01 Eylül 2002 Pazar


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Johannesburg’da "sürdürülebilir tıkınma zirvesi":
Dünyanın öldüren sessizliği

Dünya Bankası ekonomik büyüme ile refah arasındaki ilişkiyi sorgulayan bir rapor yayımladı. The Economist yorumu patlattı: "Dünya Bankası Marksist mi oldu?" Çünkü artık eşitsizlikten bahsetmek çok ayıp bir şeydi!

     Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde Birleşmiş Milletler’in Dünya 4. Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi "ağızlara layık" bir biçimde düzenlendi. Milyonlarca çocuğun açlıktan öldüğü memlekette kurulan şahane zirve sofrasında 182 ülkeden 60 bin delege açlığı ve yoksulluğu, muhtemelen yoksulları daha yoksullaştırıp açlıktan gebertmek suretiyle yok etmek için (!) buluştular. Tabii insan konuştukça acıkıyor. Bu sebepten, zirvenin mutfağında 5 bin istiridye, yarım ton ıstakoz, kovalar dolusu havyar, 2 tondan fazla fileto, tavuk göğsü, 250 kilo somon balığı ve yarım tondan fazla domuz eti ve sosis bulunduruldu. Milliyet Dış Haberler Servisi’nin haberine göre, toplantının yapıldığı Michelangelo Oteli’nin şefi Desmond Morgan şöyle bir açıklama yaptı:
     "Liderler son dakikaya kadar ne yiyip içeceklerine karar veremediklerinden, isteyebilecekleri her şeyi depolarımızda bulundurmaya özen gösteriyoruz."
     Otelin çöplüklerini görür gibi oluyor insan: Gettolardan yürüyerek gelen yalın ayak çocuklar bayatlamış balıklar ve tiftik edilmiş etler arasında dolaşıp buldukları şeyleri naylon poşetlerine dolduruyorlar ve zirvede çok mühim şeyler konuşan adamların toplantı salonları çöplük tarafına bakmadığı için konuşmalar sakin sakin devam ediyor! Muhtemelen böyledir yani. Ve muhtemelen en kötü sonucu bu olmayacak meşhur zirvenin.
     
Eşitsizlik artık "demode"
     Artık pek kaba bulunuyor açlıktan, eşitsizlikten bahsetmek. Kapitalizmin "insan doğasının karşılığını en iyi bulduğu sistem" ilan edilmesinden ve karşı söz söylemenin "gerçeği görmeyi engelleyen bir tür çocuksuluk" olarak zararsızlaştırılmasından sonra, "Bu adamlar burada limuzinlerle tıkınacakları toplantı salonları arasında gidip gelirken bir kilometre ötede çocuklar açlıktan ölüyor" demek her nasılsa "hastalıklı" bulunuyor!
     Şöyle ki...
     Dünya Bankası bu zirveden önce bir rapor yayımladı. Rapor ekonomik büyüme ile ekonomik refah arasındaki ilişkiyi sorguluyordu. Özetle, ekonomik büyümenin ekonomik refah getirmediğini, büyümenin çoğu kez zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olması anlamına geldiğini yer yer sezdiriyor, yer yer söylüyordu. Bu yüzden The Economist dergisi bu raporu şu başlıkla verdi:
     "Dünya Bankası, Marksist mi oldu?"
     Hani "Ateşli bir hastalık geçirip kafayı mı yedi?" gibisinden. Yani kapitalizmin evlerinden biri olan Dünya Bankası bile "Marksist" ilan edilme tehlikesiyle karşılaşabiliyor laf gerçeklerden açılınca...
     
Zirvede şenlik var!
     Peki iyi niyetlerle yapılan bir zirve midir bu? "Demode" ilan edilmekten ürkmeyen, aklı başında adamların yazıp çizdiklerine bakılırsa, hükümetler ve çokuluslu şirketlerin buluşması, el ele verip yeryüzünü ve insanlığı daha beter hale getirmek için projeler ürettiği bir buluşma olarak geçecek zirve. Hatta öyle ki, The Guardian’ın yazdıklarına bakılırsa Tony Blair zirveye çevre bakanı yerine, çevre suçlarında bir numara olan çokuluslu bir şirketin sahibiyle gitmek istemiş de kamuoyu ayağa kalkınca mecburen çevre bakanını da yanına almış. Yani hükümetlerin serbest ticaret yolları üzerindeki insani ve doğal engelleri yerle bir etme zirvesi olacak bu da. Herkes yine -her ne demekse- kalkınma ile ilgilenecek, "sürdürülebilir" olması ile değil... Peki Türkiye’den kimler gidiyor? Çoğu İngilizce bile bilmeyen, olaylarla pek ilgisi olmayan bir grup bürokrat ve eşleri...
     Böyle yani...
     
     ecetem@hotmail.com
     




 SAYFA BAŞI 





Çetin ALTAN
Vardikara geliyor, tasasından ölüyor...

Melih AŞIK
Rus mizahı

Fikret BİLA
Erdoğan’ın adaylığı

Hasan CEMAL
Türkiye’nin 3 Kasım seçiminde yırtması için...

Güneri CIVAOĞLU
Ufukta bulutlar!

Can DÜNDAR
Paşa, Efes’te olsaydı...

Abbas GÜÇLÜ
Üniversiteler özgür mü?

Hasan PULUR
Nereden, nereye baktığınıza bağlı...

Derya SAZAK
Kadın koalisyonu girişimi

Meral TAMER
Ömer Uluç Türkbükü’nde müze kuruyor

Ece TEMELKURAN
Dünyanın öldüren sessizliği

Osman ULAGAY
Devlet borcunda gerçekler ve tevatür

Güngör URAS
Balık mevsimi başladı

Serpil YILMAZ
‘Sanayici Ar-Ge’ye küskün’

© 2002 Milliyet