31 Ağustos 2002 Cumartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Daha şeffaf, daha etkin bir Türk Silahlı Kuvvetleri...

     Bir ülkenin en önemli güvencesi ordusudur.
     Eğer ordunuz iyi eğitilmiş, ateş gücü yüksek ve kendi işini iyi yapıyorsa "güçlü" demektir. O zaman caydırıcılığı da büyük oranda artar. Başkaları size yan gözle bakamazlar. Toplumunuz içeride ve dışarıda rahat edeceği gibi bölgenizdeki etkinliğiniz de artar. Ordular, hem dış dünyaya yansıttıkları güç hem de içeride kendi toplumu ile ilişkileri açısınden değerlendirilir.
     TSK her iki yönden de önemli bir değişim ve değişen koşullara ayak uydurabilme sürecine girmiştir.
     
Ancak, değişim hızı artık arttırılmalıdır...
     TSK'nın yabancı uzmanlar (özellikle NATO) gözündeki değeri yüksektir. Disiplininden, kahramanlığından, eğitiminden söz edilir.
     Ancak bizlerin yüzüne değil, kapalı kapılar ardında kendi aralarında konuştuklarında veya gizli raporlarında TSK "Asker sayısı çok fazla, ateş gücü yetersiz ve yeni teknolojilere pek uyum sağlayamayan bir ordu" diye anılır.
     Bu değerlindirmeler ne yazık ki önemli ölçüde doğrudur.
     Bütçesinden eğitime, sağlığa ve ülkeyi kalkındıracak yatırımlara yeterli kaynak ayıramayan Türkiye, silahlı kuvvetlerine önemli sayılacak bir pay ayırmasına rağmen, TSK'nın uzun yıllardır sürdürülen modernizasyonu bir türlü tamamlanamamakta, geciktikçe yeni teknolojiler arayı açmaktadır.
     Artık bu gidişi değiştirmek gerekmektedir. TSK'nın bölgede daha etkin bir hale gelmesi kaçınılmazdır. Bunun tek yolu da, reform niteliği taşıyan birtakım girişimleri cesur bir şekilde uygulamaya sokmak ve bugünkü hantal yapının terkedilmesinden geçmektedir.
     Silah sistemlerimiz eskimektedir. Önemli açıklarımız bulunmaktadır. Yeni silah sistemlerini kullanması gereken askerlerimiz ileri teknolojilerden uzaktır. Bütün bunları değiştirip yeni bir yapılanmayla, yani daha küçük, ancak ateş gücü yüksek son teknolojileri kullanabilen profesyonel bir ordu kurmak zorundayız.
     Bölge koşulları bu gerçeğe bize zorlamaktadır. En büyük derdimizin parasızlık olduğu açıktır. Mutlaka yeni bir yaklaşımla TSK'nın değişim hızı yükseltilmelidir. Yüklü olmasına rağmen harcanacak para uzun vadeli bir yatırım gibi görülmelidir.
     
Toplumla ilişkilere gelirsek...
     Yine hızla değişmesi gereken bir diğer alan da TSK'nın toplumla olan ilişkileridir. Son birkaç yıldır, özellikle 95-98 döneminden sonra gözle görülen bir düzelme olduysa da, yine de gerektiği kadar hızlı adım atılamamıştır. Yeni Genelkurmay Başkanı Org. Özkök'ün TSK'nın toplum ve özellikle de siyaset dünyasıyla ilişkilere damgasını vurmasını ve TSK'nın eski geleneklerine geri dönmesini beklemek yerinde olur.
     
TSK neyi nereye harcadığını paylaşmalı...
     Diğer önemli bir değişim şeffaflaşma konusunda bekleniyor.
     Türk toplumu uzun yıllardır TSK'nın neyi nereye ve neden harcadığını bilememekte.
     Hala "Askere selam, bütçeye devam" yaklaşımı sürmektedir. TSK hesaplarını saklamamaktadır, ancak harcamaların dökümü toplum tarafından izlenememekte. Buna TBMM Savunma Komisyonu üyeleri de dahildir.
     Neden?
     Bir şey saklanmak istenmiyorsa neden şeffaflaşılmamaktadır.
     Türk toplumunun en büyük krizinden geçmektedir.
     Herkes kemerlerini sıkmış, işsizlik diz boyu, insanlar patlama noktasındadırlar.
     İşte böyle bir ortamda, eğitim sefil bir durumdayken, sağlık hizmetleri dökülürken TSK'nın harcamaları ne kadar haklı olursa olsun, ister istemez daha farklı bir gözle izlenmeye başlamıştır.
     Güçlü bir ordu tutmak için çok para harcamak gerektiği ortadadır. TSK'nın etkinliğinin arttırılması amacıyla daha da büyük yatırımlar yapılmalıdır.
     Ancak bir de önemli bir krizden geçen toplumu ikna zorunluluğu vardır.
     Topluma yapılan harcama şeffaf biçimde anlatılır ve denetim mekanizmaları işletilirse, bundan sadece TSK karlı çıkar. İnsanlar gönül rahatlığı ile harcamaları onaylarlar. Önemli olan neyin, neden ve nasıl yapıldığının gösterilmesidir.
     Böyle bir şeffaflık, TSK'nın toplum gözündeki saydamlığını, inandırıcılığını ve güven hissini daha da arttıracaktır.
     Tanıdığım kadarıyla Org. Özkök demokratik kişiliğiyle şimdiye kadar hiçbir Genelkurmay Başkanı'nın gerçekleştiremediği bu reformu uygulayabilecek, 2000'li yılların bir komutanıdır.
     
