22 Ağustos 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Bırak, sanat dışarı çıksın!

İlhan Mimaroğlu’nun New York sokaklarında üretilen imgeleri bir dedektif titizliğiyle kayıt altına aldığı "New York Kapı Dışı Sanatı" kitabı çıktı.

     EVRİM ALTUĞ

     Çağdaş Türk besteci İlhan Mimaroğlu, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından basılan yeni kitabı "New York Kapı Dışı Sanatı" ile yayınevinin İzdüşümler / Düşizleri dizisinin üçüncü halkasını tamamlıyor.
     İngilizcesi "Outdoor Art" olarak telaffuz edilebilecek olan "Kapı Dışı Sanatı" isimli bu kitap, Türkçeyi bir simyager şaşırtıcılığıyla işleyen Mimaroğlu’nun ‘Büyük Elma’ sokaklarında son 20 yıla sığan gözlemlerini fotoğraflarla belgelemiş ve ölümsüzleştirmiş olmasıyla vücut bulmuş.
     Kiremit rengi kapağında, akıl çelen adı ve insana umursamaz gözlerle, fragmanlar halinde bakan bir kadının / erkeğin ‘kapıdışı’ imgesiyle okuruna tanıştırılan eserde, Mimaroğlu’nun metinleri için ‘elyazısı’nı andıran bir karakter seçilmiş. Bu akıllı ve insani, gündelik ve ‘özensiz’ detay, daha en başta fotoğraflar için biçilmiş kaftan olarak sayfalar boyu kitapla akan tüm eser görüntülerine uyan hayli okunaklı / dokunaklı bir altyazı olma yeterliğini gösteriyor.
     Kitabı üzerine kendisiyle yazılı bir röportaj gerçekleştirdiğimiz besteci Mimaroğlu, ‘11 Eylül’ün getirdiği yıkımın New York’taki ‘Kapı Dışı Sanatı’ ürünlerinin silinip gitmeleri yanında, kıyaslama bakımından bir hiç olduğunun altını çiziyor. Mimaroğlu bu arada, sayfalar arasında SoHo sokaklarına graffitileriyle Bedri imzasını ‘çakan’ sanatçı Bedri Baykam’ı da gözden kaçırmamış.
     
     Geçen yıllar kitabın kimliğini de ‘eskitti ve yaşlandırdı’ mı?
     Yılların geçmesiyle çoğu, belki de hepsi ortadan kalkacak resimlerin bazılarının bu kitapta göz önünde bulundurulması, gecikme sakıncasını gidermiş oluyor. Hiç olacağına geç olsun.
     
     Bu eserleri görüntüleyerek, saptayarak ortaya koymak istediğiniz bir tür ölümsüzlük müydü? Yoksa söz konusu olan sanatın ‘fani’liği ya da ‘sokaktaki sanatseverin’ yaşadığı ‘körlük’müydü?
     Birçok sanat ürünü, gizli kalmışlık bakımından bir fanilik (kalımsızlık) durumunda. Sokaktaki sanatseverin ‘körlüğünden’ söz ettiğimiz orandaysa, çoğu sanatsever, kör değilse bile, bir aldırmazlık içinde olabiliyor. Ne ki, bakıp görenler ve unutmayanlar da var.
     
     Ticari ya da özel değil, doğrudan kamusal mekânda sanat üretimi, fotoğraflarınızı üst üste, topyekün okuduğunuz anda New York için - hele hele 11 Eylül sonrasında - neyi ifade ediyor?
     11 Eylül’de insanlar öldüğüne göre, silinme ya da yıkılmayla duvarlardaki resimlerin yok olmalarının, kıyaslama bakımından ne önemi var ki?
     
     Yapıtlar bir bakıma özel mekânların kamusallaşmasına / kamusal olanın ise özelleşmesine önayak oluyor; değil mi?
     Sorunuzun yanıtı sorunun içinde. Sözünü ettiğiniz kamusallaşma / özelleşme konusunun uzanımları üzerinde hukukçuların da söyleyecekleri bir şeyler olsa gerek.
     
