
|

"Uluslararası adını hak ediyoruz"
Prof. Dr. Filiz Ali’nin koordinatörlüğünde yürütülen Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi beşinci yaşına girdi. Akademideki uzmanlık kursları bu yıl 10 - 20 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
ASLI ONAT
Türkiye’deki mevcut klasik müzik eğitimini bir adım ileri götürerek, konservatuvar öğrencilerinin on gün boyunca dünya çapında tanınmış müzisyenlerden oluşan öğretmen kadrosuyla çalışmasını sağlayan Uluslararası Ayvalık Yaylı Çalgılar ve Oda Müziği Uzmanlık Kursları, beşinci yılını doldurdu. İlki, 1 - 10 Eylül 1998 tarihleri arasında düzenlenen Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi (Ayvalık International Music Academy / AIMA), her yıl olduğu gibi bu dönem de Prof. Dr. Filiz Ali’nin koordinatörlüğünde yürütülüyor. Bu yıl 10 - 20 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek kursta Prof. Peter Bruns viyolonsel, Lukas David ve Çiğdem Yonat İyicil keman, Tatjana Masurenko viyola, Şirin Pancaroğlu arp ve Vieri Bottazini flüt dersleri verecek.
AIMA beşinci yılını doldurdu. Geride bıraktığınız dönemi bugünle karşılaştırdığınızda nasıl değerlendiriyorsunuz?
İlk yıl, son derece acemiydik. Çünkü Müzik Akademisi, tamamen amatör ruhla başlayan bir müzik kursuydu. Özellikle konservatuvar öğrencilerinin ders yılı içerisinde yeterince yoğun çalışamadıkları düşünülerek gerçekleştirilen on günlük yoğun müzik ortamını yaratmaktı amaç. Birinci yıl hem öğrencilerin başarısı hem de hocaların memnuniyeti açısından çok iyi sonuçlandı. Biz de cesaretlendik ve devam etmeye karar verdik. Yıldan yıla ustalaşıyoruz ama yeni sorunlarla da karşılaşıyoruz. AIMA, artık Ayvalık’ta tanınıyor, bekleniyor. İmece usulü bir yardımlaşma söz konusu. Ayvalık’ta yaşayan ve yardımsever olan insanlardan maddi ve manevi destek alıyoruz. Çay saatinde pasta yapıp getirenler bile oluyor.
Gelecek yıllarda farklı enstrümanlar için yeni sınıflar açıp eğitimin kapsamını genişletmeyi düşünüyor musunuz?
Çok planımız var tabii. Ben bu yıl gitar sınıfı olsun istedim. Ama hoca Marcos Ossias, ücret konusunda pek fedakâr davranmadı. Sponsorlarımız artarsa ileride olabilir. Oysa yaylı çalgılar hocalarımız, Türkiye’nin gerçeklerini bildiklerinden dünyanın hiçbir yerinde kabul etmeyecekleri ücretleri, sırf ortamı sevdikleri için kabul ediyorlar. Piyano konusunda da çok istek var ama hem çok pahalı hem taşınması zor bir çalgı. Ayvalık’ta sürekli bir mekânımız olursa, belki bize piyano bağışlayanlar olur.
Akademi’ye başvurular, 25 Ağustos’ta sona erdi. Bu yılki katılım, geçen yıllara oranla nasıl?
En çok katılım bu yıl oldu. Ama hâlâ istedikleri halde gelemeyen çok sayıda öğrenci var. Yeterince burs sağlayamıyoruz, keşke daha fazlasını yapabilsek.
Başvurularda kriterleriniz neler? Önceki yıllardan tanıdığınız öğrencileri mi tercih ediyorsunuz, yeni başvuranları mı?
Öncelikle 25 öğrenciden fazlasını alamıyoruz. Daha önceden katılmış öğrencileri tercih ediyoruz. Başvuru sahiplerinin düzeylerini önceden araştırıyor ve biliyoruz. Kendine güvenmeyen öğrenci, zaten başvurmuyor. Bu on gün içinde hazır olan programlar üzerinde çalışıyorlar.
