
|

"Hepimize yetecek kadar alkış var!"
"Şehnaz Tango"dan, "Yarım Elma"ya büyük bir keyifle izledik Günay Karacaoğlu’nu. Şimdilik dizi oyunculuğuyla göz dolduruyor. Ama onun gözü tiyatroda.
ŞEHNAZ PAK
Son birkaç yıldır seyircinin beğenisine mazhar olmuş televizyon dizilerinde yakaladığı başarıyla, belleklerimizde nevi şahsına münahasır bir yer edinen Günay Karacaoğlu şimdilerde de "Yarım Elma" ile karşımızda. "Şehnaz Tango", "Beşibiryerde", "Yeditepe İstanbul", "Bayanlar Baylar" dizileri, "Kahpe Bizans" ve "Abuzer Kadayıf" filmlerinde canlandırdığı küçük rollere büyük yorumlar getirmeyi başaran Karacaoğlu, komik gibi duran karakterlere kazandırdığı dramatik yoğunlukla dikkat çekiyor.
On yıldır oyunculuk yapan Günay Karacaoğlu, "Yarım Elma"da, birbirinin tamamen zıttı ve ayrı çevrelerde yetişmiş ikiz karakterlerden birini canlandırıyor. Karacaoğlu saf, bir parça patavatsız ve kırılgan Gonca karakteriyle yine seyircilerin gönlünde taht kurarken, tiyatro, televizyon ve sinemada son dönemde "kadın komedi oyunculuğu" kulvarında da öne çıkmakta olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Bu aralar dizilerin en aranılan simalarından biri olmanın dezavantajları var mı?
Ne kadar çok görünürseniz, o kadar çok göründü denir. "O, çok göründü," denmesi ise sizin bir projede yer almanıza bazen mani olabiliyor. Tam tersi görünmediğiniz zaman da "Bu sıralar hiç görünmüyor," deniyor. İkisi de bıçak sırtı bir durum. Bunu çözmüş değilim.
Birbirinden farklı karakterlere soyunmayı özellikle mi tercih ediyorsunuz yoksa teklifler mi öyle geliyor?
Teklifler öyle geliyor. Zaten ben bu karakterleri birbirlerinden ayırmayı çok seviyorum. Onlarla biraz uğraşmak önemli benim için. Senaryoyu okuduğum zaman karakterin üstünde nasıl oynayabileceğimi, neleri ne kadar işleyebileceğimi düşünüyorum. Tamamen bir tip gelse de ben o rolle uğraşıyorum. Asla bir tip oynamayı sevmiyorum.
Tip oynamayı neden sevmiyorsunuz?
Çok şablon. Ve tip bana herkesin yapabileceği bir iş gibi geliyor. Çok komik bir sahnede ufacık da olsa bir psikolojik durum, yeni bir bakış açısı muhakkak koyarım. Güldürürken bir anda dramatik bir boyut katıp, seyirciyi şaşırtmak. Aşırı komik ve dramatik değil. Bunun ortası. Güldürüp, ağlatmayı seviyorum.
Ama seyirci gardını alarak geliyor, "komik kızı" seyredeceğiz diye...
O yüzden çok zor. Ama son bir iki yıldır bunu kırmaya çalışıyorum. Komik kız diye de çıkabilirdi adım. Böyle yapmamaya özen gösterdim.
Tam tersi, dramatik rollerde de bir parça "ironi" mi diyorsunuz?
Tabii. Hayatın içindeki insanın kendisinde zaten böyle bir durum var. İnsan en kötü anında, ağlarken bile sehpanın üzerindeki tozu alabiliyor.
Adile Naşit’e benzetilmenize zaman zaman da Perran Kutman ile kıyaslanmanıza ne diyorsunuz?
Komedide durumlar bellidir. Zamanlama, hız ve zekâ önemli. Bunların üçünü birarada kullanan herkesi birbirine benzetebilirsiniz. Keşke onlara benzeyebilsem... Bu piyasının içinde onlar gibi kirlenmeden kalabilsem yıllarca ayakta. Sokaktan gelen bir oyuncu olsaydım ve birilerine benzetilseydim rahatsızlık duyardım. Ama ben bunun eğitimini aldığım için böyle bir durum söz konusu değil.
Kadın komik konusunda bir sıkıntımız var. Yasemin Yalçın ve Demet Akbağ’dan sonra bu kulvarda sizin öne çıktığınız gözlemleniyor...
Keşke çıkabilsem. Olabilir, benden sonra da birileri gelebilir. Başkaları da olsun. Niye ben bir tane olayım ki? Hepimize yetecek kadar alkış var bu piyasada. Dönem meselesidir. Yasemin Yalçın ile Demet Akbağ çok önemli bir açığı doldurdular Türk televizyonunda ve tiyatrosunda. Şu dönemlerde bir açık olduğunu sanmıyorum. Çünkü onlar hali hazırda işlerini başarıyla devam ettiriyorlar. Ama beni yeni biri olarak düşünürseniz çok mutlu olurum.
Niye küçük rollerin büyük oyuncusu olmayı tercih ediyorsunuz?
Daha büyük oluyorlar. "Şehnaz Tango"da oynarken ufacık bir rolüm vardı. İki bölüm dediler. Girdim iki yıl boyunca oynadım. Bu önemli. Küçük bir role öyle bir renk katıyorsun ki, rol kendiliğinden büyüyor. Büyük olan bir rolün içine girmek gerçekten daha zordur oyuncu için. O ne büyük bir sıkıntı, strestir. Ne kadar çok beklenti vardır senin üzerinde.
Ama "Yarım Elma"da başroldesiniz...
Evet burada durum farklı. Gerçekten çok yoruluyorum.
Tiyatroya verdiğiniz ara sona erecek mi?
Önümüzdeki sezon tiyatro ile ilgili çok ciddi kararlar alacağım. Yeni bir tiyatro kurmayı düşünüyoruz eşim Şevket Çoruh ile. Bütün bu işleri tiyatro sahibi olmak için yapıyoruz. Tamam burada da tatmin oluyorsunuz, para kazanıyorsunuz ama bunların nedeni nedir derseniz "İyi bir tiyatro oyuncusu olmak," derim.
Bir keresinde zikrettiğiniz "Ben tiyatro ahlâkını Erdal Atabek, Toktamış Ateş ve Aziz Nesin’den aldım," sözüyle neyi kastediyordunuz?
İyi bir oyuncu olmak iyi bir insan olmaktan geçiyor. Yani kötü bir karakteri de oynasan, iyi bir şekilde oynayabilmek için, iyi insan olman gerek. Yerini hazmetmen şart. Son zamanlarda bu tür insanlara çok az rastladım. Konservatuvardayken birinci sınıfta çalışmamız yasaktı. Ne kadar iyi etmişler, bizim kirlenmemizi önlemişler. Ahlâk dediğimiz şey bu piyasada en önemli erdem olmalı bence.
KÜLTÜR & SANAT


Melül bakışlı öfkeli adam
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Dişiliğin kitapları
"Her seyahatim bir aşk macerası"
Barbar Kherae!
Tekrar merhaba
Soyut ve gerçek karması
Edinburgh’da olmak vardı...
"Hepimize yetecek kadar alkış var!"
Bari biz bağrımıza basalım!
Türk popu onunla gurur duyuyor!
"Medyatik şımarıklardan sıkılmadınız mı?"
Pentagon’un sansürlediği film
Post - televole zamanları
New York nefret tarihini sevmedi
İnsanın derin çaresizliği
Naylonun perde arkası
Sanatçılar "Kooperatif"i
Fren balatasından heykel
Son durak İstanbul
Foça’da 4 gün 4 gece
"Neşeli yazıyorum kasvetli oynuyorlar"
Şeytanın avukatı
Duyduk duymadık demeyin!
Korku adasında şenlik
Çağdaş Külkedisi masalı
Hadi gülümse
Hayat atölyesi
İranlı kadınların Internet günlükleri
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|