22 Ağustos 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



‘90’lı yılların Bergen’i

Nalan’ın yaşadıklarını şarkılarına dökerken samimi olduğundan şüphe etmenin alemi yok. Ama bu dizeler, çoğunluğa artık bir şey ifade etmiyor.

     ILGIN SÖNMEZ

     Of Aman Nalan, kendine "Acıların Kadını Bergen"i seçti model olarak. Şarkıcı, Bergen’in ‘90’lı yıllar versiyonu olma iddiasında. Hayatın her türlü zulmü ile karşılaşmış ve şarkılarını görüp geçirdiği sıkıntıların içinden süzüp söylemiş olan Bergen’in yanına, ‘80’lerde bile kimse kolay kolay yaklaşamadı ama, gönül bu işte, çekebiliyor, Nalan’ınki de çekmiş. ‘90’lı yılların Bergen’i; karşılıksız aşklar, ayrılıklar, yüzüstü bırakılmalar, terkedilişler... Üzerine oturduğu yerden dil dökmüş, dize dize şarkı destelemiş: "Bükeceksin boynunu, güller gibi sararıp, acemi balık gibi, ağlara dolanıp, pişman da olsan, kapımda yatsan, tarih bile yazsan kimin umurunda..."
     Aslında tam da doğru soru bu: "Kimin umurunda?" Artık herkes yaşadıklarını arkasına dahi bakmadan yaşayıp gidiyor. Sonu öngörülerek yaşanıyor aşklar ve herkes yaşamakta olduğu ilişkiyi koruyup kollayacağı yerde, bir an önce bir başkasına kanat çırpmak için acele ediyor. ‘90 ya da 2000’lerin hızı bu. Daha fazla insan, daha fazla ilişki gerekiyor herkese. Öyle olunca da, günümüzde bir Bergen’e ihtiyaç kalmıyor. Nalan’ın yaşadıklarını şarkılarına dökerken son derece samimi olduğundan şüphe etmenin alemi yok. Muhtemelen öyledir. Ama önemli olan artık bu değil; önemli olan, bu dizelerin genel çoğunluğa artık bir şey ifade etmiyor olması. Terk edip giden, yaptığını "asla geri dönmemek" niyeti ile yapmakta. Terk edilen de, evde başını yastıklara gömüp "dönsen de, pişman olsan da, yalvarsan da, ayaklarıma kapansan da..." diye içlenip beklemiyor. Kapıyı açıyor, çıkıyor, ağzında Nalan’ın söylediklerine hiç uymayan bir başka şarkı: "Hayat pencerenin dışında..."
     Başını altın yaldızlı kırmızı yastıklara gömen Nalan’ımız ise, altına ‘90’ların hız ve ritmini yerleştirdiği şarkılarını söylemeyi seçiyor: "O dönecek. Dönmekle kalmayıp yerlerde sürünecek. Ama ben kolay kolay affetmeyeceğim. Belki tarih yazarsa olabilir..." Yalnızca Nalan’ın değil, bütün ‘90’lı yılların şarkıcılarında bu "tarih" imgesi çok yaygın. Kendini, yaşadıklarını çok önemli hatta emsalsiz gören zihniyetin bir tezahürü bu imge. Seven de, sevilen de, o güne kadar görülmemiş öyle şeyler yapıyor ya da yaşıyor ki, "bizim çift" bu ilişkileri ile "tarih yazmış" oluyor. Bir ilişkiyi bir an önce bitirip, bir diğerine zıplamak isterken duyulan suçluluk duygusunu telafi etme babında başvurulan bir yol gibi bakılabilir buna. Ama yalnız bu değil. "Önemli olan benim, benim ilişkim, benim aşkım" mantığı da, olup bitenleri böyle görmeye sebep oluyor.
     Nalan’ın, olup bitenlere bu çerçeveden bakıp yazdıkları üzerine; tüccarların tüccarı Altan Çetin ve zamanında yayınladığı bir albümle, kendi sesinden Nalan usulü bir dünya yaratmaya çalışmış olan Burak Aziz’den alınanlar da eklenmiş. "Acı çekme"nin kitabını ‘60 ve ‘70’li yıllarda yazmış olan Suat Sayın’ın "Lanet Olsun"u da, sunulmaya çalışılan tablonun son eksik - gediğini kapamış: "Akşam olur gizli gizli ağlarım..." Belki de öyle yapmak gerekir. "Gizli gizli" ağlayın. Kimse duymayacak olduktan sonra, ne yaparsanız yapın. Ama bu size yetmediğinde ve "herkes duysun" diyerek yaşadıklarınızı 12 şarkı halinde herkesin üzerine serpmeye kalktığınızda, insanların itiraz edebileceğini de bilmiş olun. İtirazımız "kaderden yana" değil, sizlerden yana.
     
     Nalan
     Nalan
     Universal
     







     



 KÜLTÜR & SANAT


İkinci kuşağın kurtuluşu
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Sizi bir yerden tanıyor muyum?
"Lafı uzatmayı sevmiyorum"
Bir roman yazarının açıklamaları
Bırak, sanat dışarı çıksın!
Vahşetin çağrısı
Yüzyıllar öncesinden günümüze
Ailemizin oyuncusu
İyimser ve huzurlu rock
Tüm sorunlara ‘Barikat’
Nükleer savaş paranoyası
Homer Simpson’a benzemeyelim de!
"Hamzaname" New York’ta
Ve ruh zamana düştü!
Bayan Nes’in anıları
Sanal bir çizgisel âlem
Resimsel bir anlatım
Tyana günışığına çıkıyor
Kadını yazmaktan feminist harekete
Altınoluk’ta festival zamanı
Hisar’da müzik ziyafeti
‘90’lı yılların Bergen’i
Ağırbaşlı eğlence
Caz usulü gevşeyin
Tuttuğu altın olan yazar
Evlere şenlik aile
Minik fare âşık olunca
Deniz kenarı
İki kıyıdan esintiler
Hayat atölyesi
"Sarıkız"ı görmeden geçmeyin...
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet