22 Ağustos 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Lafı uzatmayı sevmiyorum"

Ülkü Tamer’in toplu şiirleri "Yanardağın Üstündeki Kuş", anıları "Yaşamak Hatırlamaktır" ve Antep’te yeniden akmaya başlayan Alleben deresinde kesişen "Alleben Öyküleri", YKY’den yayımlandı.

     ILGIN SÖNMEZ

     Tiyatroya yakınlığınız nereden?
     Kolejdeyken, sınıf arkadaşım Genco Erkal ile birlikte pek çok oyunda oynadık. Yıllar sonra, "Direkler Arasında" oyununu sahneye koyarken "Bir rol var, oynar mısın?" dedi. Genco’yu kıramadım, tek oyun için sahneye çıktım; beş yıl sürdü. "Keşanlı Ali Destanı", "Sokak Kızı İrma", "Palto", "Teneke", "Kurban" vs. Ama beş yılın sonunda benden oyuncu olmayacağını anladım, bıraktım. İnsan bir şeyde başarılı olamasa bile başarılı olmak için bir hırs vardır içinde. Benim oyunculuk konusunda böyle bir tutkum yokmuş meğer!
     
     İkinci Yeni bugünden bakıldığında size ne ifade ediyor?
     İkinci Yeni’yi aslında çok kesin çizgilerle çizilmiş bir akım olarak görmüyorum. Şiirde bir değişimdi, yeni olanaklar getiren bir havaydı. Alışılmış, kendini tekrarlamaya başlamış bir şiirin sınırlarını zorlamaktı. Ortak bir şiir dili getirdi başlangıçta. O dilin içinde gerçek şairler kendi kimliklerini buldular; Cemal Süreya, Edip Cansever, Ece Ayhan gibi...
     
     Siz kimleri okurdunuz o dönem?
     Fazıl Hüsnü’den, Ziya Osman’dan, Necati Cumalı’dan, Behçet Necatigil’den Ezra Pound’a, Eliot’a kadar neredeyse her şairi okurdum. Ve tabii her şair gibi benim de ilk yazdıklarım tamamen özenti şiirlerdi.
     
     Yapı Kredi’den çıkan seçkiyi baz alarak konuşursak, hangi şiirler sizin özellikle tutunduklarınız?
     Onların hepsi benim, onları ben yazdım. Bugün aynı biçimde yazmasam bile, o zamanın koşulları, o zamanki yapım içinde benim yazabileceğim şiirlerdi. Dolayısıyla hepsi benim şiirlerim. Bugün bazılarını belki daha az severim, bugün olsa daha farklı yazarım diye düşünürüm ama elbette buna olanak yok. Ülkü Tamer’in yazdıklarını, geçmişimin yapıtları olarak benimsiyorum.
     
     Dinamonuz nedir yazarken?
     Bilmiyorum. Bir şeyler birikiyor ve çıkıyor. Ama bu yeterli değil; iyi bir çalışma gerekli sonrasında. Şiir kitaplarımın aralarında oldukça uzun zaman dilimleri var, çünkü hep aynı tür şiiri yazmak istemedim, kendimi yenilemek istedim, yeni bir dil aradım. Kışın yeni bir şiir kitabım yayımlanacak. "Günlerden Sevdalardan" olacak adı.
     
     Son zamanlarda zevkle okuduğunuz yazarlar var mı?
     Elbette. Bir kitap okurken ona çok sevgiyle yaklaşıyorum; onun arkasında ne büyük çileler olduğunu biliyorum. Son zamanlarda keyifle okuduğum çok şey var; Milliyet’te her hafta yazıyorum da bunları. Namık Kuyumcu, Fergun Özelli, Hidayet Karakuş, Veysel Çolak; çok yakın zamanda üst üste okuduğum isimler arasında. Bunlar çok genç şair değil artık; yıllardır çilesini çekiyorlar bu işin.
     
     Kendinizi edebiyattaki değişime yakın hissediyor musunuz?
     Belli bir yaşa gelmiş yazarlar, şairler sanki edebiyatın kendileriyle bittiğini düşünürler. Gençlere pek yakınlık duymazlar. Çünkü onların yaptığı edebiyat, kendi yaptıkları edebiyattan biraz daha değişiktir. Ama bu tarih boyunca böyle olmuştur. Hatırlayalım: Yedi Meşaleciler, Garip Akımı, 1950 kuşağı, İkinci Yeni, 1960 kuşağının şiirleri vs. Bu çok olağan.
     
     Zülfü Livaneli’nin "Seher Yeli" şarkısının sözleri size ait.
     "Güneş Topla Benim İçin" albümündeki bütün parçalar benim. Onun dışında Onur Akın’ın, Ahmet Kaya’nın ("Üşür Ölüm Bile") bazı şarkı sözleri bana ait. Hatta onların bazıları beste üzerine yazıldı. "Memik Oğlan" dışındaki şarkıların hepsi müziklerin üzerine yazıldı.
     
     Şu anda üzerinde çalıştığınız bir çeviri var mı?
     Hadi Çaman için Neil Simon’ın "Tıpkı Senin Gibi" isimli oyununu çeviriyorum.
     
     Yazmaya yeni başlayanlara ya da iyi bir okur olmak isteyen kitleye ne önerirsiniz?
     Latin Amerikalı bir şairin bir sözü var; "İlk kural: Bir şeylerle dolmalı boş sayfalar!" Önemli olan bu.
     
     Sizin büyük yazarlarınız kimler?
     Türk yazarlarından Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Ahmet Muhip Dıranas, Nâzım Hikmet en büyük yazarlarım arasında ilk aklıma gelenler. Yabancılardan da Hemingway tutkun olduğum yazarlardan biri. Bir de ben elime bir kitap aldığımda onda ne gibi açıklar bulurum düşüncesiyle yaklaşmıyorum; kitabı elime alırken onu sevmeye hazırım.
     
     Kare asınızda neler var?
     "Amarcord", "Cennet Sineması", "Kazablanka" ve "Arabulucu".
     
     "Alleben Öyküleri" ilk baskısını epey önce yapmıştı.
     On üç yıl önce ilk baskısını Can Yayınları’ndan yaptı. İkinci baskısı Adam Yayınları’ndan 95’te yayımlandı. Şimdi, Yapı Kredi Yayınları’nda.
     
     Dört kısa öyküden oluşuyor kitap. Öykülerin nasıl bir dokusu var?
     Tepeden tırnağa Antep. Bunlar biyografik öyküler değil ama tanıdığım kişilerden yola çıkarak yeniden yarattığım karakterler var. Düşle gerçek arasında gidip gelen öyküler.
     
     Niye bu kadar kısa öyküler?
     Lafı uzatmayı sevmiyorum. İlk bölümde bir ek bölüm vardır ki o bir roman bile olabilir. Ama böylesini tercih etmiyorum. Bir öykü bir sayfa da olabilir 100 sayfa da...
     
     Alleben Öyküleri
     Ülkü Tamer
     Yapı Kredi Yayınları
     58 s.
     Fiyatı: 4.500.000 TL.
     









 KÜLTÜR & SANAT


İkinci kuşağın kurtuluşu
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Sizi bir yerden tanıyor muyum?
"Lafı uzatmayı sevmiyorum"
Bir roman yazarının açıklamaları
Bırak, sanat dışarı çıksın!
Vahşetin çağrısı
Yüzyıllar öncesinden günümüze
Ailemizin oyuncusu
İyimser ve huzurlu rock
Tüm sorunlara ‘Barikat’
Nükleer savaş paranoyası
Homer Simpson’a benzemeyelim de!
"Hamzaname" New York’ta
Ve ruh zamana düştü!
Bayan Nes’in anıları
Sanal bir çizgisel âlem
Resimsel bir anlatım
Tyana günışığına çıkıyor
Kadını yazmaktan feminist harekete
Altınoluk’ta festival zamanı
Hisar’da müzik ziyafeti
‘90’lı yılların Bergen’i
Ağırbaşlı eğlence
Caz usulü gevşeyin
Tuttuğu altın olan yazar
Evlere şenlik aile
Minik fare âşık olunca
Deniz kenarı
İki kıyıdan esintiler
Hayat atölyesi
"Sarıkız"ı görmeden geçmeyin...
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet