03 Eylül 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



AB’nin niyeti ne?

     AB Komisyonu’nun Genişleme Sorumlusu Günter Verheugen’in basında nakledildiği şekli ile son demeci, Türkiye’deki AB karşıtlarına "biz size söylememiş miydik" dedirtecek kadar tahrik edici.
     Haydi diyelim ki, Verheugen’in sözleri "tarih beklemeyin" anlamında, sansasyonel şekle sokularak Türk kamuoyuna sunulmuş olsun. Fakat konuşmasının metnine bakıldığında da, AB’nin Kopenhag zirvesinden Türkiye ile müzakerelerin başlama tarihinin çıkmayacağı sonucu çıkıyor. Gerçi bununla ilgili cümle "sanıyorum" diye kişisel bir değerlendirme ile bitiyor; ama bunu söyleyen kişi Verheugen gibi önemli bir yetkili olunca, elbet verdiği mesajı da ciddiye almak gerekiyor.
     Her ne kadar Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel, Verheugen’in komisyonda görevli bir bürokrat olduğunu, esas 15 üye ülkenin siyasi iradesinin önem taşıdığını söylüyorsa da, Alman kökenli diplomatın görüş ve tavsiyelerinin nihai karar üzerindeki etkisi de yabana atılmaz. Kaldı ki, Verheugen’in söylediklerini, bir süredir dönem başkanı Danimarka Dışişleri Bakanı dahil, diğer yetkililer de (belki daha üstü kapalı biçimde) belirtiyordu...
     * * *
     BÜTÜN bunlardan çıkan sonuç şu: Bizim de bu sütunda birçok kez işaret ettiğimiz gibi, Meclis’in uyum yasalarını onaylaması ile AB’den istenilen takvimin otomatik olarak elde edileceğini sanmak yanlış. AB en azından bu yasaların ve genelde Kopenhag kriterlerinin yaşama geçirildiğini görmek istediğini daha baştan ilan etmiştir. Ama Türkiye’de uyum paketinin çıkmasından sonra öyle beklentiler yaratıldı ki, şimdi AB yetkililerinin ifade ettiği kuşkular büyük düş kırıklığına yol açıyor.
     Aslında Türkiye AB’nin isteklerini yerine getirmek konusunda büyük bir gayret sarf etti. Meclis’in tatili kesip alelacele yasaları geçirmesi, bunun en canlı örneği. Buna rağmen, Verheugen’in dile getirdiği kuşkuların hala mevcut olması, gerçekten düş kırıcıdır.
     * * *
     BUGÜNDEN itibaren Gürel’in Strasbourg’da ve Brüksel’de yapacağı temaslarda Avrupalı yetkililere vereceği mesaj, "biz iyi niyetimizi, kararlılığımızı gösterdik; şimdi sıra sizde" şeklinde olacak.
     AB’nin tarih vermek konusundaki isteksizliğinin nedeni, Türkiye’nin reformları uygulamak ve AB ile gerçek bir uyum sağlamak konusunda yeterli bir iradeye sahip olduğunu göstermemiş olması olarak gösteriliyor.
     Aslında AB bu konuda gerçekten iyi niyet ve kararlılık taşıyorsa (ve başka faktörler etkili olmuyorsa) Kopenhag zirvesinde müzakere tarihini vermesi o kadar zor - veya imkansız - bir şey olmamalı. Sonuçta bu tarih 2004’ten önce olmayacak. Üyeliğin gerçekleşmesi de herhalde o tarihten itibaren 7 - 8 yıllık bir süreç gerektirecek. Türkiye - hele cesaretlendirilirse - bu süreci iyi kullanacaktır. AB’nin bu sinyali ve cesareti vermekle kaybedeceği bir şey de yoktur.
     Aksine, eğer AB aralık ayında tarihi belirlemez, "ara çözümler" ile oyalamaya giderse, Ankara AB’ye karşı büsbütün soğuyacaktır. Bir Türk diplomatının deyişi ile, "o takdirde AB Türkiye’nin gündeminden düşer". Bu ise, Türk diplomasisinin AB konusunda yön değiştirmesine kadar da gidebilir...
     * * *
     AB’nin bunu anlaması ve şimdiden hesaplarını ona göre yapması gerekir. Verheugen’in son konuşması gibi kışkırtıcı laflar, hele Türkiye’deki seçim ortamında, olsa olsa AB karşıtlarına malzeme sağlar ve kamuoyunda artık onarılması zor bir kırgınlık yaratır.
     Bugünkü dünya konjonktüründe AB’nin böyle bir sonuca yol açmak istediği düşünülemez.
     O halde AB yöneticileri niyetlerini belli etsin ve ona göre hareket etsin...
     
     skohen@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Siyasi fırtınalar

Melih AŞIK
Fiili iktidar...

Fikret BİLA
Kürtçe kurs başlıyor

Hasan CEMAL
AB, tarihi bir hata daha mı yapacak?

Can DÜNDAR
1955 model kafalar

Sami KOHEN
AB’nin niyeti ne?

Mehmet Y. YILMAZ
Kolay değil 30 yıl ayakta kalmak

Derya SAZAK
Derviş’in meşruiyet kaygısı

Meral TAMER
Taksiye, şoförün dinini sorup da mı binsek?

Güngör URAS
8 milyon fındıkçı fiyat bekliyor

Serpil YILMAZ
Paraları çar çur ettiniz!

M. Ali BİRAND
Kendinden emin bir Deniz Baykal

© 2002 Milliyet