
|


Yabancı yatırımcıya ‘Hop’dediks
Dünya Bankası’nın kalkınma raporunda aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir grup ülkenin hem yabancı sermaye istediği hem de ona zorluk çıkardığı yazıldı. Örnek olarak da Bergama direnişi gösterildi
YASEMİN ÇONGAR Washington
Dünya Bankası’nın 2003 Kalkınma Raporu’nda yoksul toplumların kalkınmak için ihtiyaç duyduğu yabancı sermaye ve yeraltı kaynaklarının önemine değinilirken, bunlara karşı yerel topluluklardan gelen protestolara da dikkat çekildi.
Yoksul ülkelerin, istihdam, gelir artışı ve altyapının geliştirilmesi açısından yabancı sermaye ile yeraltı kaynaklarına dayanan endüstrilerden yüksek beklentileri olduğu ancak, bu kaynaklara yakın yerleşimlerde sık sık isyanlar yaşandığı vurgulandı. Bu konudaki örnekler sıralanırken, Türkiye’de bulunan altın yataklarının işletilmesine karşı Bergamalıların yürüttüğü kampanyaya da ver verildi.
Şirketler zarar etti
Papu Yeni Gine’deki bakır, Nijerya deltasındaki petrol yatakları, Malezya ve Tayland’daki doğalgaz boru hattının da benzer nedenlerle işletilemediği belirtildi. Son yıllarda bu tür protestolar nedeniyle birçok işletmenin kapandığı, özel sektörün, kamu sektörünün ve diğer ilgililerin bu nedenle zarara uğradığı kaydedildi.
Yöre halkı yararlanamadı
Yöre halklarının tepkisinin, yeraltı kaynaklarının işletilmesinden elde edilen gelirden ve kalkınma olanaklarından yeterince yararlanamamasından kaynaklandığına da vurgu yapıldı. Özellikle Türkiye, Peru, Nijerya, Avusturalya, ABD ve Kanada’da yeraltı kaynaklarına yakın bulunan toplulukların organize bir biçimde bu zenginliklerden daha fazla hak talep etmeye başladıklarına dikkat çekildi.
Çevreciler daha etkin
Ayrıca bu ülkelerde sosyal ve çevreci kuruluşların da karar alma mekanizmalarının içerisinde daha fazla yer aldıkları belirtildi.
Bazı gelişmekte olan ülkelerde de yeraltı kaynaklarının toplumun kalkınmasında hızlandırıcı faktör olduğu kaydedilerek buna Botsvana, Şili ve Malezya örnek gösterildi.
Bergama’nın simgesiydi Çizgili pijaması nedeniyle Asteriks’in arkadaşı Hopdediks’e benzetilen ve bir buçuk yıl önce beyin kanaması geçirerek vefat eden Bayram Kuzu ve diğer Bergamalılar, altını siyanürle ayrıştıracağı iddasıyla Eurogold’a karşı protesto kampanyası düzenlemişti. Kullandığı siyanürün oranın ABD’deki içme suyundaki kadar az olduğunu savunan firma ise Normandy adıyla 4 Mayıs 2001’den itibaren deneme üretimine geçti. Günde 10 kilo altın ve gümüş elde edilen madende, 220 Bergamalı çalışıyor.
‘EN’ler ülkesi Türkiye En çok küçülen 4’üncü ülke
Türkiye, ekonominin yüzde 7.8 daraldığı 2001 yılında dünyanın en fazla küçülen dördüncü ülkesi oldu. Türkiye’nin ekonomik performansı ancak Batı Şeria, Salamon Adaları ve Mugabe’nin diktatörlük rejimi ve AIDS salgını nedeniyle büyük bir siyasi - iktisadi bunalım yaşayan Afrika ülkesi Zimbabwe’yi geride bıraktı. Aynı dönemde, Arjantin yüzde 4,8 ve Makedonya da yüzde 4,7 küçülerek ekonomisi zayıf performans gösteren diğer iki ülke oldu. 2000-2001 yıllarında Türkiye’nin batı komşuları, Bulgaristan yüzde 5.1, Yunanistan ise yüzde 3.9 büyüdü.
En çok borcu olan 7’nci ülke
Türkiye dış borçları bakımından dünyada yedinci sırayı aldı. Ekonomik kriz nedeniyle milli geliri gerileyen Türkiye, 116 milyar 209 milyon dolar dış borca sahip, dış borcun milli gelire oranı ise yüzde 57 düzeyinde.
Türkiye’nin yüzde 18’i yoksulluk sınırının altında Türkiye’deki gelir dağılımı eşitsizliğini ortaya koyan Dünya Bankası raporuna göre nüfusun yüzde 18’i günde 2 dolardan (3 milyon 275 bin lira) az parayla geçiniyor
Geçen yıl yaşadığı derin iktisadi kriz nedeniyle, dünya ekonomileri arasında en kötü performansı gösteren dördüncü ülke konumuna düşen Türkiye’de uluslararası yoksulluk sınırı altında yaşayanların nüfusa oranı yüzde 18.
Dünya Bankası’nın raporunda, Türk nüfusunun yüzde 2.4’ünün "aşırı yoksul" diye tanımlanan ve geliri günde bir doların altında kalan gruba dahil olduğu, yüzde 18’inin gelirinin ise uluslararası yoksulluk sınırı kabul edilen günde 2 dolarlık gelir düzeyinin altında kaldığı saptandı.
Türkiye’deki gelir dağılımı eşitsizliğini de ortaya koyan Dünya Bankası’nın verilerine göre, Türkiye nüfusunun en zengin yüzde 10’luk bölümünün gelir ya da tüketimden aldığı pay yüzde 32,3. Nüfusun en yoksul yüzde 10’u ise, gelir ya da tüketimden yüzde 2,3 oranında pay alıyor.
Raporda Türkiye kişi başına düşen milli gelire göre yapılan sınıflandırmada ise orta alt kademede yer aldı. Kişi başına 2 bin 160 dolar gelir düşen Türkiye, Peru, Irak, Batı Şeria, Fas, Bosna, Namibya, Bulgaristan gibi ülkelerle aynı kategoride bulunuyor.
Eşitsizlik dev boyutta
"Dinamik Bir Dünyada Sürdürülebilir Kalkınma: Kurumları, Büyümeyi ve Hayat Kalitesini Dönüştürmek" başlığını taşıyan Dünya Bankası’nın 2003 Kalkınma Raporu’na göre, dünya gündemdeki en önemli kalkınma sorunu, geliri günde 2 doların altında olan üç milyar insana üretime katkı yapabileceği bir iş imkânı ve çok daha iyi bir hayat kalitesi sağlamak.
2003 Dünya Kalkınma Raporu’na göre, aşırı yoksulluk içinde yaşayanların, yani günlük geliri bir doların altında olanların sayısı 1990 - 1998 döneminde 200 milyon azalarak, 1 milyar 200 milyona indi ancak Afrika’daki yoksulların sayısı arttı. Ülkeler arası gelir eşitsizliği ise giderek artıyor. En zengin 20 ülkedeki ortalama gelir, dünyanın en yoksul 20 ülkesindeki ortalama gelirin 37 katı. Bu oran son 40 yılda iki katına çıktı.
EKONOMİ


Yabancı yatırımcıya ‘Hop’dediks
ÇARŞI’nın yüzü 100’e değişecek
Memur komisyona havale
Tuborg’tan meyveli bira
Fitch seçim sonrası için uyardı
Bahçeli’den Derviş’e taş: İlk kez ayrıntılı bilgi aldık
Büyüme yüzde 3.9 olacak
İstanbul Yaklaşımı için eylülde heyet geliyor
Garanti’den 41 trilyonluk net kâr
SAYFA BAŞI

|
|

|