06 Eylül 2002 Cuma


BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  KÜLTÜR & SANAT  
·  SERİ İLAN  

 



"Akıllar sevişir mizah olur"

Tekniği güçlü, hüzünlü mizahçı, son kertede iki büyük şair Pablo Neruda ve Orhan Veli’nin şiirlerine nüfuz etti. Metin Üstündağ, Eylül 15’de bir de dergi çıkarıyor.

     Karikatüristlerin ayrı bir alemi mi var?
     Özel bir dilleri, anlaşma biçimleri var onların. Bir de işleri gereği çok gözlemci oldukları için insan sarrafıdırlar. Kendiliğinden işleyen bir mantıkları vardır ve biraraya geldiklerinde birbirlerini kanırtır, uyandırır, tahrik ederler. İki mizahçı yazar ya da çizer birbirlerini anlıyorlarsa çok eğlenirler.
     
     İkisi çok eğlenir de, yanlarına denk düşen faniye ne olur?
     Mizah duyarlılığı varsa, o da eğlenir.
     
     Orhan Veli ve Pablo Neruda’dan sonra da tatbikatlar sürüyor anladığım kadarıyla...
     Orhan Veli’nin bir uzun şiiri var, "Âşık Resmi Geçidi" diye. On ikiye yakın kadını anlatıyor. On iki hikâyeyle onları bugüne taşımayı düşünüyorum. Bir de Sait Faik projem var. Onun öykülerinde geçen yerlerin çoğu değişti. Mesela Galata Köprüsü artık yok. O tipler günümüze gelmişler, hikâyedeki insanlar yaşıyor ama o mekanlar o mekanlar değil. Sudan çıkmış balığa döndükleri bir atmosfer yaratmayı düşünüyorum. Uzun mizah öyküleri denemedim. Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Muzaffer İzgü tarzı, klasik hikâye tarzı bir kitap düşünüyorum. Memur Mahmut efendi o gün öyle kalkmıştı falan gibi... Bir de Atatürk’lü bir projem var. Vecizelerinden ve halkın bunlara ne kadar uyduğundan biraz kara mizah çıkarıcağım.
     
     Orhan Veli ile Neruda’dan daha sıkı fıkı gibisiniz.
     Orhan Veli’nin şiirlerindeki ruh halini seviyorum. Büyülü anların, çok basit anların şairi. Basit ama değerli bir dünyanın şairi. Kederini seviyorum. Bir de ustalığını seviyorum. Şiirini aşağılamak anlamında ‘suluboya şairi’ derler ona. Söyleyenlerin çoğu resimden anlamıyor tabii. Dünyanın en zor tekniği suluboyadır. Boyadan çok suyu kullanmakla ilgilidir. İstemeden de olsa yüceltmiş oluyorlar yani.
     
     Pablo Neruda size göre azıcık daha ‘ciddi’ bir şair değil mi?
     Pablo Neruda, dev bir adam. Nazım Hikmet falan gibi. Kitabı çok önce bir gecede yazmıştım ama "Postacı" filmini gördüm ve birden kendimi oradaki postacı gibi hissettim. Neruda dev ya! Orada beni vuran şeyi kitabın da başına aldım zaten: "Şiir yazana değil ona ihtiyaç duyana aittir". Bu cümle beni kitabı yayımlamaya ikna etti, kitabın çatısını kurdu. Gerekçemi buldum. O lafla fark ettim ki, Neruda ona verdiğim cevaplara sevinecek.
     
     Bizde şaire, edebiyatçıya üstün insan kimliği yükleniyor, onlar da tereddütsüz alıyor!
     Bak, sırf bu yüzden kendime şair demiyorum. Bir şiir yazarıyım. Şair başka bir şey. Poz veren adam, heykel, büyük adam vs... Bense nefes alan, terleyen, yellenen, yani yaşayan bir adamım. Ama işte Orhan Veli’nin çizdiği şair portresini seviyorum.
     
