
|

Genç oylar "yeni"lere!..
Bu seçimde ilk kez sandığa gidecek 3 milyonu aşkın genç var.
Toplam seçmenin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyorlar.
Yaşları 18...
Çoğumuz için "daha dün" sayılan "12 Eylül öncesi" onlar için "doğum öncesi"...
Özal öldüğünde henüz ilkokuldaydılar.
Demirel’i, Ecevit’i, Erbakan’ı önce dedelerinden, sonra ana babalarından dinlemişlerdi. Kendi çocuklukları da onlarla geçti.
Şimdi oy verirken bu "ata mirası"nı sürdürmek istemiyorlar.
Onlar için sandığın malum tarihini ve ülkenin makus talihini değiştirecek sihirli bir sözcük var artık:
"Yeni!.."
***
"Eski"den bıkkınlığın yoğunluğu nispetince artıyor "yeni"ye özlem... Bu sıfata sahip her ürünün gözle görünür bir cazibesi var:
"Yeni" namlı partiler, "yeni" yüzlü liderler, amblemler, söylemler genç nüfusta süratle müşteri buluyor. Siyasi arenada öne çıkan 3 "yeni" isim var:
Tayyip Erdoğan, Kemal Derviş, ismail Cem...
Gençlerle sohbette bu 3 isim hemen gündeme geliyor.
"Yeni olmak ille de iyi olmak anlamı taşır mı? Yeterli midir"i düşünmüyorlar pek...
"Eski", onlar için kısır tartışmalar, beylik konuşmalar, koltuğa yapışmalar anlamı taşıyor.
"Yeni"den, sadece aşina olunmayan bir yüz değil, eski hastalıklardan kurtulmuş bir politik ortam da bekliyorlar.
***
Ancak unutulmamalı ki, "eski"ler henüz sahaya çıkmadı.
"Yeniler"in önce kendi hata kontenjanını tüketmesini bekliyorlar.
Bir süre sonra Erbakan devreye girince Erdoğan’ı, Ecevit sahneye çıkınca Cem’i veya anlaşamazlarsa Baykal, Derviş’i bir miktar aşağı çekebilir.
Son seçimin sonucunu "Öcalan faktörü" belirlemiş, Apo ve Kürt sorunu konusunda dahli ve tavrı olan partiler (DSP - MHP - HADEP) oy toplamıştı.
Görünen o ki, bu seçimin sonucunu "AB ve ekonomi" belirleyecek. Dolayısıyla ekonomi politikasının mimarlarına (Derviş) yönelecek umut oylarıyla, bu politikanın mağdurlarının temsilcilerine (Erdoğan ve kısmen Çiller) akacak tepki oyları sandığa damgasını vuracak.
Bu bağlamda kendini "AB karşıtlarının tek temsilcisi" olarak sunan MHP’nin de şansı var. Ama - ilginçtir - AB kampanyasının öncülüğünü yapan ANAP’ın adı bile ortada yok.
O potansiyel de Derviş’e akıyor.
***
Seçimde bu tablodan bir "yenilik" çıkar mı?
Zor!
Anlaşılması gereken şu ki, topyekün bir yenilenme için eski liderlerin değişmesi yetmiyor; halihazırdaki siyaset yapma biçiminin ve siyasetin yapıldığı zeminin değişmesi gerekiyor.
Ne var ki, sistemi temizleyecek suyun musluğu, mevcut siyasetçilerin elinde; musluğu açarlarsa suda ilk boğulacak olan da onlar... Dolayısıyla değişime ayak diriyorlar.
Mevcut zemin, üzerinde yürüyen herkesi yutan bir bataklığı andırdığından "yeni" gelen de kısa sürede "eskiyor".
Daha da kötüsü, yürürlükteki rant düzeninden (kaçak konut yapımından faiz sistemine kadar) toplum da payını aldığı için halkın yenilenme talebi de lafta kalıyor.
Özet:
Bize yeni lider yetmez, kendimizden başlayarak topyekün bir yenilenmeye ihtiyacımız var.
candundar@superonline.com
SAYFA BAŞI

|
|

|