22 Ağustos 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 




Sineklerin milliyeti olur mu?

40 kapılı, 1001 kiliseli Ani kentinde yüzyıllar boyunca her milletten, her dilden insan birlikte yaşamış. Şimdi burada sineklerin bile milliyeti var...

     Gidin" dediler. "Altında tonlarca altın yatıyor. Mutlaka gidin." Altın avcısı mıyız canım biz? Milliyet’in TIR’ı ile yollara düşmemizin nabız saymak, tutmak, yoklamak, bırakmak gibi birçok nedeni olabilir ama bu nedenler arasında katiyen altın aramak yok.
     Hem altın aramak için niye kalkıp Kars’a gidelim. İstanbul’un maşallah taşı toprağı altın. Haliç’in dibi altın, Ayasofya’nın temeli altın, artık tek tük kalan yüzyıllık ağaçların civarı altın! Biz de milletçe altın avcısıyız. Elleri bomboş altın avcıları... Zira bulamıyoruz biz bu altınları. Ha bire kazılıyor ortalık, tüm tarihi eserlerin dibi oyuluyor, her heybetli ağacın üç adım, olmadı beş adım, sola yedi adım, sağa bir buçuk adım ötesi aranıyor; koyduysan bul, altın çıkmıyor.
     Yine de gidiyoruz. Altın bulmak için değil, Ani Harabeleri’ni görmek için.
     
Asker rehberliğinde ezbere Ani gezisi
     Bir de ben ejderha görmeyi umuyorum. Efsaneye göre suçlu ejderhalar cezalarını çeksinler diye yeryüzüne gönderiliyor ve Ani yöresindeki tahıl saklama kuyularının içinde
     kışı geçiriyorlar. Şimdi yaz ama olsun, mevsimleri karıştırmış birkaç ejderha belki beni bekliyorlardır kuyuların içinde. Ümit işte...
     Ani Harabeleri’ne gitmeye karar vermek, gitmek için yeterli değil. Ani, Ermenistan sınırında. Bu bakımdan izin almak gerekiyor. Kars’ta bizi izleyen iki polis izin için emniyet müdürlüğü, turizm müdürlüğü falan dolaşıyorlar. İzin alınıyor, fakat biz gazeteciyiz ya, şıklık olsun diye herhalde, kağıtları mühürletmeyip iznin kapıya telefonla bildirileceğini söylüyorlar. Oysa almışsın madem izni, mühürlet di mi? Uğraşma telefonla falan! Mühürsüz izin kağıtları ile kapıda bekliyoruz telefon gelsin diye... Nihayet geliyor!
     İki polise ek olarak yanımıza bir de er katılıyor. Asker çok iyi ezberlemiş Ani’nin tarihini, anlatıyor: "Anı şehri 1877 Osmanlı-Rus savaşından sonra 40 yıllık Rus esareti altında kalmıştır." Oldu ya, duyamadınız, bir şeyi kaçırdınız diyelim; soruyorsunuz "Kaç yıl?" diye... Asker tüm cümleyi baştan alıyor, ezberlediği gibi aynen yeniden söylüyor: "Anı şehri 1877..."
     
Necdet adını tarihe mavi boyayla yazdı
     Ani Harabeleri’ne "Anı" deniyor. Kapısında öyle yazıyor. Ani, Ermenice adıymış, Türkçesi "Anı" olmalıymış. Yanımızdaki asker panik içinde "Eyvah komutan!" diye bağırıyor ve komutan geliyor yanımıza. "Lütfen ‘Anı’ diye yazın" diyor. Yazarım, onu mu kıracağım ama Kültür Bakanlığı’nın sitesine baktım, orada hâlâ Ani diye geçiyor. Bu konudaki yetkili de Kültür Bakanlığı... Daha önce bir dönem de "Hani Harabeleri" denmiş ama tutmamış. Bakalım "Anı" tutacak mı?
     Bu arada gezimize komutan da katılıyor. "Hani", "Anı" falan neyse de komutana göre pek yakında buranın adı "Necdet Harabeleri" olarak değişecek. Hayır, komutanın adı Necdet değil. Necdet akrobat tabiatlı Karslı bir genç olsa gerek. Ki arkadaşları ona kendi aralarında Örümcek Adam diyorlarsa, ben hiç şaşırmam. Nasıl yapmışsa yapmış, yüksek tavanlı kilise kalıntılarının en tepesine mavi boyayla adını yazmış. Biz aradık taradık, bayağı sıkı araştırma yaptık, sonunda oraya tırmanmanın mümkün olmadığına, Fanatik Basket’in yayın yönetmeni dev adam İsmet Badem’in bile oraya elinde mavi boya ile çıkamayacağına karar verdik. Çok uğraşmış yani Necdet; çok uğraşmış
     ve tarihe adını mavi boyayla yazmış.
     
