25 Ağustos 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Kadını yazmaktan feminist harekete

Anne Charlotte, Leffler Edgren, Hasegawa Shigure, Djuna Barnes, Timberlake Wertenbaker ve Wendy Wasserstein’dan oyunlar, "Feminist Tiyatro Metinleri" adıyla derlendi.

     AYBALA ALAÇAM

     Tiyatro tarihine mal olmuş yazılı metinleri düşünürsek, bu lezzetli pastada tat olabilmiş kadın yazar sayısının ne kadar az olduğunu anlarız. 20. yy. ilerledikçe bu sayının arttığını, kadınlar tarafından üretilen anlamların şiddetlendiğini görüyoruz. ‘60’lardan itibaren daha sistematik bir zemine oturan kadın hareketiyle birlikte, kadın zihninden ve kaleminden tiyatro da ön plana çıkıyor. Toplumun beyaz zencisi kadınların, geçmişte ve günümüzde göğüslemek durumunda kaldığı adaletsizlikler, bastırılma, sindirilme ve asimilasyon politikaları, cinsellik ve eşcinsellik gibi sorunlar, alternatif bakış açılarıyla bizzat kadınlar tarafından aktarılıyor. Ataerkil gelenek ‘tabii ki içerden’ bir bakış açısıyla yorumlanıyor. Ortaya genelde avangard metinler ve işler çıkıyor. ‘60’larla birlikte gelişen yeni sol anlayışlar ve yaygınlaşan kadın özgürlük hareketleri, Fluxus’da ve performans sanatı tarihinde son derece etkili oluyor.
     Bu dönemde kadınlar öncelikle bedenlerini özgürleştirmek amacıyla performans sanatını bir tür eylem gibi kullandılar. Otobiyografik öğelerle bezedikleri gösteriler, bir tören gibi yorumlanarak politik bir tavırla sergilendi. Fluxus, Apolloncu sanatla dalgasını geçen, yaratım sürecindeki rastlantısallıklara abanan bir tavırdı. Ticari bir değer olarak sanatı reddediyor, eseri, yaratan sanatçıdan bağımsız bir ürün olarak görmüyordu. Carolee Schneemann, Kate Millett ve Yoko Ono gibi feministler, yarattıkları metinler ve bedenleriyle fluxus akımının içinde yer aldılar. Özellikle Amerika’daki hareketler belli bir öncülük misyonunu yüklendi.
     ‘70’lerden itibaren kadınlar tarafından yazılan ve yorumlanan teatral işler artık festivallerle bir araya gelmeye başladı. Güzin Yamaner’in seçkisinde yer alan beş kadın yazar dışında da pek çok isim dolanmaya başladı sanatsal arenada. Geçen sezon izlediğimiz, Michael Haneke’nin yönettiği "Piyanist"in senaristi Elfriede Jelinek ve bol bol Türkçe’ye çevrilen Franca Rame, yazdıkları, geniş kitlelere ulaşan kadın oyun yazarları arasında başı çekenlerden. Feminist tiyatro metinlerinin ‘60’lardan sonra yoğunlaşan yapısı ilk başlarda ‘zorunluluklardan ötürü’ oldukça didaktik sayılabilecek bir formu benimsemişti. Zira öncelikle bir feminist bilinç uyandırmak gerekliydi. Bunun için de gerek yazım gerekse sunum aşamalarında ajitprop ve gerilla bir tarz hakimdi. ‘80’li yıllarla birlikte feminist ortam liberalleşti. Mesela, Güzin Yamaner’in seçkiye aldığı Wendy Wasserstein imzalı "Heidi Günceleri", kimi radikal feminist çevreler tarafından eleştirilen bu liberal dönemden bir oyun metni. ‘90’larda feminist tiyatro artık kuramdan pratiğe kurgu metinsel olarak dönüşmüş olan yapıbozum ve tabii ki postmodernizm etkisine girdi. Ancak geçirdiği tüm evreler göz önüne alınacak olursa feminist tiyatro geleneğinin modernist bir seçicilik, hatta daha cüretkâr bir tespitle seçkincilik vizöründen kadına baktığını söylemek mümkün olabilir. Bu da tabii ağırlıklı olarak kent üzerinden hareket edilmesine, varoş ve kırsallardaki kadının derinliklerine fazla uzanılamamasından kaynaklanıyor. Yani feminist hareketin önünde hâlâ katedilecek mesafeler mevcut!
     Seçki, Ibsen ve Strindberg ile paralel dönemlerde yazan Leffler Edgren’in "Sadık Kadınlar"ı (1883) ile başlıyor. Edgren de aynı bu iki yazar gibi kadının hayatındaki hak eşitsizliğinden doğan yarılmayı konu ediniyor kendine. Güzin Yamaner’in Edgren’den sonraki durağı, kültüründe kadını hizmetkârlaştıran ve tüm haklardan soyutlayan Japonya’dan. Hasegawa Shiguri’nin oyunu "Titreşen Gölgeler" (1911), aynı zamanda Batı tiyatro geleneğine alternatif olarak görülen bir kaynaktan geliyor. Djuna Barnes’ın "Kumru"sunda (1923) ise radikal tavır, cinsel - psikolojik bir zeminde, taciz kaynaklı olumsuz bir cinselliği, tehdit ve şiddet yüküyle çıkarıyor karşımıza. İngiliz yazar Timberlake Wertenbaker’ın "Mary Traverse’ün Zarafeti" (1985) adlı oyunu, seçkiyi 80’lere taşıyor. 1780’lerde geçen oyun, dönemde yaşanan Gordon Ayaklanmaları sırasında sokaklarda yaşanan şiddete odaklanıyor ve bu dönemi arzu nesnesi kadınların bakış açısından aktarıyor. Amerikalı yazar Wendy Wasserstein ise Pulitzer Ödüllü oyunu "Heidi Günceleri" (1988) ile bu feminist seçkide yer alıyor. Wasserstein’ın kahramanı sanat tarihçisi Heidi, ‘68 hareketinden geçerek 80’lere gelen, hayatı ciddiye alan bir kadın karakter. Kitap, elbette geniş bir zaman ve alana yayılan bir kaynaktan yapılan sınırlı bir seçki. Ancak tamamen ‘Fransız’ olduğumuz Feminist Tiyatro ve dünyadaki halleri hususunda rüya gibi bir başlangıç.
     