     Kitaba kaynaklık eden fotoğrafları çekerken ‘ayrıntı’ ve genel görünüm üzerine de ayrı ayrı yoğunlaştığınız görülüyor. Eserleri fotoğraflarken hangi ölçütleri göz önünde bulunduruyordunuz?
     Fotoğraf makinesinin vizöründen gördüğüm, ayrıntıların ve genel görünümlerin boyutlarını saptamış oluyor. Fotoğraflar ortaya çıktıktan sonra yaptığım seçmeleri de unutmayalım.
     
     Gözlemleriniz doğrultusunda, ticari kaygı gütmemeye çalıştığı, hatta buna karşı koyduğu oranda çaresizce piyasada prim yapan bir sokak sanatı ruhu mevzubahis. Günümüz kapı dışı sanatçısının etik değerleri üzerine değerlendirmeniz nedir?
     Sokak sanatçıları, sanat piyasasının ilgisini çekip köşeyi dönmeyi gözetmiyor değiller. Aralarında köşeyi dönenler de var.
     
     Kitabınızın ‘duvarları arasında’ gezinirken ressam Burhan Doğançay’ın yapıtlarını, özellikle ‘Dünya Duvarları’ fotoğraf dizisini anımsamamak elde değil. Kendisinin eserlerini kitabın çerçevesinden bakınca nasıl görüyorsunuz? Aynı anlamda sanat tarihinde önce duvarlarda, sonra ise sanat marketlerindeki şöhretleriyle iz bırakan Jean - Michel Basquiat ve Keith Haring hakkında neler düşünüyorsunuz?
     Doğançay da sokakları, duvarları, özellikle kapıları gözlem altında bulundurmuş bir sanatçı. Bundan önceki bir sorunuzla sokak sanatçılarının köşeyi dönmeleri konusu açılmış olduğuna göre, işte size, sorunuzda adları geçen, Jean Michel Basquiat ve Keith Haring.
     
     Kitapta ‘Graffiti’leri SoHo duvarlarını kaplayan Bedri Baykam’ın örneğini de veriyorsunuz. Baykam’ın ‘galeri evreni’ ve ‘sokak sanatı’ arasında kalması, sizce bu iki mecra arasında olumlu bir cereyana mı, yoksa olumsuz bir sirkülasyona mı kaynaklık etmiş olabilir?
     Baykam’ın SoHo’daki duvarlara resimler yapmış olması onu ‘galeri evreni’ ile ‘sokak sanatı’ arasında kalmış bir sanatçı olarak nitelendirmeyi gerektirmiyor. Önemli bir sanatçı saydığım Bedri Baykam’ın her yaptığını, her düşündüğünü olumlu sayıyorum.
     
     Sizce bir kapı dışı sanat eserinin yaşam ve anlam süresi - varsa - ne kadardır?
     Bir kitabın ömrü sonsuz diye bildiğimiz süreye uzandığına göre, ‘New York Kapı Dışı Sanatı’nın da öyle bir ömrü olsa gerek.
     
     New York Kapı Dışı Sanatı
     İlhan Mimaroğlu
     Yapı Kredi Yayınları
     93 S.
     Fiyatı: 12.000.000 TL.
     









 KÜLTÜR & SANAT


İkinci kuşağın kurtuluşu
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Sizi bir yerden tanıyor muyum?
"Lafı uzatmayı sevmiyorum"
Bir roman yazarının açıklamaları
Bırak, sanat dışarı çıksın!
Vahşetin çağrısı
Yüzyıllar öncesinden günümüze
Ailemizin oyuncusu
İyimser ve huzurlu rock
Tüm sorunlara ‘Barikat’
Nükleer savaş paranoyası
Homer Simpson’a benzemeyelim de!
"Hamzaname" New York’ta
Ve ruh zamana düştü!
Bayan Nes’in anıları
Sanal bir çizgisel âlem
Resimsel bir anlatım
Tyana günışığına çıkıyor
Kadını yazmaktan feminist harekete
Altınoluk’ta festival zamanı
Hisar’da müzik ziyafeti
‘90’lı yılların Bergen’i
Ağırbaşlı eğlence
Caz usulü gevşeyin
Tuttuğu altın olan yazar
Evlere şenlik aile
Minik fare âşık olunca
Deniz kenarı
İki kıyıdan esintiler
Hayat atölyesi
"Sarıkız"ı görmeden geçmeyin...
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet