02 Eylül 2002 Pazartesi


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



AB’nin takvim oyunu

     İdamın kaldırılması, anadilde yayın ve kültürel haklar. Kopenhag zirvesinde AB’den müzakere takvimi alabilmenin ‘olmazsa olmaz’ koşulu sayılan tarihi adımları atabilmek için yaz başında koalisyonu bozmayı bile göze alabilen Türkiye, üyelik sürecinde yeni bir düş kırıklığı yaşıyor.
     İlk olumsuz sinyal geçen hafta Türk işadamlarıyla bir yemekte buluşan Federal Almanya Başbakanı Schröder’den gelmişti.
     Alman Şansölye, Kopenhag zirvesinden takvim beklemenin gerçekçi olmadığını ‘üstü kapalı’ duyurmuştu. Türkiye gibi Almanya da seçim atmosferi yaşadığı için AB konusundaki temkinli tutum ilk anda Sosyal Demokratlar ile Hıristiyan Demokratlar’ın yarışına bağlanabilirdi. AB konusunda Türkiye’yi ödüllendiren bir tutum partilerden biri aleyhine olabilirdi.
     Ancak Schröder’in verdiği mesajın Almanya’nın kötüye giden ekonomisi ve iç politik kaygılarından çok AB zirvelerinden kaynaklandığı çok geçmeden anlaşıldı.
     AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen, aralıktaki Kopenhag zirvesinden Türkiye’nin takvim beklememesi gerektiğini açıkça söyledi.
     Verheugen’in şu sözleri can sıkıcıdır:
     ‘Türkiye’de reform paketinin kabul edilmesi üyeliğe doğru attığı büyük bir adımdır. Unutmayalım, Türkiye aday ülkedir. Ancak Türkiye aralıkta Kopenhag’da yapılacak zirvede üye ülke şartlarıyla bir müzakere tarihi beklememelidir.
     Komisyonun müzakere tarihi ve üyelik için göz önüne aldığı ölçütler değişiktir. Türkiye’ye bir tarih vermeden önce reformların hayata geçirilmesini görmek istediğimizi gizleyemeyiz. Aralık ayına kadar reformların tam olarak uygulanabileceğini sanmıyorum. Yani bizden bir sonuç beklenmesin. Biz uygulamaların göz boyayıcı şeklini değil gerçeğini görmek istiyoruz.’
     AB komiserinin sözleri, Ankara açısından düş kırıcı olmanın ötesinde ‘Ne yapsak bizi almazlar’ diyen çevrelere de güç vermektedir.
     CHP lideri Deniz Baykal, Almanya’da Schröder’in yemeğindeki havayı aldıktan sonra dönem başkanı Danimarka’nın Ankara Büyükelçisi’yle görüştü.
     AB rüzgarını arkasına almak isteyen partiler seçimden sonra AB ile masaya oturmayı hedeflerken, 1 Ekim’de Meclis açıldıktan sonra 3 Kasım’da seçimi erteletmeye çalışacakların en önemli kozu da Kopenhag olacak.
     Hükümeti düşürerek seçimi Nisan 2003’e bırakmak yanlısı partiler böylece AB’nin müzakere takvimi vermekte engel çıkardığı ‘uygulama yasalarının’ da Meclis’ten geçebileceğini savunuyorlar.
     AB’nin ‘takvim oyunu’ baraj korkusu taşıyan partilere ve küskün milletvekillerine yeni bir avantaj sağlar mı bilinmez. Ancak Brüksel’in Türkiye’yi AB liginden uzak tutmak için her defasında yeni gerekçeler aradığı kesin. İspanya’da ETA’nın siyasi kanadı Batasuna partisinin kapatılması da kötü bir rastlantı olmalı! Ne yapalım?
     Zaten AB üyesi olmasak da demokrasimizi geliştirmeyecek miyiz? Biz de Sezen Aksu’yu dinlemeye Efes’e gideriz.
     
     dsazak@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Aydınlar Yüzyılı

Çetin ALTAN
Dolar

Fikret BİLA
Üç kritik karar

Yasemin CONGAR
Brzezinski diyor ki...

Hurşit GÜNEŞ
Rakamlar memuru zorluyor!

Hasan PULUR
Hayali ihracattan Naylon Holding’e...

Derya SAZAK
AB’nin takvim oyunu

Ece TEMELKURAN
Ne mutlu Anadoluluyum diyene!

Osman ULAGAY
Ulusal ekonominin aldatıcı cazibesi

Güngör URAS
Fakirlere ‘vah vah’ toplantısı

© 2002 Milliyet