Yurtdışından çok katılım oluyor mu?
Çok diyemeyeceğim ama bu yıl geçen yıllara oranla daha fazla. Sanırım web sayfamız etkili oldu. Ayrıca kursa gelen hocalarımızın ders verdikleri okullardaki öğrencilerden, hocalarla yazın da çalışmak istedikleri için, ekstra başvurular aldık. Almanya, Yunanistan ve Fransa’dan gelecek öğrencilerimiz de var. Uluslararası adını gitgide daha fazla hak ediyoruz.
Türkiye’deki konservatuvar öğrencilerinden bazılarıyla konuştuğumuzda, mevcut eğitim sisteminde Türk ve yabancı hocaların öğretileri arasında kaldıklarını, yurtdışında eğitime gittiklerinde ya da solo kariyere yöneldiklerinde biraz zorlandıklarını söylediler. Ne dersiniz?
Konservatuvarda bir hocayla yıllarca eğitim görüyorsunuz. Bir ikinci, üçüncü kulağın sizi dinlemesi çok önemli. Çünkü hocanızla o kadar iç içe oluyorsunuz ki artık sizi objektif bir kulakla dinlemiyor olabilir. Bazı konularda eksiğiniz ya da fazlanız olabilir. Yeni kulakların sizi dinlemesi kafanızı karıştırmamalı, aksine ufkunuzu açmalıdır. Farklı bir görüş açısı size yeni kapılar açar. Bu, öğrenciden öğrenciye değişir. Kimi daha tutucudur, kimisi hızla adapte olur. Yeniliklere daima açık olmak lazım ve öğrenmenin sonu yok.
Klasikbatimuzigi@yahoogroups.com’da eskiden Gaziantep’te bir Filarmoni Derneği olduğuna dair mesajınızı okudum. Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere Türkiye’nin başka bölgelerine de AIMA gibi bir eğitimin götürülmesi söz konusu olabilir mi?
Antakya’nın doğusuna hiç geçmedim. Ama biliyorum ki 50’li ve 60’lı yıllarda Gaziantep’de bir Filarmoni Derneği’ni düzenlediği konserler oluyordu. Demek ki kentte bir merak vardı klasik müziğe karşı. Kompozitör Nazife Güran Hanım ve eşi kurmuş derneği. Bende birtakım konser programları var mesela: Suna Kan - Ferhunde Erkin keman - piyano resitali, Ankara’dan CSO yılda dört beş konser vermiş. Bu, tamamen eğitime bağlı. Doğu’da ve Güneydoğu’da pek çok üniversite var. Buralarda konservatuvar eğitimi verilebilir. Anadolu’da o kadar çok müziğe yatkın genç var ki. Ama keşfetmeden, olduğu gibi bıraktığımız için yok olup gidiyorlar, çok yazık.
KÜLTÜR & SANAT


Belleğin mahremini resmederdi
Çok dinlenenler
Haberiniz olsun
Çok izlenenler
Çok okunanlar
Koşuyoruz ki ne biçim!
"Akıllar sevişir mizah olur"
Edebiyatımızın ‘diri’ doğmuş çocuğu
Sanal ortamda sanat
Bir bankanın görsel anıları
Hem yerel hem kişisel
Askeri harekat alanında natürmortlar
Anasının kızı
ISM’de sanata devam
Spielberg’den Yüksel’e tam not!
Müzikle terapi için "Silence" serisi birebir
Hiçbir yerden gelen adamlar
"Ne hissediyorsam o..."
Andy Williams’a başlarken
"Uluslararası adını hak ediyoruz"
Olmadı ama olacak inşallah!
Caza elektronik bulaşınca
Pahalıya patlayan şaka
Sapına kadar kötü
Dünya emin ellerde
Ustaoğlu’nun bitmeyen yolculuğu
59 gösteriyor ama 70 yaşında!
İzmir’in belleğine yolculuk
Ekran seçime koşuyor
Seçim zamanı
Doğada uyanmak
Hayat atölyesi
Kilimwomen
Yeni yayınlar
SAYFA BAŞI

|
|

|