
|

Baykal’ın vebali
BU satırları dün öğleden sonra yazıyorum. Kemal Derviş’le Baykal’ın yapacağı görüşme, bu satırların yazılışından belki 9 - 10 saat sonra tamamlanacak.
İki taraftan da aldığım ön bilgilere göre şunu şimdiden söyleyebilirim:
Baykal ve Derviş anlaştılar, bu iş tamam.
Hatta, anlaşmanın açıklanmasından sonra hangi TV’lere ne konularda açıklama yapacaklarını bile kararlaştırmış olacaklar. "Anlaşma" bu derecede detayları da içeriyor... Sadece "prensip" anlaşması değil...
Kemal Derviş şöyle yapmalıydı, böyle yapmalıydı... Ben hala YTP daha geniş bir kesime hitap edebilirdi diye düşünüyorum ama artık bu düşüncelerin kıymeti yok.
"Reel politiğin" önümüze koyduğu iki gerçek var.
Bir, Kemal Derviş artık CHP ile beraberdir. İki, seçimlerden sonrası için ekonomi yönetiminde Türkiye’nin Kemal Derviş’e ihtiyacı vardır. ***
TÜRKİYE birçok ciddi, hem de kısa vadeli sorununu seçim sonrasına ertelemiş olarak "alelacele" seçime gidiyor.
Seçim sonrasında Türkiye’nin en yakıcı sorunu "borç idaresi"dir.
Ekonomist Prof. Hurşit Güneş’ten, benim gibi iktisatçı olmayanların anlayacağı şekilde anlatmasını istedim. Anlattıklarının özeti şu:
Kasım seçimlerinde, içeride ve dışarıda güven verecek "yönetebilir" bir iktidar çıkarsa, reel faizlerin yüzde 10 civarına düşmesi halinde Türkiye’nin borç yükü 7 milyar dolar civarında azalır. Şimdiki yüzde 44 civarındaki faiz seçimlerden sonra da devam ederse borç yükümüze 10 - 12 milyar dolar eklenecek! Demek ki, seçim sonuçları, borç yükümüzü artısı ve eksisiyle 17 milyar dolar çapında etkileyebilir. Hele sandıktan "yönetemeyen", içeride ve dışarıda istikrar güveni vermeyen bir tablo çıkar da bu yüzden faizler yükselirse, Prof. Güneş’in deyimiyle, "öyle bir durum sürdürülemez." Yani Arjantin’e döneriz!
***
ÇAĞIMIZDA bir ülkedeki kriz herkesi olumsuz etkiliyor. Rusya’daki kriz bizim Laleli esnafını mahvetmedi mi? IMF ve Dünya Bankası krizden çıkma programlarına destek vermek içindir. Bu destek de "güvenilir, yönetebilir" hükümetlerin ve kadroların olmasına bağlanmaktadır.
Kasım seçimlerinden sonra Kemal Derviş’in tekrar ekonomi yönetimine geçmesi de bu açıdan önemlidir. 1979 krizinden çıkış için nasıl Özal gerekmişse, bugünkü krizden çıkış da Derviş’i gerektiriyor.
Ve Derviş CHP ile beraberdir. CHP’nin şimdi yüzde 20’lerde olduğu, Derviş’le yüzde 30’lara çıkacağı tahmini kesinlikle gerçekçi değildir.
Her şey "dar kadrocu" diye suçlana gelmiş olan Baykal’ın ve ‘kökleşmiş’ CHP gövdesinin ne ölçüde ‘açılacağına’ bağlıdır.
Derviş ne kadar çok yeni isim getirirse, CHP’de etkin konumda ne kadar çok yeni isimler olur ve dünya görüşü olarak "sosyal liberal sentez" ne ölçüde benimsenirse, kitleler CHP’yi o kadar ‘açılmış’ görür, ona göre oy verir.
AKP zaten birinci parti... CHP’ye gelince; "ittifak" olmadı. "İltihak" görüntüsü fazla oy getirmez. CHP Derviş’le "geniş bir açılım" yaparsa daha geniş kitlelere seslenme şansını artırır.
Vebal, Baykal’ın omuzlarında...
t.akyol@milliyet.com.tr
SAYFA BAŞI

|
|

|