
|

Homer Simpson’a benzemeyelim de!
Dünyada en çok televizyon izleyen ülke hâlâ Amerika. Türkiye, Amerika’nın hemen gerisinde. Televizyon bağımlılığı, Amerika’da olduğu gibi Türkiye’de de kiloya işaret edecek mi?
ORAY EĞİN
Bir süre Amerika’da kaldıktan sonra yurda kesin dönüş yapan Serpil Barlas, yurt dışında aldığı kiloları açıklarken tipik Amerikalıları örnek gösteriyordu. Her akşam elinde bir koca kutu patlamış mısır televizyon karşısına geçince bu şekle girmişti. Gerçekten de Amerika Birleşik Devletleri’nde ortalama vatandaş için tipik bir davranıştı bu. Özellikle şehir merkezlerindeki hareketli hayatın dışında kalan Amerika’nın çoğunluğu için hayat güne erken başlanan ve mesainin öğleden sonra bittiği bir rutinde ilerler. Bu insanların en büyük eğlencesi televizyon. Yarışma programları öncelikle, ardından da diziler tabii ki. Dünyada en çok televizyon izleyen ülke hâlâ Amerika.
‘90’ların başında "The Simpsons" büyüklere de yönelik bir çizgi film olarak akşam kuşağında başladığında bir tür Amerikan değeri haline gelen bu tipiklikle de dalga geçiyordu. Ailenin de en sevdiği ritüel koltuğa kurulup televizyon karşısına geçmekti. Ancak bir zaman sonra onlar da bu çarkın bir parçası haline gelip, ekrana izleyici bağlayan bir ürün oldular.
Bundan birkaç sene önce, en çok dışarıda vakit geçiren insanların olduğu New York kentinin sokakları da boşalmıştı. Hayır, 11 Eylül’de değil. ‘90’ların ilk yarısından beri devam eden ve "Hiçbir şey hakkındaki dizi" olmakla övünen "Seinfeld" veda ediyordu ve Amerika’nın geri kalanıyla beraber New Yorklular da evlerine kapanıp bu muhteşem finali izlemeye koyulmuşlardı. Dizi bağımlılığı böyle bir şey işte. Ve Amerika bundan, geçmişten, "Samantha"dan, "I Love Lucyöden, "Odd Couple"dan, "Laverne and Shirleyöden beri vazgeçmiyor. 80’lerde de "Cosby Show" tutkusu vardı. Ve tabii sürekli kilo alıyorlar; ekrana eşlik eden ‘cakie’, ‘popcorn’ gibi abur cuburlarla.
Televizyon izleyiciliği bakımından Amerika’nın hemen altında çok büyük olmayan bir farkla yer alan Türkiye’de bu bağımlılık bakalım kiloya işaret edecek mi? Böyle giderse evet. Amerikan dizileri ekranlarımızda boy gösteriyordu, ancak hiçbir zaman böylesi bir bağımlılık söz konusu olmamıştı. Şimdi, özellikle de yurt dışında okuyan, yaşayan ve geri dönen bir kuşağın etkisiyle televizyonlarda marjinal bir Amerikan furyası var.
Bu insanların buluşma noktası ise tabii ki CNBC-e televizyonu oldu. Gündüzleri borsaya endeksli yayın yapan, yani Beyaz Türkler’in başlıca mesleklerinden birine yoğunlaşan kanal bu kimliğini geceleri de sürdürüyor ve İngilizce dizi ve filmler yayınlıyor. Hem de en önemliler arasında geçenleri.
Şimdi yaz kuşağıyla beraber ekran başından kalkmamanızı sağlayacak yeni bir maraton başladı: Her akşam saat 19:00’da "Simpsons", yarım saat sonra da "Seinfeld" var. İsteyenler gününe göre değişen, saat 20.00 sit - com’larına takılıyor, ardından da 20.30’da "Evli ve Çocuklu"yu izliyor. Bu bölümlerin tekrar olması önemli değil; Amerikan dizilerinin belli bölümleri defalarca izlenebilecek filmler gibi.
Akşam kuşağı tabii ki CNBC-e ile sınırlı değil. Bu kanalın sadık izleyicilerinin evlerinde muhtemelen Digiturk de bulunuyor ve onlar da Moviemax 2 kanalını her akşam dizilere teslim etmiş durumdalar. DVD’leri kapışılan "Friends"in bölümleri her akşam tekrar ediliyor. Ardından da bir başka New York dizisi, belli günlerde Friends’in peşinden yayına giriyor: Will and Grace. Tabii sonra da Stargate gibi daha komplike yapımlar var.
Ve televizyon izliyoruz. Sürekli. Kalkmadan. Hafta içi her gün.
KÜLTÜR & SANAT


İkinci kuşağın kurtuluşu
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Sizi bir yerden tanıyor muyum?
"Lafı uzatmayı sevmiyorum"
Bir roman yazarının açıklamaları
Bırak, sanat dışarı çıksın!
Vahşetin çağrısı
Yüzyıllar öncesinden günümüze
Ailemizin oyuncusu
İyimser ve huzurlu rock
Tüm sorunlara ‘Barikat’
Nükleer savaş paranoyası
Homer Simpson’a benzemeyelim de!
"Hamzaname" New York’ta
Ve ruh zamana düştü!
Bayan Nes’in anıları
Sanal bir çizgisel âlem
Resimsel bir anlatım
Tyana günışığına çıkıyor
Kadını yazmaktan feminist harekete
Altınoluk’ta festival zamanı
Hisar’da müzik ziyafeti
‘90’lı yılların Bergen’i
Ağırbaşlı eğlence
Caz usulü gevşeyin
Tuttuğu altın olan yazar
Evlere şenlik aile
Minik fare âşık olunca
Deniz kenarı
İki kıyıdan esintiler
Hayat atölyesi
"Sarıkız"ı görmeden geçmeyin...
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|