     Feminist Tiyatro Metinleri
     Derleyen: Güzin Yamaner
     Dost Kitabevi Yayınları
     373 s.
     Fiyatı: 11.500.000 TL.
     









 KÜLTÜR & SANAT


İkinci kuşağın kurtuluşu
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Sizi bir yerden tanıyor muyum?
"Lafı uzatmayı sevmiyorum"
Bir roman yazarının açıklamaları
Bırak, sanat dışarı çıksın!
Vahşetin çağrısı
Yüzyıllar öncesinden günümüze
Ailemizin oyuncusu
İyimser ve huzurlu rock
Tüm sorunlara ‘Barikat’
Nükleer savaş paranoyası
Homer Simpson’a benzemeyelim de!
"Hamzaname" New York’ta
Ve ruh zamana düştü!
Bayan Nes’in anıları
Sanal bir çizgisel âlem
Resimsel bir anlatım
Tyana günışığına çıkıyor
Kadını yazmaktan feminist harekete
Altınoluk’ta festival zamanı
Hisar’da müzik ziyafeti
‘90’lı yılların Bergen’i
Ağırbaşlı eğlence
Caz usulü gevşeyin
Tuttuğu altın olan yazar
Evlere şenlik aile
Minik fare âşık olunca
Deniz kenarı
İki kıyıdan esintiler
Hayat atölyesi
"Sarıkız"ı görmeden geçmeyin...
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet