02 Eylül 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 


BELGELER

AB- KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİ
KOPENHAG KRİTERLERİ



SOHBET ODASI

Derviş’in programını kabul ettik diyemeyiz
"Derviş geldi diye CHP onun ekonomik programını kabul etmiş olmayacak" diyen Günay, şöyle devam etti: "Kendisi parti programını benimsediği için CHP’li olacak..."

     DERYA SAZAK

Siz 68’lerin öğrenci hareketlerini yaşadınız, 1977’de en genç milletvekili olarak CHP’den Meclis’e girdiniz. 1970’lerde Ecevit’i ve Halk Partisi’ni iktidara taşıyan güç neydi? Bugün solda aynı rüzgar niye esmiyor?
     CHP, 1950’den sonra çoğulculuk anlayışı içerisinde ilk büyük başarısını 1973 seçimlerinde elde etti. 1977’de yüzde 42 oyla tek başına iktidar olmanın eşiğine geldi, hükümet kurdu. O döneme bakarsak Türkiye 12 Mart muhtırasıyla karşılaşmıştı, Ecevit’li CHP hem demokrasiyi hem de sosyal adalet anlayışını öne çıkararak gelişti. CHP tabanını yeniledi, devletçi, seçkinci gelenekten altı okun içindeki halkçılık ilkesini hayata geçirdi. Atatürk devrimlerini yeniden yorumladı. CHP’yi bürokrasinin temsilcisi olmaktan gerçek bir halk partisi olmaya doğru taşıdı. ‘Ne ezilen ne ezen insanca hakça düzen’ sloganı hepimizin hafızasında. ‘Bu düzen değişmelidir’ iddiası seçim bildirgesinin konusu oldu. Toplumsal değişim talebinin sözcüsü oldu CHP.
     CHP içindeki bürokrat, eşraf ağırlığı Feyzioğlu’nun Güven Partisi üzerinden Adalet Partisi’ne sağa doğru kayarken, eski Demokrat Parti’nin kırsal kesimden kentlerin varoşlarına taşıdığı yeni işçi tabakalarında CHP kendi seçmenini ve oy kitlesini yarattı.
     
     Talihsiz gelişmeler dönemi
1970’lerde siyasetin sağ ve sol diye iki ana eksene oturuyor olması da CHP’nin yükselişinde rol oynamadı mı?
     Elbette işini kolaylaştırdı, ancak CHP’nin Türk toplumunun derinindeki sancıyı doğru okuması onu başarıya taşıdı. Solda tek partiydi.
     
30 yıl sonra siyaset yine iki ana eksene doğru mu hareketleniyor, merkez sağda AKP, solda CHP. Hatta AKP’nin sosyolojik anlamda ‘sol’u daha çok temsil ettiği, o nedenle güçlendiği öne sürülüyor.
     1990’lardan bu yana talihsiz bir gelişme yaşanıyor. 1991 seçimlerine giderken Refah Partisi, IDP ve MHP yüzde 10 barajından korktukları için ittifak yapmışlardı. Üçü birlikte seçimden yüzde 16 oyla ancak çıkmışlardı. Seçimden sonra DYP - SHP koalisyonu kuruldu. Ekonomiyi iyileştirme ve demokratikleşmeyle ortaya çıkmasına rağmen başaramadı. Özal’a tepki, 12 Eylül’le, yolsuzluklarla hesaplaşma sözleriyle gelindi ama hiçbiri gerçekleşmedi. Oysa, sağı ve solu buluşturan böyle bir merkez koalisyon doğru icraat yapabilseydi Türkiye için çok yararlı olurdu. Demirel’in Köşk’e çıkması SHP’nin sessiz kalması gelişmeleri etkiledi. O hükümetten sonra 1995’e geldiğimizde DYP - SHP’nin başarısızlığı Refah’ın önünü açtı.
     
     ‘Bir sınavdan geçiyoruz’
CHP, Derviş’le yeni bir şans yakaladı denilebilir mi?
     Evet, Cumhuriyet Halk Partisi şu anda yükselen bir hareket. Ancak hangi kitlelere dayandığımızı sorgulamamız gerekiyor. Bugün AKP’nin tabanında kentlerin varoşları, toplumun yoksullaşan kesimleri varsa bu bizim kendimizi sorgulamamız için önemli bir gerekçe olmalı. O alanları boşaltmamalıyız. CHP olarak sadece çağdaş yaşamın nimetlerinden yararlanan bir kesimin, savunma duygusuyla oy verdiği bir parti olmamalıyız. 2001 Şubat’ında ekonomide bir deprem yaşandı, milyonlarca kişi işini gücünü kaybetti. Türkiye’nin daha aydınlık, iyi bir geleceğe taşınması için umut gördüğü bir parti haline gelmeliyiz. Ciddi bir sınavdan geçiyoruz.
     
     Hedef geniş kitleler
CHP seçimden sonra ne yapabilir?
     Sayın Derviş’in katıldığı CHP, asıl bize destek vermesi gereken büyük sosyolojik kitleyle bağ kurma konusunda dikkatli bir söylemi dile getirirse, seçim bildirgemiz bunu yansıtırsa, Sayın Baykal’ın ve Derviş’in mesajlarında ağırlık noktası ekonomik çöküşün bedelini ödeyen geniş kitleler olursa umut verici başlangıç yapabiliriz. Bunu yapamaz, sadece ekonominin tepedeki meseleleriyle, finans çevrelerinin sorunlarıyla, makro politikalarla uğraşan bir parti görüntüsü verirsek seçmen kitlesinin olmaması gereken bir yerde, AKP’de yoğunlaşması gibi bir sonuçla karşılaşabiliriz. Şu anda bu tehlike var.
     
     Derviş uyum sağlayacak
Derviş’in uyguladığı program IMF patentli diye CHP Ekonomi Masası’nca eleştirilmişti, bu handikap oluşturur mu?
     Sayın Derviş’in katılımıyla CHP onun ekonomik programını kabul etmiş olmayacak. Sayın Derviş CHP’nin çözümlerini, parti geleneğini ve programını benimsediği için CHP’li olacak.
     
Derviş CHP’ye uyum sağlayacak.
     CHP, Derviş’e katılmış olmayacak. Sayın Derviş CHP’ye katılıyor. Bunu her somut adımda açık ve net görürsek bu sorunları aşarız. Aksi takdirde bir savunma noktasına itiliriz.
     
Ayrılık 3 Kasım’da bitecek
CHP’de son dönemde iki yeni tartışma gözleniyor. Baykal’ın ‘Anadolu solu’ ve Derviş’in ‘yedinci oku’.
     CHP’nin sosyal demokrasi anlayışının Anadolu kökenli olduğunu söylemekte sakınca görmüyorum. Willy Brandt’ın bir sözü var: İnsanlar sosyal demokrasiye farklı kaynaklardan gelebilirler. Biz CHP olarak Kuvayı Milliye’den geliyoruz. Bizim hem Kurtuluş Savaşı hareketini hem de Anadolu kültürünü dışlamamız düşünülemez. Yedinci ok meselesi bana abartılı bir vurgulama olarak geliyor. Devletçiliğe yeni bir katkıda bulunmak isteniyorsa Derviş’ten önce de ekonomiye müdahaleden çok, serbest piyasaya açık sosyal yanı ağır basan bir senteze ulaşmıştık.
     
Ecevit’le noktalayalım. Ecevit sonrası dönemi nasıl görüyorsunuz? Baykal, Cem derken Derviş de sol kulvardan yarışa girdi.
     Merkez sol ve sağdaki dağınıklığın bu seçimde son bulacağına inanıyorum. Kaybeden gidecek. Ama parçalanma DSP ile CHP arasındaydı. Sayın Ecevit bunu inatla sürdürdü. Bülent Bey’e uzun ömürler diliyorum ama açıklamalarından da anlıyoruz ki siyasi ömrünün sonuna geldi. 3 Kasım’dan sonra bu ayrılık ortadan kalkacak. 1999 seçimlerinde DSP’ye giden emanet oyları geri almaya çalışırken AKP’ye soldan oy kaçmasını önlemeliyiz. 1980’lerden sonra siyaset kurumlaşırken CHP’nin içindeki o seçkinci gelenek Ecevit’in saha dışında kalmasına biraz göz yumuldu. SODEP ve SHP süreçlerinde partiyi ileride Ecevit’e teslim etmeyecek bir isim arandı. Erdal İnönü öyle siyasete taşındı. Necdet Uğur 1983’te bize "CHP, Ecevit ve Cumhuriyet Halk Partisi gibi iki ana yapıdan oluşuyor, bunların birbirinden ayrılması halinde çok ağır bedel öderiz" demişti. Hala ödüyoruz. Sayın Ecevit’e sadece solun değil Türkiye siyasetinin bilge kişisi olarak değer vermeliyiz.
     