     Türkiyeli edebiyat ve şiir niye ciddi ve kasık?
     Çünkü mizah hafiflik olarak alınıyor. Mizah tanımları çok yalnış. Mizahı kabaca birilerine, birşeylere geçirmek olarak düşünüyorlar. Oysa benim anladığım mizah çok ince birşey. Bir adamla şakalaşmak gibi. Akılların sevişmesi, oynaşması, birbirine cilve yapması. İki güzel beynin atışması. Jest yapması. Benim için budur. Şiirsel bir inceliğinin olması gerekir. Öyle kaba birşey değil. Geçirmek, birini alşağı etmek başka birşey ya da mizahın başka bir tonu. Yıkmayı bozmayı çok sevmiyorum. Gerilimden mizah üretmeyi seviyorum.
     
     Nasıl hem siyasi kalıp hem de popüler şekilde söyleyebiliyorsunuz yazdıklarınızı?
     Siyasetten ne anladığınızla ilgili biraz bu. Benim anladığım siyaset politikacıların kullandığı kaba siyasi söylem değil. Sevişen iki insanın arasında, yatakta bile bir siyaset vardır. İktidar, ezen, ezilen, düzen, düzülen falan. Her yerde siyaset vardır. Siyaseti hayatta nüfus ettiği yerlerle ilgili olarak algılıyorum. Benim düşündüğüm yerden "Pazarsevişgenleri"ne dava açılmasına hiç şaşırmamak gerekiyor. Çünkü son derece siyasi bir kitap. Var olan erkek kadın bakış açısını, cinsiyetlere biçilen rolleri paramparça eden bir yapısı olduğu için çok siyasi bir kitap. Dili bozmak açısından çok siyasi mesela.
     
     Leman’dan ayrıldınız ve ‘yeni bir oluşum’ içindesiniz.
     Ayrıldık ve ayrılmanın gerekçesi ayrılmaktır zaten. Ayrıldıktan sonra da üzerine konuşmak ilişkiyi zedeler diye düşünüyorum. Bir birlikteliğimiz vardı, sevgiliden ayrılmış gibi konuşuyorum ama bitti. Ben, Selçuk Erdem ve Erdil Yaşaroğlu, günün moda tabiriyle troyka üçlüsü halinde helalleşerek ayrıldık. Fakat bu ayrılığı duyan bir sürü insan da gelmek istedi. Ama biz Leman’ın daha da bölünmesini ya da kapanmasını istemiyoruz ki. O yüzden yeni katılımları engellemeye çalışıyoruz. Amacımız başka bir çeşni sunmak. Tamamen mizah dergisi. Eylül 15 gibi çıkacak.
     
     Ufukta ‘post’ Öküz projesi de var mı?
     Bu çıkaracağımız dergi oturursa altı ay ya da bir yıl sonra Öküz’e benzer bir dergi daha çıkarıcaz. O da haftalık olacak. Biz bu gibi yayınların bağımsızlığını önemsiyoruz, bunun için de mizah dergisinin lokomotif olması gerekiyor. Her şey yeni derginin tutup tutmayacağı ile alakalı.
     
     Metin Üstündağ’ın her iki kitabı da Sel Yayıncılık’tan çıktı.










 KÜLTÜR & SANAT


Belleğin mahremini resmederdi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Koşuyoruz ki ne biçim!
"Akıllar sevişir mizah olur"
Edebiyatımızın ‘diri’ doğmuş çocuğu
Sanal ortamda sanat
Bir bankanın görsel anıları
Hem yerel hem kişisel
Askeri harekat alanında natürmortlar
Anasının kızı
ISM’de sanata devam
Spielberg’den Yüksel’e tam not!
Müzikle terapi için "Silence" serisi birebir
Hiçbir yerden gelen adamlar
"Ne hissediyorsam o..."
Andy Williams’a başlarken
"Uluslararası adını hak ediyoruz"
Olmadı ama olacak inşallah!
Caza elektronik bulaşınca
Pahalıya patlayan şaka
Sapına kadar kötü
Dünya emin ellerde
Ustaoğlu’nun bitmeyen yolculuğu
59 gösteriyor ama 70 yaşında!
İzmir’in belleğine yolculuk
Ekran seçime koşuyor
Seçim zamanı
Doğada uyanmak
Hayat atölyesi
Kilimwomen
Yeni yayınlar


 SAYFA BAŞI 





© 2002 Milliyet