Bizim sol adam olmaz...
     Bizler Huysuz Virjiniz. En demokratik ortam da olsa, liderlik sultasından kurtulsak dahi, yine kavga ederiz.
     Derviş'in ittifak çalışmaları bütün sosyal demokratları rahatsız etti. Bizim ülkemizin solu hasta. Öylesine hasta ki, sürekli kavga etmek, bölünmek ve hep muhalif kalmaktan kendini kurtaramıyor.
     Haftalardır hepinizi dinliyoruz. Emin olun artık bıkkınlık verdiniz. Yetti, sıkıldık ve solun kendi kendini ölüme mahkum ettiğini görüyoruz.
     Ne yazık değil mi?
     "Sol" tutarlı olmaktır.
     "Sol" gerçekçi olmak demektir.
     Oysa Türk solu garip bir bencillik içinde. Sanki herbiri birer parti lideri olmak istiyor.
     Pes doğrusu...
     
Vergi denetmenlerine haksızlık ediliyor...
     Maliye Bakanlığı'nın en önemli işlevini kimler yerine getirir bilir misiniz? İncelemelerin yüzde 90'ını kim gerçekleştirir? Maliye'nin 1800 kişilik denetim ordusu içinde, 600 kişilik en büyük bölümü kim oluşturur?
     Vergi denetmenleri...
     Ancak, 2'nci sınıf vatandaş muamelesi görürler.
     Taşrada Deterdarlık ve Gelirler Bölge Müdürlüklerinin emrinde çalışırlar. Sürekli baskı altında tutulurlar.
     Bir de merkez denetim elemanları vardır. Onlar, büyük insanlardır. Fiyakalarından geçilmez. Dedikleri kanun gibi kabul edilir.
     Ancak asıl işi vergi denetmenleri yapar.
     İki misli daha az para alırlar. Lojmandan yararlanamazlar. İlerlemeleri imkansızdır. Üst katlardaki yönetici kadrolar onlara kapalıdır. Hor görülürler. Buna karşılık Maliye'nin gerçek yükünü taşırlar. Hata ettikleri an da, en kolay onlar cezalandırılırlar. Zira fazla sesleri çıkmaz.
     "Yerel defterdarlıklar yerine bizi bölge müdürlüklerine bağlasanız daha etkili oluruz" deseler de, kimseye dinletemezler. Yerel defterdarlıkların denetimi teşvik etmediklerini anlatamazlar.
     Deve hikayesi gibi... "Nerem düzgün ki?.." demiş. Maliye'de reform ihtiyacı büyük, ancak kimse oralı olmuyor.
     Keşke Kopenhag Kriterleri arasında "Maliye'de reform" da olsaydı...
     Sonra da, denetimlerden şikayet ediyoruz(!)
     
     Nursun'dan çok hoş anılar
     Kanal D'nin en yorulmaz muhabirlerinden Nursun Erel çok hoş bir kitap yayınladı. Hem de CD'siyle birlikte. Yaptığı ilginç ropörtajları toplamış, anlamlı olanları (Benazir Butto, Bağdat Yolları, Ermenistan, Washington-New York) bir araya getirmiş.
     Soruları düzgün, kendi içinde tutarlı bir anlatımı var.
     Nursun ile sık sık birlikte çalıştığım için, söyleşilerini daha bir başka gözle okudum ve çok hoşlandım.
     
     mbirand@attglobal.net
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Değişmek...

Çetin ALTAN
"Havaya girme" rüzgârlanmaları...

Melih AŞIK
Falcı dostlar...

Fikret BİLA
Askerin saptamaları

Hasan CEMAL
Gazete araç mı, amaç mı, nedir?

Güneri CIVAOĞLU
Yanlış doğru

Can DÜNDAR
Valla bilmiyorum!

Abbas GÜÇLÜ
Bakan’ın vaatleri gerçekleşecek mi?

Sami KOHEN
Vurmak, ya da vurmamak...

Mehmet Y. YILMAZ
Birinin hayatından geçip gitmek o kadar kolay mı?

Hasan PULUR
Amerika’dan tepki var...

Derya SAZAK
Bayar’ın seçimi

Meral TAMER
Marka vaadi siyasetçiye oy getirir mi?

Tamer HEPER
İş güvencesi geliyor

M. Ali BİRAND
Daha şeffaf, daha etkin bir Türk Silahlı Kuvvetleri...

© 2002 Milliyet