28 Ağustos 2002 Çarşamba


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Seçmenin nabzı, siyasetin gündemi

     Şu bizim parti "liderlerinin" Milliyet TIR’ından yazılanları ve öteki gazetelerdeki "nabız tutma" yazılarını okuyup okumadıklarını merak ediyoruz. Aslında okuduklarını sanmıyoruz. Çünkü lider okumaz; vakti yoktur. Lider sinemaya, tiyatroya, konsere gitmez, sergileri de gezmez. Seçim zamanı çarşı pazar dolaşır, çocukları kucaklayarak "medyaya" poz verir.
     Liderlerin gazetelerdeki nabız yazılarını doğrudan okumalarını haydi bir yana bırakın, parti görevlilerinin bu tür yazıların bir özetini genel başkanlarının önüne koyup koymadıklarından bile kuşkuluyuz. Çünkü, bakıyoruz da halk ayrı bir havada söylüyor, liderler bambaşka bir makamda çalıyor. Okusalar halkın söylediklerine yanıt verirler. Hoş, hangi yüzle neyi söyleyecekler, o da ayrı mesele.
     Güya biz de karınca kadarınca nabız tuttuk ya! (Bu laf da İsmail Cem’in "Galiba demokratik soluz" demesine benzedi!) Milliyet TIR’ıyla gittiğimiz beş ilde (Kilis, Hatay, Osmaniye, Adana, Mersin) konuşmalarımızda ortak bir nokta dikkatimizi çekti.
     Bir ilde bakıyorsunuz, gelenlerin çoğunluğu CHP diyor da başka bir şey demiyor; birinci parti yalnız o ilde değil, bütün Türkiye’de CHP. Bir başka ilde MHP kuşatması altında olduğumuzu hemen anlıyoruz; çünkü, Türkiye’yi MHP kurtaracak. Öteki ile geçiyorsunuz, varsa yoksa AKP; çünkü, bütün millet bir de onu denemeye kararlı.
     Beş ilde de bu üç partinin ya tek başlarına ya koalisyon halinde iktidara geldiğini değil, bizim karşımıza geldiğini gördük. Tabii "medya"nın görevi de dolduruşa gelmemek, tarafsız olmak ya! Bu nedenle bizler de uyanık davranıyor, söylenenleri filtreden geçiriyoruz. Zaten hemen her konuşanın daha sözünün başında hangi partiden olduğu anlaşılıyor. Sorduğunuzda ortaya çıkıyor ki, CHP’ye şans tanıyanlar partinin o ildeki ya yöneticisi ya da üyesi. AKP için de, MHP için de durum aynı. Yani partililer, saklayabildikleri kadar kimliklerini saklayarak partilerine kamuoyu oluşturmak için koşup gelmişler.
     Bu durumu, kınamak için belirtmiyoruz; belki tam tersine, partilerinin lehine gösterdikleri gayret takdire değerdir ve o partinin dinamizmine işaret sayılabilir. Asıl dikkatinize sunmak istediğimiz nokta, bu üç partinin dışındaki partililerin ortalıkta pek görünmeyişleriydi.
     Biz gözlemlerimizi aktardık, yorumunu siz yapın. Bu durum, il yöneticileri koşuşturan, harıl harıl "örgüt çalışması" yapan yukarıda adı geçen üç partinin barajı aşacağının göstergelerinden biri sayılabilir mi? Öteki iki parti için de yine siz karar verin.
     
     Bir şiir
     Haftanın dizeleri sanal şair Bulut’tan:
     "Nasıl ayırırım seni senden / Söyle bir şeyler bana benden / Olsak da olmasak da düşle beni / Sev beni ısıt beni / Sevgi yetmez sevda ile sar beni / Bir gün sanki / Gelecekmiş gibi / Özle beni"
     
     ngureli@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Kemalizmden liberal sola

Çetin ALTAN
Bir çift beyaz ördek

Melih AŞIK
Kadın yüreği

Fikret BİLA
Ayıp...

Hasan CEMAL
Derviş’li CHP, Baykal ve okur tepkisi!

Abbas GÜÇLÜ
Hocaların maaşı (67)

Hurşit GÜNEŞ
Banka hortumlama bitti mi?

Nail GÜRELİ
Seçmenin nabzı, siyasetin gündemi

Sami KOHEN
Batı’da da parti kapatılır, ama...

Mehmet Y. YILMAZ
Başarılı oldum, özür dilemiyorum!

Meliha OKUR
İş dünyası ‘gölge kabine’ bekliyor

Hasan PULUR
Gençler ve Ankara’dakiler...

Meral TAMER
Hayali ihracatın profesörü

Ece TEMELKURAN
Bi’ dak’ka! Bi ‘dak’ka!

Güngör URAS
Bağımsız 10 özerk imparatorluk

M. Ali BİRAND
AB, Türkiye’yi konuşuyor

© 2002 Milliyet