
|


Bekara karı boşamak...
Sarıkız'ın Anıları
Geçen hafta en çok eleştirilen konu Rafet El Roman’ın ve "Şamdan" Mehmet Tuna’nın ihanetleri nedeniyle karılarının "feryatları", daha doğrusu feryadın halka arz ediliş biçimiydi.
Önce şunu belirteyim ki, erkek yazarlar neyse de kadın yazarların yorumlarına çok şaşırdım. Hiç mi yaşamadılar ihaneti? Basında yer almasa da hiç mi benzer tepkiler vermediler? Ya da içlerinden geçirmediler mi, bu kadınların yaptıklarının bin beterini yapmayı? Bence gözden kaçırdıkları en önemli nokta, olayı kendi kültürleri, kendi kişilik yapılarıyla yorumlamak. Geriye bir şık daha kalıyor: Belki de daha akıllı oldukları için böyle adamlar seçmemişlerdir, kim bilir?
Bana sorarsanız kapalı kapılar ardında iki insanın arasında geçenleri hiçbirimiz bilemeyiz. Bizim gördüğümüz, olayların sadece dışavurum şeklidir, ihanete uğrayan kızın "kıçını açıp" fotoğraf çektirmesi gibi, diğerinin çilingir ve polisle ev basması gibi. Ya da "kutsal" bir ölünün arkasından onun anısına yaraşmayacak(!) şeyler yapması gibi.
Bazen öyle şeyler gelir ki başınıza, en yakınlarınıza bile anlatamazsınız. Karşınızdaki erkek o kadar deneyimlidir ki sizin ağzınızdan çıkan her söz aleyhinize kullanılır. Gösterdiğiniz tepki "deliliköle yorumlanır. İnsanların ise böyle durumlarda büyük büyük laflar etmeden önce biraz durup çokça düşünmeleri gerekir. Özellikle kadınların. Dünya gariptir, devran döner şartlar değişir, "o adamölardan biri karşılarına çıkar ve onlar gibi akıllı, itidalli kadınlara öyle şeyler yaptırırlar ki vukuat sadece bizim duymamızla kalmaz, adliye kayıtlarına bile geçer. Çünkü bu ömürde yaşlılık vardır, menopoz vardır, sakatlık vardır, iflaslar vardır. Ve en önemlisi yalnız kalmak vardır.
Gelelim ünlülerin ünsüz eşlerine. Tuna’nın karısı da, El Roman’ın karısı da evlenirken çoğumuz gibi kocalarına aşık oldular muhtemelen. Belki ilk hata, çapkınlık konusunda nam sahibi olan bu erkekleri hayat arkadaşı olarak seçmekti. İkinci hata, bazı akıllı(!) kadınlar gibi para ve lüks içinde yaşamak uğruna her şeye göz yumarak susup oturmak olabilir! Acaba insanların aklına gelmiyor mu, ihanete uğrayan bu kadınların belki de her yolu deneyip günün birinde çaresizlikten kendilerini ortaya attıkları... Gördüğüm kadarıyla bu sadece aşk aşk diye yırtınan benim gibi "akılsız" kadınların işi galiba.
Dahası bazı erkekler bazı kadınları çıldırtmayı çok iyi becerirler. Sonrasında olayın içinden sinsice, o acayip zekalarıyla, "sütteki ak kaşık" pozisyonu ile çıkarlar. Geriye çığlık çığlığa, edepsiz mizaçlı(!) kadınların haykırışları kalır.
Ya da kıçı başı açık(!) birkaç fotoğraf...
Seni öldürürüm! Antalya’da her türlü maddi gücümü aldıktan ve benimle işi bittikten sonra "Bu evi terk etmezsen seni öldürürüm" diyerek kolumu kıran bir koca hatırlıyorum. 8 yaşındaki kızının önünde üstelik. "Annemin de, yatağın üzerinde karnına oturur yüzüne yüzüne vururdu" cümlesi de yine bu küçük kıza aittir.
Kolu kırılan birinin çığlıklarını, sokak kapısının arkasında durup komşunun duyacağı şekilde yüksek ve itidalli bir ses tonuyla "Yine kriz geçiriyor, hay Allah bir doktor mu çağırsak acaba?" diye şeytanca kullanan birine "iblis" dediğimde de yadırganmıştım.
Bu arada bir teze göre de "Özgüvensiz kadınlar, özgüvensiz erkeklerle buluşur, yıkıcı ilişkiler kurarlarmış." Bence özgüven insana doğuştan yapışıp ömür boyu sürmez. Ara ara gider türlü nedenlerle. Mesela karşındakinin planlanmış hinliği ile yine çıkarlar doğrultusunda yok edilir.
Yazara e-mail
CUMARTESİ


Enkazdan çıkan patroniçe
"Orhan Gencebay’ın adını duyunca hemen geldim"
Aldatma öncesi ipuçları
Kim asi? Kim değil?
8 bin kişi Çeşme’ye taşındı
Üç gün sürecek doğum günü partisi
Ne var, ne yok?
Bekara karı boşamak...
Sineklerin milliyeti olur mu?
Jebemben şok kiçi alma van
SAYFA BAŞI

|
|

|