03 Eylül 2002 Salı


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



Taksiye, şoförün dinini sorup da mı binsek?

     Gazeteleri okurken bazen "Keşke o yazıyı ben yazmış olsaydım" derim. Bundan böyle evde yüksek sesle söylemeyeceğim, çünkü kızım her seferinde çok üzülüyormuş meğer. Oysa benim bu "keşke" meselesi hayıflanmadan çok, daha iyisini yapma arzusuyla karışık bir takdirin ifadesi. Zaten çoğumuzun yaptığı gibi ben de çok beğendiğim yazıları kesip saklarım.
     Zülfü Livaneli’nin değişik ülkelerdeki taksicilerin farklı davranışlarından yola çıkarak yazdığı "Din kökenli ahlak" başlıklı yazısını, epey bir süre önce yine "keşke" diyerek kesip saklamıştım. Geçen gün Hürriyet’te Malezya Turizm Bakanı’nın turistten fazla para alan taksi şoförünün öldürülmesini ciddi ciddi önerdiğini okuyunca Livaneli’nin yazısı geldi aklıma.
     Resmi dini bizimki gibi İslam olan Malezya’da da şoförler, demek bizimkiler gibi fırsatını bulduklarında müşteri kazıklıyorlar. Ne zaman gazeteye yabancı bir konuk gelecek olsa, taksici kazıklayacak da acısını 10 dakika benden çıkartacak diye dertlenirim.
     Yoksa bizim taksi şoförlerinin müşteri kazıklama eğilimleri (istisnalar kaideyi bozmaz), dinimize kadar uzanıyor mu?
     Livaneli’nin yazısını okuyup karar verin:
     
Fransız kazıklar
     "Yolu dışarıya düşmüş olanlar bilir: Parisli taksi şoförü, eğer yabancı olduğunuzu anlarsa sizi kazıklar: Gündüz yerine gece tarifesi açar, çevre yollarına çıkıp yolu kilometrelerce uzatır ve hak ettiği paranın en az iki mislini alır sizden.
     Bu iş Roma’da da böyledir. Dikkatli olmazsanız yandınız.
     İspanya’da, Yunanistan’da, Portekiz’de de göze almalısınız bu riski.
     
Alman kazıklamaz
     Ama Almanya’da taksi şoförleri dürüst çalışır.
     İngiltere’de de öyledir.
     İskandinav ülkelerinde sizi kazıklamak kimsenin aklına gelmez. Hollanda’da olduğu gibi, tarife neyse onu alırlar. (Tek tük aksi örneklere rastlansa bile genellikle durum böyledir.)
     O zaman yukarıda saydığım ve hemen hepsi Hıristiyan olan bu ülkelerde ortak ahlak temeli yok demek ki.
     Bu durum ahlakın, hep iddia edildiği gibi din kökenli olmadığını mı gösteriyor?
     Bence öyle değil.
     Tam tersine, din kökenli ahlakın ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.
     Örnek verdiğimiz ülkelerden Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz Katolik. İkinci kategoride yer alan İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya, Almanya, Hollanda ve İngiltere Protestan. Yunanistan Ortodoks.
     Bu ilginç sınıflama ister istemez dikkatinizi çekiyor ve bu kadar büyük rastlantı olmayacağını düşünerek Katolik ve Ortodoks ülkelerdeki ahlak yapısının, insanları modern ticaret ortamında koruyacak bir etik mekanizma yaratamadığını, oysa Protestan ülkelerde bu korunmanın sağlandığını görüyorsunuz.
     Yoksa turisti kazıklamaya çalışan esnafın sadece Katolik ve Ortodoks ülkelerde bulunmasını, dürüst davrananların ise sadece Protestan ülkelerinde yaşamasını sistematik olarak açıklayamazsınız.
     Çünkü bu ülkelerin gelir durumları, Avrupa Birliği üyesi oluşları, sanayileşmeleri, enflasyon oranları ve sosyal kurumları, üç aşağı beş yukarı aynı düzeydedir.
     
Protestan ahlakı
     Fransa Almanya’dan daha yoksul bir ülke değil.
     Ya da Finlandiya İtalya’dan daha büyük ve zengin bir ülke olmadı hiç.
     O zaman bu fark nereden doğuyor?
     Protestan ahlakından.
     Bilindiği gibi Protestanlık, sanayi devrimine ve kapitalizme en uygun mezhep. Kalvinizm modern ticaretin moral kurallarını koyuyor.
     Marx’ın belirttiği gibi "emeğini satan özgürleşmiş işçi" Protestanlık sayesinde ortaya çıkıyor.
     Amerikan sisteminin kuruluşu da varlığını Protestan ahlakına borçludur.
     Kısaca değindiğim bu örnekler, modern ahlak yapısındaki din kökenini sanırım itiraza meydan bırakmayacak biçimde vurguluyor.
     
Pekiyi ya İslam?
     İsterseniz İslam dinini bir de bu açıdan ele alalım ve nasıl bir ahlak yapısı yarattığını düşünelim.
     İslam ülkelerindeki esnafa güveniyor musunuz?
     Sizi bir Mısırlı, Iraklı, Suriyeli, Yemenli, Türk şoförün gezdirmesini mi tercih edersiniz, yoksa bir İsveçli, bir Alman, bir İngiliz şoförün mü?
     Basit bir soru gibi görünüyor ama, birçok şeyin cevabı bu soruya vereceğiniz yanıtta gizli.
     Geleneksel ahlakımız bizi koruyor mu, korumuyor mu?
     Ya da daha önce koruyordu da şimdi mi korumuyor?"
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     




 SAYFA BAŞI 





Taha AKYOL
Siyasi fırtınalar

Melih AŞIK
Fiili iktidar...

Fikret BİLA
Kürtçe kurs başlıyor

Hasan CEMAL
AB, tarihi bir hata daha mı yapacak?

Can DÜNDAR
1955 model kafalar

Sami KOHEN
AB’nin niyeti ne?

Mehmet Y. YILMAZ
Kolay değil 30 yıl ayakta kalmak

Derya SAZAK
Derviş’in meşruiyet kaygısı

Meral TAMER
Taksiye, şoförün dinini sorup da mı binsek?

Güngör URAS
8 milyon fındıkçı fiyat bekliyor

Serpil YILMAZ
Paraları çar çur ettiniz!

M. Ali BİRAND
Kendinden emin bir Deniz Baykal

© 2002 Milliyet