu ülkede çok mutluyum. Nereden bileyim... Belki çalıştığımdan... Belki evimin deniz manzaralı oluşundan... Belki yemekleri sevdiğimden... Belki bir sürü arkadaşım olduğundan... Belki de alışkanlıktan... Dedim ya, nedenini tam olarak bilmiyorum ama bu ülkede mutluyum! Her röpörtajda, elime geçen her fırsatta yineliyor olmama rağmen yeterli olmuyor. Aynı şeyleri her söylediğimde bir "gariplik" arıyorlar fesatça düşünenler. "Yani... Neden burada kalıyorsun ki?" diye soruyorlar inatçı gazeteciler ve program yapımcıları... Bilmiyorum!
İlginç bir ülke sizinkisi. Çelişkilerle, karışıklıklarla yüklü ve sıkça dramatik olaylara sahne olmasına rağmen heyecan ve hayat dolu her zaman! Burada herkes meraklı, her şeyi öğrenmek istiyorlar. Hemen öğreniyorlar ama sonra kim ne istiyorsa onu yapıyor! Aklını kullanmayı bilenler ve çalışma isteği olanlar hala para kazanabiliyorlar. Yaşlılara ve çocuklara sosyal anlamda özensiz davranılsa da, başka ülkelerdeki gibi kimse açlıktan ya da üzüntüden ölmüyor. En azından ilgili komşular var. İnsanlar o kadar saf ki hâlâ güzel bir araba ve biraz havayla tüm dünyanın satın alınabileceğine inanıyorlar...
O kadar çok sebebim var ki bu ülkeyi yürekten sevmek için. Yazın, Boğaz’da ayışığı altında İtalyanların yalnızca tarih kitaplarından hatırlayabildikleri tatlı bir hayat yaşanıyor... Kadınlar kendilerine hayatları boyunca bakabilecek adamlar arıyor ve buluyorlar... Üzgün olduğun zaman, saat kaç olursa olsun seninle ağlayacak ve teselli edebilecek bir arkadaşın hep var. Bankalar bir gün içinde kapanıyor, pek çok insan sessizce işsiz kalıyor ama futbol takımları bir maç kazandığı zaman derhal organize olup tüm yolları doldurarak eşsiz karnaval havasında "En büyük Türkiye" diye avazları çıktığı kadar bağırabiliyorlar (ve buna gerçekten inanıyorlar)! Yeni bir kanun çıkması gerektiğinde tüm parlamenterler birleşip bir gecede çıkarabiliyorlar. Başkanlar, halk acımasız bir şekilde bir an önce gebermelerini canı gönülden dilerken, son nefeslerine kadar koltuklarını bırakmıyorlar. Herkes aptalca olduğunu bilmesine rağmen Televoleleri kaçırmıyor. Avrupalı bir dünya hayal ediliyor ama Avrupa felsefesi, kültürü, problemleri, demokrasisiyle ilgilenilmiyor. Erkekler kendilerini çok güçlü hissediyorlar çünkü kadınlar onları buna inandırabiliyorlar. Müteahhitler istedikleri binaları istedikleri şekilde yapıyorlar, belediyelerse her şeyi ağaçlar ve çiçeklerle İngiliz, İsviçre bahçelerini aratmayacak şekilde saklayabiliyorlar. Deprem olduğunda herkes ciddileşiyor ve gerçekten birbirlerine yardım ediyor. Herkes "Büyük Allah nasıl olsa yardım eder" düşüncesiyle çocuk doğurmaya devam ediyor... Reformlar yapılan ve uygulanan tek Müslüman ülke Türkiye... Milli takımı kazandığında herkes bayrakları çıkarıyor... "Pret a porter" bir nasyonalizmle gururlarından delirseler de, biraz paraları olduğunda hemen yurtdışına kaçırıveriyorlar ve çocuklarını yabancı okullarda okutuyorlar! Sürekli şikayet etseler de hepsinde "Osmanlı sultanı kompleksi" öylesine yerleşmiş ki, gizliden gizliye kendilerini dünyanın en güçlü insanları olarak görüyorlar! Kendilerini namus için tehlikeye atıyorlar ama ahlakı son derece kişisel yaşıyorlar. Sürekli birbirlerini eleştiriyorlar ama birisi kendi haklarında kötü konuştu mu feci alınıyorlar. Herkesin falcı ruhu var ve stratejik anlamda finansal, sosyo-psikolojik yorumlar yapabiliyorlar.
Dedim ya, bilmiyorum. Bu kendi halinde yaşayan, çocuklar kadar şımarık insanların masalsı ülkesi beni şaşırtıyor, inanılmaz merak uyandırıyor içimde. Beni güldürüyor. Hepinizi çok seviyorum!
Yazara e-mail
PAZAR


Nişantaşı sokağa taşınıyor
"Oyunculukta korkacak bir şey yokmuş"
Görüntü yok ses var
Yeni başlayanlara Televole rehberi
Telif haklarının peşinde
"Banu İçöz’üm dersem, yalan söylemiş olurum"
Bu yazın moda içeceği votka
Boğaz’ın "sade" mekanı
Hazir miyuz?
YENİ... YENİ... YENİ...
DVD / Selim BOY
Bodrum’da Giritli "Ayşe hanım"
Erkekler, bilmiyorsanız öğrenin!
Avrupa yolunda (2)
Neden buradasın?
Kulüplerde yasakçılık, havuzlarda yağcılık çekilmiyor
"Türk Mitolojisinin Anahatları"
Defne’nin hayvanları
Bir defalık bir sohbet
SAYFA BAŞI

|
|

|