Sosyal liberal sentez bizim de hedefimiz
Sosyal liberal sentez kavramına ne diyorsunuz?
     Toplumcu demokrasi... Bunu CHP olarak zaten kullanıyoruz. Bireyin özgürlüğünü önemseyen, onu siyasetin merkezine koyan, toplumsal kaygıları olan, paylaşmayı, gelir dağılımı adaletini benimseyen bir hareket. Sosyal liberal sentezle Derviş’in anlatmaya çalıştığı bundan farklı değil. Türkiye solunda geçmişten bu yana benzer değerler yer alıyor. Alınganlık olmasın ama ben biraz Türkçe terimler kullanılmasından yanayım. Siyaset dili ayrıca tercümeye gereksinme duyarsa seçim ortamında bunun sıkıntısını çekeriz.
     
Bugünkü bölünmenin sorumlusu 12 EYLÜL
Merkez sağ ve solun parçalanmasında 12 Eylül askeri rejimini kusurlu görüyor musunuz?
     Kesinlikle... 12 Eylül Türkiye’de siyasetin kurumlarını yıkarak, siyasete emek veren kadroları yasaklayarak siyasetin çöküşüne yol açtı. AP ve CHP gibi ana akımlar 1980’lerde Türkiye’nin yüzde 80’ini kapsıyordu. Partileri kapatmakla siyaseti, devlet yönetimini acemi işi haline getirdiler. Bugünkü bölünmüşlük 12 Eylül’ün yaptığı tahribatın ürünüdür.
     
3 Kasım arzulanan birliği sağlayacak mı?
     Doğru bir programla toplumun yüzde 30’luk kesimini bir partinin yakalaması mümkün. CHP bunu başarırsa seçimden birinci parti çıkar. AB hedefi de önemli.
     
Ecevit CHP’yi etkilemez!
     CHP eski Genel Sekreteri Ertuğrul Günay, "Sayın Ecevit’in ‘ulusal sol’ vurgusu, Cumhuriyet Halk Partisi’ni etkilemez, köşeye sıkıştırmaz" dedi
Solda güç birliği amaçlanırken 3 Kasım seçimlerine CHP, DSP ve Yeni Türkiye ayrı partiler halinde giriyor, Ecevit ise ‘ulusal sol’a çağrıda bulundu. 1970’lerden bu yana solda politika yapan birisi olarak ne fark görüyorsunuz bu 3 parti arasında?
     Aslında iki kurumsal yapı var: DSP ve CHP. Yeni Türkiye, DSP içinden çıkmış. Hepsinin kökeninde 1980 öncesi Cumhuriyet Halk Partisi var. CHP’nin 1960’larda Türkiye’yi tanıştırdığı kavram, Ortanın Solu’dur. Sayın Ecevit nedense demokratik solu, sosyal demokrasinin karşıtı bir kavram gibi göstermeye çalıştı. Şimdi de ‘ulusal sol’ kavramını solun öteki versiyonlarını dışlıyor gibi bir yeni içerikle sunmaya çalışıyor. Özünde bu partiler arasında ideolojik fark olduğunu düşünmüyorum. CHP ve DSP’nin programlarında benzer kavramlar kullanılıyor. Aslında sol evrensel bir açılımdır. Sosyal demokratlar ‘aydın hareketi’ olarak kalmayıp iktidar olmak istiyorlarsa elbette yerli, özgün ve ulusal olmak zorundadırlar. Ulusallıktan benim anladığım yurtseverliktir. Şovenizm, katı milliyetçilik değildir.
     
1999 seçimlerindeki ‘ulusalcı’ çizgi Güneydoğu’daki şartların ve Apo rüzgarının da etkisiyle DSP ve MHP’ye seçim kazandırmakla kalmadı, milliyetçi sağ ve solu koalisyon ortağı yaptı. Ecevit’in çağrısı bugün ne anlama geliyor?

     ‘CHP ulusal bir hareket’
     Ecevit belki ekonomi politikalarında daha yerli, ulusalcı yaklaşımları sergileyen bir ayrım yaratmaya çalışacak. CHP, Türkiye’nin önüne bir yeniden yapılanma programı koymaya uğraşıyor. CHP hangi yeni açılımı söylerse söylesin, tarihi itibariyle ulusal, vatansever ve ülke bütünlüğünden yana bir harekettir. Bu yönüyle hiç tartışılmaz. Sayın Ecevit’in ‘ulusal sol’ vurgusuyla hedefi CHP ise bu Cumhuriyet Halk Partisi’ni etkilemez. Köşeye sıkıştırmaz.
     



 SİYASET


SOHBET ODASI
Derviş’in farkı yok
‘Hainler içten ve dıştan vurdu’
Sabah namazında arıyor
Alevi talepleri belirlendi...
Yeni Türkiye’ye YDP marşı...
CHP’nin Çin raporu hazır
Danışmandan Çiller intikamı
Erdoğan: Karar YSK’nın


 SAYFA BAŞI 




© 2002 Milliyet