Ani bir dünyadır ama dünya bir Ani etmez
     Ani’deki kalıntılara bakınca burada sadece ibadet edildiğini, bir de banyo yapıldığını düşünüyor insan. Zira ayakta kalan binalar ya kilise, ya şapel ya da cami. Bir de hamam var. Oysa burası kitaplarda yazdığına göre Ortaçağ’ın en büyük ticaret merkezlerinden biri. Yüzyıllar boyunca farklı milletleri ve dinleri bir arada yaşatan çokkültürlü yapısı nedeniyle "Ani bir dünyadır ama dünya bir Ani etmez" denirmiş bir zamanlar. Öyle mühim yani bu kalıntılar.
     "Bin bir kiliseli, kırk kapılı kent" deniyor buraya. Cami, kilise ve Zerdüşt tapınağı binlerce yıldır kavgasız, gürültüsüz yan yana dikiliyorlar. Kalıntıların çoğu 8 ila 13. yüzyıllarda yapılmış. Ki bu dönem Ani’nin en heybetli dönemi. Ani’nin böylesine hareketli olması İpek Yolu’nun kuzey kanadında yer almasından. Kervanlar geçermiş bir zamanlar buradan.
     
Fotoğraf çekmek hem tehlikeli hem de yasak
     Biz böyle dolaşırken bir zamanlar kervanların geçtiği yollardan, gazetecilerin Ani’yi gezdiğini duyan jandarma da gelip buluyor bizi. Böylece kısa bir an için polis, asker, jandarma şeklinde üç aşamalı koruma altına giriyoruz. Mecburen soruyorum: "Bizi mi koruyorsunuz, yoksa harabeleri mi bizden koruyorsunuz?"
     Ne bizi ne de harabeleri, onlar Ermenistan sınırını koruyorlar. Burada fotoğraf çekmek yasak mesela. Gerçi artık elimizdeki sigaranın markasını bile görüyor uydular, fotoğraf çekilse ne olur? 2565 sayılı askeri bölgelerde alınması gereken tedbirlerle falan ilgili yasaya muhalefet olur. Kanun kanundur! Bir de Ermenistan’dan da ateş açılabilirmiş fotoğraf çekmeye kalkana... Fotoğraf burada tehlikeli ve yasak!
     Peki ben şimdi size nasıl anlatayım Ermenistan ile aramızdaki sınır suyu Arpa Çay’ın o şahane manzarasını? Üzerinde bir yıkık köprü ile, arkası Ermenistan. Çantada dijital kamera yatarken, o manzarayı çekememenin bende yarattığı ruhsal tahribat hâlâ tedaviye muhtaç. Neyse ki internette gani fotoğraf.
     Madem öyle, bari Ermenistan’ı göreyim dünya gözüyle, belki bir daha göremem diye düşünüyorum. Karşı yakadaki gözetleme kulesine dürbünle bakıyor askerler. Ben de bakıyorum. Sonra, biraz da sohbet açılsın diye "Ne çok sinek var burada" diyorum. Asker "Ermeni sineği bunlar" diyor. Şaka mı yapıyor? Ben gülüyorum, o hiç gülmüyor.
     Binlerce yıl önce, yüzyıllar boyunca her millete kucak açan Ani’de şimdi sineklerin bile milliyeti var. Ne fena!
     
     tubakyol@yahoo.com
     



 CUMARTESİ


Enkazdan çıkan patroniçe
"Orhan Gencebay’ın adını duyunca hemen geldim"
Aldatma öncesi ipuçları
Kim asi? Kim değil?
8 bin kişi Çeşme’ye taşındı
Üç gün sürecek doğum günü partisi
Ne var, ne yok?
Bekara karı boşamak...
Sineklerin milliyeti olur mu?
Jebemben şok kiçi alma van


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet