22 Ağustos 2002 Perşembe


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Ya bir de deprem olsaydı?

     İstanbul’a yağmur yağdığında neler olduğunu anlatmaya gerek yok. Sade İstanbul’a mı; tüm Türkiye’ye...
     "Ben bir Türk’üm dinim, cinsim uludur"...
     Uludur da; yüzlerce yıldan bu yana kar ve yağmur yağdığında, Türkler perişan olur...
     "Yağmurlar, İstanbul’u yine felç etti"
     "Dün yine yağmura teslim olduk"
     "1500 ev ve işyerini sular bastı"
     "Sağanakta trafik altüst oldu"
     * * *
     Bir Fransız düşünürü "insan aklı"nı şöyle tanımlar:
     - Somutsal deneyimlerin birikimi ve ürünüdür.
     Elini ateşte yaktığında; ateşin yakıcı olduğunu öğrenir ve bir daha yakmamaya çalışırsın elini. Kafanı duvara vurduğunda; kafanın acıdığını öğrenir ve bir daha kafanı vurmamaya çalışırsın duvara... Bütün bu deneyimlerin çok uzun yıllardan süzülen ortak birikimi, "insan aklı"nı oluşturur.
     Ve 50 yıl önceki gazeteleri açın:
     "Dün yine yağmura teslim olduk"
     "Dünkü sağanak İstanbul’u yine felç etti"
     * * *
     Bir gün gerçekleşeceği kesin olan bir İstanbul depreminde, binlerce yapının yıkılacağını, 10 binlerce insanın öleceğini şimdiden bilmiyor muyuz?
     Ya kendimizi güvenceye alacak olanaklarımız yok:
     - Ne yapalım kader. Ne olacaksa olacak, deyip; boş veriyoruz.
     Ya yakınıp duruyoruz:
     - Ne kamu kuruluşları, ne sorumlular, depreme karşı hiçbir önlem almıyorlar, diye...
     Besbelli ki, bir İstanbul depreminde; yağmurlarda olduğundan çok daha perişan olacağız. Her ne kadar ilkokullarda her sabah, "Türk’üm, doğruyum, çalışkanım..." diye 80 yıllık bir koroyu sürdürsek de...
     * * *
     Lafı da, yazıyı da uzatmaya hiç gerek yok. Oldum bittim Türkler, - vazgeçtik olağanüstü afetleri - doğal meteorolojik olaylara karşı dahi, kendilerini perişan olmaktan koruyamıyorlar.
     Şu partiye de oy verseler koruyamıyorlar; bu partiye de oy verseler koruyamıyorlar. Şu parti iktidara gelse de koruyamıyorlar, bu parti iktidara gelse de koruyamıyorlar...
     * * *
     Diyelim ki, ikide birde perişanlığa uğramanın nedenleri, yoksulluk. Yoksulluk nedeniyle de, İstanbul’daki Hazine arazilerinin yağmasından pay kapmak isteyenlerin yoğun göçleri sonucu; 4 bin yıllık bir metropolün yapısal dengesi, tümden bozulmuş v.s...
     Bütün bu analiz ve açıklamalar; bir İstanbul depreminde, tüm Türkiye’nin üstesinden gelemeyeceği kadar korkunç bir enkaz ve ölüm felaketinin önlenmesini sağlayabilecek mi?
     Yaşayanlar bir gün görecekler İstanbul kentinin başına nelerin geleceğini...
     * * *
     Bütün bu tür sorunlar; az konuşulup, az yazılmadı.
     Artık tek çözüm, globalleşme süreciyle bütünleşmek olarak görünüyor. Yılda Türkiye’ye de, 20 milyar dolarlık bir global sermaye akmaya başlarsa; bir ölçüde savunma harcamaları nedeniyle de, geliştirilememiş olan yatırımlar; yaygınlaştırılmaya başlarsa...
     Ve Türkiye, globalleşme sürecinin boyutları içinde, evrensel bir teknolojinin mancınıklarıyla yeniden yapılandırılmaya başlarsa...
     Belki o zaman, her yağmur yağdığında İstanbul da felç olmaktan kurtulur; kopup derelere düşen nakil hatları nedeniyle, elektriğe kapılarak ölen çocuklar da...
     * * *
     Şu sırada bendenizin derdi ise, ne Ankara’daki siyasetçiler sambası; ne kendilerini övüp duran lider demeçleri; ne yağmurlar; ne deprem umacısı...
     Bizim 14 yıllık araba, yağ eksiltmeye başladı. Hem kazık yemeden, hem de sağlıklı bir sonuç almak için başvurabileceğim tek eski dost, Atatürk Oto Sanayi Sitesi’ndeki ünlü rallici ve yelkenci Şükrü Okçu... Kendisi denizlerde teknede olduğu halde, gereken her şeyin yapılacağını söyledi.
     * * *
     Şayet İstanbul’da, yağmurlarla sellerden ve de depremden zarar görmeyecek bir ev sahibi olmak isteyenlerin de; başvurabilecekleri gerçek uzman kurulları bulunsaydı; "insan aklı" da, kendi tanımına uygun çalışmaya başlar ve "dün yine yağmura teslim olduk" başlıkları çoktan kaybolmuş bulunurdu.
     Ha evet, sizce hangi parti kazanacak seçimleri?
     
     c.altan@prizma.net.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Baykal’ın vebali

Çetin ALTAN
Ya bir de deprem olsaydı?

Melih AŞIK
Aslı Petrum...

Fikret BİLA
Ecevit - Derviş görüşmesi

Yılmaz ÇETİNER
Haydi Deniz... Dayan Deniz ayrılsak da beraberiz!..

Can DÜNDAR
Genç oylar "yeni"lere!..

Hurşit GÜNEŞ
Siyaset, alkol ve öğrenciler

Sami KOHEN
ABD Irak’ı vurmasa da...

Mehmet Y. YILMAZ
Buna "adil yargı" demek mümkün mü?

Hasan PULUR
Trampetler çalmasa, insan gürültüye gitmese...

Derya SAZAK
HADEP’in seçim şansı

Meral TAMER
Benim oyuma sol seçmenin tepkisi

Güngör URAS
Bu borç ödenemez

Serpil YILMAZ
Derviş’in solu ne yana düşüyor?

M. Ali BİRAND
AB seçimlere kaygıyla bakıyor

© 2002 Milliyet